“ADALET YÜRÜYÜŞÜ” VE DEVRİMCİ OLANAKLAR… (Bölüm 1)
Devrimin olanakları ve bugünün tarihsel görevi doğru tahlil edilmeden bugünü ve ”Adalet yürüyüşü”nü anlamak mümkün değildir…
Dünya ve Anadolu halklarının tarihi ve onların yaratıcısı oldukları devrimler bize bu olanakları fazlasıyla sunmaktadır. Devrimci halklar tarihlerini yaratırlarken, ödedikleri bedeller, onların mücadele pratiği ve azimlerini bize göstermektedir. Anadolu tarihini öğrenirken, geçmiş mücadele biçim ve yöntemlerini bu tarihsel derinlik içinden çıkarıyoruz, bu gerçekler kendi tarihsel derinliği içinden süzülerek gün yüzünü çıkıyor. Halkların devrimci direnci ve devrimci özlemi, onların yaratıcılığın da ifadesini bulur. Bütün hatlarıyla kuşatılmış bir ülke ( ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve askeri) ayağa kalkmadan, bölgede yaşama şansı yoktur. Üçüncü dünya savaşının bölgesel yoğun savaş düzleminde devam ettiği bu konjonktürde, ezilen ve sömürülen halkların devrim dışında başka da bir seçeneği kalmamıştır. Bütün orta doğu demokratik devrimler sürecindedir. Ortadoğu savaşı bu büyük devrim coğrafyasında bugün ve gelecekte büyük devrimci taktik ve stratejiler geliştirerek, büyük toplumsal devrimlere zemin hazırlamaktadır. Anadolu ve Kürdistan halkları, emperyalist ve onların işbirlikçisi feodal ve komprador faşist diktatörlüklere karşı bugün gerilla ve giderek düzenli ordularla en meşru şekilde kendilerini savunma haklarına sahipler. Ancak bugünün gerilla savaşları nitelik olarak 1900 lü yılların gerilla savaşlarından farklı olarak taktik yönelimler, ve stratejik olarak farklı bir aşamaya evrilmişlerdir…Bu soruna bu çalışmanın ileri ki bölümlerinde değineceğiz… Emperyalist saldırganlığa ve onun teknolojik üstünlüğüne karşı esas mücadele biçimleri bizim gibi ülkelerde gerilla savaşlarıdır ve bu savaşlar genellikle Demokratik Devrimin olanakları üzerinden yürütülmelidir, çünkü Demokratik Devrim aynı zamanda Milli karakterdedir… Bölge ülkelerinin genel ekonomik, sosyal, siyasal ve askeri durumu bunu gerektirmektedir. Bunun için muazzam bir tarihsel temel ve tarihsel zemin oluşmuştur. Genelde askeri stratejiler politik stratejilerin özünü oluştururlar…Toplumsal baş kaldırılar ve onların ürettiği toplumsal birikimler, büyük politik değişimlere yol açarak, kendi mecrasını oluştururlar…Devrimci politik bir stratejinin kuvvetler analizini, karşı güçlerin durumunu, sınıflar arası dayanışmanın kesin analizini, karşı devrimci bir kuvvetin nasıl bir kuvvet kullanılarak alt edileceğini ve bu kuvvetin tahkim edilmesini ve doğru planlanmasını öngörür…Bu sorun bütün savaşların kritik bir sorunu olmuştur ve savaşın esasını bu gerçek belirlemiştir… Harekete geçirilmiş insan gücü, olanaklar, teknoloji, araç gereç, tecrübe toplamda kuvvet demektir…Burada belirleyici olan insan unsurudur ve onun üretken gücüdür. Üretimden kopan ekonomiler ve sistemler çökmeye mahkumdur. Bugüne kadar çöken bütün toplumlar, toplumların ihtiyacı olan gelişmelere karşı, toplumsal gelişmenin önünü tıkamış ve bu nedenlerden ötürü yok olup gitmişlerdir…
Geleceğe yönelen toplumsal programların yaratıcı niteliği, insanın yaratıcı niteliğiyle birleştiğinde anlam kazanır ve geleceğini bu faaliyetiyle yaratır.Üretken yaratıcı programlar, toplumalrın ileri kesimlerini harekete geçirerek,onların en dinamik kitle temellerini bir araya getiri… Bütün bu nedenlerle, askeri gerilla stratejilerinin oluşturulmasında devrimci politik programların ve onların dayandığı toplumsal sınıfların niteliği hayati önemdedir.Askeri stratejilerini insanı dıştalayarak salt teknolojiye dayandıran toplumlar çökecektir. İnsan üretkenliği ve girişimi her koşulda teknolojiden önce gelir, ve teknoloji insan üretimidir sonuçta.
Teknoloji tarihin bütün zamanlarında asla insan unsurunun önüne geçemeyecektir ve teknolojiyi belirleyecek olan hep insan olacaktır. Bu konuda çok farklı düşünceler ve yaklaşımlar vardır. Tarihi yapan ve üreten insan çabası, yeni askeri stratejilerde ustaca yaratmıştır…
İnsan devletli topluma geçtikten sonra, askeri stratejiler daha bir anlam kazanmış ve güvenlik sorunu hep olmuştur. Devlet insanlık tarihinde bir devrimdir ve muazzam bir gelişmedir. Ordularda bu aygıtın, yani devletin ortaya çıkmasıyla ihtiyaç haline gelmiş, örgütlü, bilinçli ve disiplinli kurumlardır. Pazar anarşisi ve talan, orduların ortaya çıkmasıyla daha bir düzene kavuşmuş, ve üretimin önü açılarak insanlık kendi tarihinde daha güvenli bir üretim sürecine girmiştir…Roma bozkırlarından kırsal kökenli kavimlerin atlı savaş teknolojisi, Roma’yı dize getirmiş, vur kaç taktikleriyle kırsal bozkır ordularının elde ettiği başarılar ve onların öldürücü darbeleri, Roma zülmünü tarihe gömmüştür… Sonrasında Burjuva Demokratik Devrimler aristokrasinin saltanatına son vermiş ve bu süreçte büyük ulusal ordular ortaya çıkmış, savaş stratejileri de bu sürecin ihtiyaçlarına göre gelişmiştir. Burjuvazinin halktan oluşturduğu zorunlu ordular kır kökenli feodal orduları yerle bir etmiştir. Yirminci yüzyılda gelişen Milli Kurtuluş ve Demokratik Devrimler, Çin’de büyük gerilla savaşı stratejisini, büyük Halk Kurtuluş Ordusuna dönüştüren sürecin en ileri gerilla savaşı taktikleri üretmiştir. Gerilla savaşının temel dinamikleri emekçilerden, halktan büyük destek alarak, halk dinamikleri bu sürecin temel dinamikleri ve asli unsurları olmuşlardır. Sonrasında bu strateji Vietnam ve daha bir çok ülkede başarıyla uygulanmış, ve büyük emperyalist ordular bütün üstün teknolojilerine rağmen yenilmekten kurtulamamış ve bugün bir çok ulusal devleti bu süreçte bağımsızlığını ilan etmiştir.19. yy vur kaç taktikleri gerilla savaşı nitelikleri taşımış olsa da bunlar gerçek anlamda gerilla savaşı değildirler ve sonuçta düzenli ordular tarafından yenilmişlerdir. Çünkü bu dönem savaşları doğru önderlikten yoksundurlar. Salt başına taktik ustalık başarı için yeterli değildir, doğru politik ve siyasi bir önderlik gerekmektedir. Bu sürecin halk dinamikleri bilinçsiz, feodal ve gönüllük esasına bağlı ordular değildir ve bunların iktidar perspektifleri yoktur. Kısa süreli başarılar, uzun sürede başarısızlığa uğramış ve yenilmişlerdir.. Çünkü bu savaşların toplumsal temeli yoktur, savaşın birleşik bir stratejiden yoksunluğu yenilginin esas nedenidir. Bu tür gerilla karakterli oluşumlar, süreç içinde ordulaşmadıkları için, süreç içinde eşkiya ordulara dönüşerek dağılmışlardır. Gerilla savaşlarının temel stratejisi, düzenli ordulaşmanın toplamda teori ve pratiğidir…
20. yy da mutlak monarşilere karşı halkların devrimci birikimi, burjuvazinin devrimci nitelikler taşıması başarı getirmiş, ve Avrupa ‘da bütün mutlak monarşiler yenilmiştir…
Gerilla savaşlarının temel niteliği, süreç içinde ulusal düzenli ordulara dönüşmeleridir…
Bu savaşların temel hedefi ulusal ordulara dönüşmek amaçlı olduğu için, ulusal ordular gerilla savaşlarının tarihsel temellerini oluşturmuşlardır…
Burjuva devrimlerle halkın partiler aracılığıyla siyasete katılmaları, halktan oluşan ordular, daha sonra zorunlu ordulara, silahlı kuvvetlere dönüşmüşlerdir. Machiavelli, bu düşüncenin ilk savunucusu ve babasıdır…
Ulusal devletin ilk kuramcılarından olan Machiavelli, zorunlu askerliğin ilk savunucularındandır. Paralı askerliği reddeden Machiavelli İtalyan askeri anlayışının çürümüşlüğünü, siyasi yaşamın köhneliğini anlatır ve ona tavır takınır. Bu süreçte ordunun özgür yurttaşlardan kurulmasına öncülük eden aydınlardır… Montesguieu, Reusseau, Maby,1770’de özgür yurttaşların silahlı eğitim almalarını savunurlar…
İngiliz ordusu çok güçlü paralı, profesyonel olmasına rağmen, Amerika’nın o dönem ki yurttaşlar ordusuna yenilmiştir.. Clausewitz, Savaş üzerine adlı eserinde gerilla savaşını anlatır. İşgal ve istilalara karşı halkın silahlanmasını, silahlandırılmasını savunur… Engels, 1891 tarihinde zorunlu askerliği ve onun siyasi boyutlarına ve içeriğine ilişkin şöyle der… ”Görünüşün aksine demokratik bir faktör olarak mecburi askerlik hizmeti, üstünlük açısından genel oy kullanma hakkını geride bırakır Alman sosyal demokrasisinin gerçek gücü, seçmenlerinin değil, askerlerinin sayısında yatmaktadır ” Gerilla nitelemesi ilk olarak, 1908 ‘de Napolyon tarafından İspanyanın işgali savaşında halk direnişi olarak kullanılmıştır…
Marx, İspanya halkının direnişini şöyle anlatır.” Düzenli savaşın terk edilmesi başat olgusu yerel hükümet merkezleri karşısında, ulusal merkezlerin ortadan kalktığını kanıtlar. Ordunun bozgunları olağan hale gelmeye başladığında gerillanın ortaya çıkışı da genelleşti ve ulusal yenilgilerin endişeye düşürdüğü halk kitleleri, kahramanlarının yerel başarılarıyla övünür oldu ” Marx ve Engels, gerilla mücadelesini, işgal ve istilacı kuvvetlere karşı, halk direnişi ve mücadelesinin bir biçimi olarak görmüşlerdir ve şöyle bir sonuç çıkarmışlardır. ” Gerillalara gelince şurası açıktır ki kanlı mücadeleler sahnesinde gösteriler yaptıktan , boş gezme alışkanlıklarını edindikten , bütün kin ve yağmacılık tutkunlarını serbestçe tatmin etme zevkini tattıktan sonra ,bunlar barış zamanlarının en tehlikeli güruhu olduklarıdır. Bunlar her hangi bir parti veya ilke adına kendisinden istenecekleri yapmaya hazır, kendisine iyi para verecek, ya da yağma vesilesi hazırlayacak olanın etrafında bulunacak kimselerdir ” Marx, bu deneyimlerden şöyle bir sonuç çıkarmıştır. Gerilla birlikleri düzenli ordulara dönüşmediklerinde uzun vadede gerçek toplumsal temellerinden uzaklaşırlar, koparlar ve kendilerini dayatarak halk hareketlerine telafisi zor zararlar verirler.. Gerilla hareketleri sonuçta bu özelliklerinden ötürü bir süre sonra toplumsal gerçeklerden koparak, kırsal eşkiya hareketlerine dönüşürler…More, gerilla hareketlerini genel halkın sosyal ve toplumsal talepleri üzerinden değerlendirir ve ve bu taleplerden uzaklaşan gerilla hareketlerinin varlık nedeni de ortadan kalkar , kalkmış olur…
Gerilla savaşı, Demokratik devrimler çağının savunma, saldırı, geri çekilme şeklinde gelişen savaş biçimidir…19. yy gerilla savaşları uzun vadeli başarılar kazanamadı ve çoğu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu süreçte önderlik bilinci ve gerilla savaşların üzerinde geliştiği coğrafyaların nesnel koşulları buna müsait değildi. 20. yy gerilla savaşları başarı kazanmış, ve bu başarının nesnel koşuları oluşmuştur. Çin, Arnavutluk, Laos, Kmboçya, Taylan, Elsalvador, Peru, Nepal, Hindistan, Filipinler, ve daha bir çok ülkede gerilla savaşları başarılıdır ve bunun nesnel koşulları oluşmuştur. Devam edecek
Erdoğan ATEŞİN 09.07.2017

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.