TEORİ MÜCADELE ZEMİNLERİNDEDİR
Sovyet ve Çin devrimlerinin yenilmesi, karşı devrimi güçlendirdi. Bu süreç bütün dünyaya böyle yansıdı. 1980 sonrası süreçte karşı devrim ataktaydı ve karşı devrimci, revizyonist, neo-liberal, dogmatik akımlar bu süreçte boy verdiler. Çünkü devrimler ve devrimciler yenilmişti ve pratik mücadele geri çekilmişti ve teoride çıkmıyordu. Devrimci pratiğin gerilediği, baş aşağı gittiği dönemlerde, teoride genel bir bunalım yaşıyor ve kendisini yenileyerek üretemiyor. 1975’lerden bugüne teorinin bunalım yaşamasının nedeni, dünya devrimci pratiğindeki tıkanmalardan kaynaklıdır. Paris Komünü (1871) sonrası yaşanan durgunluk, 1917 Ekim Devrimiyle aşılmıştı ve dünya kapitalist emperyalist cephesinde büyük bir gedik açılmıştı. Bu devrime Çin, Arnavutluk, Asya, Latin Amerika ve Afrika’nın çeşitli ülkelerindeki devrimler eşlik etti ve teoride bu zeminlerden çıkıyordu.
1980-90’lı yıllarda Neoliberalizm, kafatasçı gerici Milliyetçilik, Sivil Toplumculuk, Anarşizm, toplamda bunların hepsi devrim ve sosyalizmden bir kaçıştı ve çevreciler, feminist akımlarda bu ortamda boy veriyorlardı. Bütün bu devrim ve sosyalizm mücadelelerinden kaçış, yenilgiden kaçışın sonuçlarıydı ve muazzam bir savrulma, yozlaşma, kişiliksizleşme ve dağınıklık yaşanıyordu. Bu akımların bir çoğu karşı devrimcileşerek, kendilerini bir nevi inkar ettiler. Bugün dünyamız yeniden devrimci atılım sürecine girmiş ve teoride bu zeminlerden çıkacaktır. Amerika, toplamda emperyalizm ve yerli işbirlikçileri Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve Ön Asya’da yenilmiştir. Modern revizyonist iktidarlar, kapitalist emperyalist sisteme entegre olarak miadını doldurdular. Önümüzdeki süreçte, dünyanın gelişmiş kapitalist ülkelerin sömürdüğü, sömürgeleştirdiği, bağımlı-yarı bağımlı, görece ileri ülkelerdeki devrimci atılım ve pratikler sürece damgasını vuracaktır.
Dünyamızın kriz haritası, kriz coğrafyası bu iki gerçekle bizi yüzleştirmektedir . Bu iki gerçeklik önümüzdeki süreçte yoğun toplumsal pratiklerin ve teorik yeniden atılımların genel bir haritasını bizlere vermektedir. Dünyamız genel olarak tedricen topyekun bir devrimci atılım sürecine girmiştir. Kapitalizmin krizi süreğen ve kroniktir.
Sosyalizm deneyimi yaşamış ve geriye dönmüş toplumlar, kaçınılmaz olarak yeniden ve daha üst devrimler yapmanın eşiğine gelmişlerdir. Ya revizyonist burjuvazinin piyasacı kapitalist çözümüne teslim olacaklar, ya da devrimlerle bu süreci aşacaklardır .İkinci olasılık en güçlü olanıdır. Pratik bütün gelişmeler, bu ikinci gerçeği destekliyor. Bu tür toplumlarda emekçilerin, işçi sınıfının ve tüm devrimci kitlelerin, bürokratik burjuva revizyonist yönetimlere karşı, yeni teorik ve pratik atılımlarla ve yeni daha üst devrimlerle cevap verecekleri kaçınılmazdır. Teoride yeni atılımlarla insanlık, pratik içinde geleceğini yeniden inşa edecektir.

Erdoğan ATEŞİN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.