7. HAZİRAN MİTİNGLERİ VE ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER
Her sınıf kendi programıyla, iktidar perspektifleriyle ve pratik hattıyla, siyasi alana, hayata müdahale eder. İşçi sınıfı için bu müdahale bir devrimci partiyle ve onun devrimci doğru programıyla mümkündür. Son başarısız darbe girişimi üzerine çok şeyler yazıldı çizildi. Yazılanların çoğu devrimci perspektiften uzak, çelişkiyi / çelişkileri kavramayan, sınıflar arası ve devletler arasındaki ilişki ve çelişkileri idealize ederek, anakronik bir sabite saplanmışlardır. Altmış yıl önce oluşmuş ittifak ve ilişki ağının hiç değişmeyeceğini savunan idealist bir sapma içine girmişlerdir. ”Türkiye, ittifaklar ve genel politik eğilimleri konusunda ABD’nin izni olmadan hiç bir şey yapamaz, politik eksen kayması yaşayamaz,”vs.

Bu saptama, idealist, çelişkinin iç dinamiğini reddeden, ve Türkiye’ nin ABD, AB dışında bir manevra yapamayacağını savunan anakronik bir saplantıdır.

Türkiye, Demokratik Devrimini yapamamış bir ülkedir. Orta -Doğu, Asya coğrafyası – Çin ve Japonya hariç- bir bütün olarak Demokratik Devrimler sürecindedir ve söz konusu ülkelerin hepsi emperyalist boyunduruk altındadırlar. Bu tür ülkelerin sürekli darbeler üretme sinin nedenleri emperyalist bağımlılıktan kaynaklıdır. Bu saldırganlık, ekonomik, sosyal, siyasi, yeniden süreçler yaratarak, söz konusu ekonomiler üzerinde derin izler bırakmıştır. Ülkeler ve halklar bu süreçleri yaşarlar ve bu süreçler, halklar üzerinde büyük değişimlere yol açarlar. Halkların ve ülkelerin aydınlanma ve devrimci demok ratik birikimi, yaşadıkları ülkelerin iktidar politikalarını etkiler ve onları değişime zorlar.
Çelişkinin birikme oranı bu değişimin şiddetini tayin eder. Nicel birikimler birikerek, çelişkiyi nitel değişime hazırlarlar. Toplumsal çelişkilerin emekçi cephesi çelişkinin olumlu yanını temsil eder ancak, bazen olumsuz tarafta da olabilir bilinçsizce…7. Ağustos 2016 Mitingleri, bir bütün gerici ve şeriatçı kalkışma olarak değerlendirilirse, bu kitleleri anlamamak ve kitlelerden ne kadar kopuk olduğumuzu gösterir ve çok vahim bir hatadır. Bu büyük kitlesel eylemler, hükumet ve işbirlikçi partiler önderliğinde gelişse de, bu harekelerin anti emperyalist bir muhteva taşıdıkları bir gerçektir.

Miting alanlarına toplanan yığınlar içinde, şeriat özlemi olanların oranı % 1′ i geçmez. Mitinglerde anti Abd, ab ve anti Fethullah’çı bilinç ve tavır daha yüksektir. Devrimci tavır bu eğilimleri doğru analiz etmeyi gerektiriyor.

Kitleleri doğru anlamak, kitle reaksiyonlarını doğru kavramak, doğru bir kitle çizgisi gerektirir. Türkiye’nin devrimci birikimi bütün bu süreçlerde, geçmişin gerisine düşmüş ve verili süreci değerlendir mekte büyük bir açz içine düşerek paramparça olmuştur. İktidar amacı olmayanların partileşme, kitle hareketlerini anlamak diye bir sorunları da olmaz.

Partisi olmayanların, programları ve devrimci bir kitle çizgileri de olmaz. Bugünkü öngörüsüzlüğün ve siyasetsizliğin esas nedeni bu realitedir. Devrimci doğru programlar ve siyasetler, doğru kitle çizgisi, doğru devrimci öncü birikimle mümkündür.

Mars’ı sıradan basit bir yolcu uçağıyla keşfedemezsiniz, Mars’a gitmeniz için, sizi oraya taşıyacak güçlü roketler, ileri uzay teknolojisi ve doğru bir programlama zorunludur. Devrimci ve karşı devrimci süreçleri anlamak, onlar üzerinde olumlu veya olumsuz etkili olabilmek için ,süreçlere pratik-politik düzlemde hakim olmayı gerektirir. Çözüm üretmeyen bilgi ve onun pratiği, hiç bir değer ifade etmez. işçileri, köylüleri, devrimden menfaati olan bütün sınıf ve katmanları savunmak, bu sınıfların ülkesini savunmak devrimci görevdir.

Bu topraklar bağımsızlık, devrimci demokrasi, sosyalizm, neoliberalizme karşı toplumculuğu, dini orta çağ gericiliğine karşı devrimci aydınlanmayı programına koyacak bir demokratik programa sahip olmadan hep sorunlar yaşayacaktır ve darbeler hep bu ülke için bir tehdit olmaya devam edecektir.

7. Ağustos mitingleri bu anlayış içinde değerlendirilirse, süreci anlamamız daha kolaylaşacaktır. ABD-CİA kontrolünde ve onun desteğinde yapılan ve başarısızlığa uğrayan darbe planı, kitlesel ölümcül bir operasyondur ve bir savaş ilanıdır. Asya devrimlerinin ön kapısı Türkiye’dir ve bunu ABD ve batı emperyalizmi çok iyi bilmektedir. Çağımızın ve içinden geçmekte olduğumuz sürecin en büyük devrimci birikimi ve devrimci pratiği şimdilik Asya’da gelişmektedir. Asya halkları, emekçileri, devletlerini ancak bir devrimle savunabilirler.

ABD-CİA destekli Fethullah darbesiyle ,

hakim sınıflar klikleri arasındaki bu büyük çatışmaya rağmen kitleler, özellikle 7. Ağustos mitinglerine katılan yığınlar, Fethullah darbesine, Amerika ve Avrupalı emperyalistlere karşı anti emperyalist bir tepki ortaya koyarlarken , diğer bir taraftan da, R.T.Erdoğan’ın ve onun kontrolündeki AKP’yi de bu süreçle birlikte sorgulamaktadırlar. R.T.Erdoğan kliği, işbirlikçi bir kliktir. Esas baş düşman klik şimdilik bu kliktir. Darbeyi bastırmak konusunda kitleler iradi olarak birlikte hareket etmişlerdir ve genel eğilim bu yöndedir.

Mitinglerde HDP’nin dışarda tutulması, darbeden etkilenen kliklerin iradelerinden kaynaklı gerici bir tavırdır ve HDP’nin bölgede anti Amerika’ncı bir aks dışında görülmesindendir. HDP ve PKK , bölgede ABD’ye yakın duran ve onun kontrolünde bir kuvvet olarak değerlendirilen bir güç olarak değerlendirilmektedir.

Şöyle ki,

Fethullah kliği üzerinden, diğer bütün klikleri tasfiye etmek üzerinden planlarını yapmışlardır. Bu darbe, 27 Mayıs ,12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden farklı olarak, Türkiye’yi bütün kurum ve iradesiyle teslim alma ve büyük katliamlarla, BOP projesini hayata geçirmek amaçlıdır, ve hedefi diğer bütün klikleri tasfiye etmektir. R.T.Erdoğan, CHP ve MHP klikleri de bu darbenin hedefinde olan kliklerdir. Ordu içindeki reformist, anti Amerikancı bütün General, subay ve astsubaylarda darbenin hedefindeler. İşbirlikçi komprador burjuva klikle uzlaşan R.T.Erdoğan, CHP ve MHP, ordu içindeki anti Fethullahçı klikle de uzlaşarak, Amerikan destekli bu darbeye tavır takınmışlardır. Önümüzdeki süreçte R.T.Erdoğan kliği de tasfiye olacaktır, çünkü darbe süreci hala çok güçlü bir şekilde devam etmektedir. Bunun bir çok nedeni vardır.

Darbecilerin dayandığı esas kuvvetler, Orta- Çağ gericiliği ve feodal kalıntılar ve taşra burjuvazisidir.. İşbirlikçi komprador burjuvazi ve TÜSİAD, darbenin karşısında, R.T.Erdoğan kliği ve ordu içindeki anti Fethullahçı klikle hareket etmiş ve bu kliklere destek vermiştir. Ordu içinde, H. Akar kliği, ordu içindeki Fethullahçı kliği tasfiye etmiştir ve bu tasfiye hala devam etmektedir. Bu süreçle birlikte ABD, İran, Türkiye, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Pakistan, Afganistan, Azerbaycan gibi ülkelerde de darbeler planlamaktadır ve bütün bu çoğrafyayı yeniden dizayn etmek amacındadır. Türkiye’yle ABD, ORTA DOĞU’da bir çok konuda cephe cepheye kesin gelecektir ve politikaları çatışacaktır. Bunun sonuçları çok ağır olacaktır ama bu süreç kaçınılmazdır. Türkiye , bölgede İran’la birlikte ve diğer bölge ülkeleriyle, Suriye, Irak vs. bir cephe içinde yerini alırsa bu emperyalist saldırganlığa karşı koyabilir ve bu potansiyeli vardır. Özcesi, Türkiye kendi bölgesinde emperyalist büyük bir saldırganlıkla karşı karşıyadır…

ABD, Orta-Doğu’da Suriye ve bölge politikaları konusunda son dönemlerde makas değiştirmeye çalışan Türkiye politikalarıyla kafa kafaya gelmiştir. Buna İran’da dahildir.
ABD, Kürt sorunu PKK, PYD, PJAK, KDP vs. konularında Orta-Doğu’da Türkiye’yle karşı karşıya gelmiştir.
ABD, kendi kontrolünde bir Kürt devleti kurmak amacındadır.
ABD, bölgede Türkiye’nin aks değiştirmesinden endişe duymaktadır.
Türkiye’nin bölgede Rusya’yayla yeniden yakınlaşması, ABD’yi daha bir saldırgan kılmaktadır. R.T.Erdoğan ve ordu içindeki H.Akar kliği Rusya’ya yakın davranarak, ABD’ye ve Batı emperyalizmine mesaj vermektedir.
Bütün bu gelişmeler karşı devrimci tavır ne olmalıdır?
İvedilikle öncü devrimci birikim, en genel anlamda kitlelerin darbecile re karşı gelişen öfkesini devrimci doğru anti emperyalist bir alana kanalize ederek devrimci rolünü oynamalıdır. Kürt devrimci dinamiği, ABD’nin kontrolünden hızla uzaklaşarak ve bölgede Demokratik Devrim Mevziine girmelidir. Kürt emekçilerine, devrimcilerine ve aydınlarına bu konuda büyük görevler düşmektedir. Türkiye solu, aydını ve devrimcileri, sosyalistleri bu konuda Kürt Devrimcileriyle ve Kürt emekçileriyle-halkıyla birleşmeyi, mücadeleyi bölgesel düzlemde anti Amerikancı alanda birlikte örgütlemeyi temel bir görev olarak önüne koymalıdırlar. Baş düşman ABD ve onun bölgede kullanmak istediği gerici faşist güçlerdir. Türkiye’de Fethullah kliği tasfiye edildikten sonra işbirlikçi komprador klik, orta çağ gerici feodal ilişkiler ve kalıntılar ile onların parlamentodaki temsilcileri akp, mhp, kliği emekçilerin düşmanlarıdır. Emekçilerde bu bilinç, anti emperyalist, anti faşist bilinç önümüzdeki süreçte daha da gelişecektir, ancak burada devrimci çalışma hayati önemdedir.
Erdoğan ATEŞİN
10.08.2016

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.