İKİNCİ ÖCALAN VAKIASI YOLDA
HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş yakalandığında yazdım bunu. Kürt düşmanlığıyla maruf faşist Tuncay Özkan bu öngörümü nihayet doğruladı. Edirne Cezaevi’nde Demirtaş’la görüştükten sonra Tuncay Özkan’ın yazdığı iki twit şöyle:
“Selahattin Demirtaş’ı Cuma günü ziyaret ettim. Türkiye’nin birliği bütünlüğü için… Adalet, özgürlük, barış için müthiş düşünceleri var.”
“Herkese çok selamı var. Selahattin Demirtaş’ı herkes can kulağıyla dinlemeli. İlk duruşmasından itibaren söyleyecekleri çok önemli.”
*
Savunma adı altında Abdullah Öcalan’a mahkemede oynatılan trajik tiyatroyu da Tuncay Özkan gibi Kürt düşmanlığıyla maruf faşist Ümit Özdağ duyurmuştu. Öcalan davası görülmeye başlamadan birkaç gün önce Özdağ, “Öcalan mahkemede şehit ailelerinden özür dileyecek” demişti.
Nitekim öyle de oldu.
Ümit Özdağ’ın bu açıklamasından bir süre önce, kendisiyle yaptığım avukat görüşmesinde Öcalan bana da, “Mahkemede şehit ailelerinden özür dileyeceğim.” demişti, “Özür dilemek insanı küçültmez.”
Ben de Öcalan’a, “Asıl devletin özür dilemesi gerekir.” dedim. “Bütün bu kötülüklerin sebebi devlettir; onun izlediği Kürt politikası… Mahkemede sen halkını savunmalısın.”
Öcalan’da benden gözlerini kaçırarak sert bir ifadeyle şunu söyledi:
“Kimse benden klasik manada savunma yapmamı beklemesin. Kriz Merkezi’nin önüme koyduğu bir çerçeve var, savunmamı ona göre yapacağım.”
Abdullah Öcalan mahkemede, önüne konan çerçeveye bağlı kalarak, önce şehit ailelerinden özür diledi, sonra da sözde barış ve çözüm adına Kürt tarihinin yüz karası açıklamalar yaptı.
Aynı konsept dahilinde, devletin Kürt uzmanlarına, Kürtleri istedikleri yönde manipüle etmek için, bir dizi kitap yazdırıldı ve bu kitaplar Abdullah Öcalan adına yayınlandı.
(Öcalan’ın avukatlığını yaptığım kısa süre içinde müşahade ettiğim şeylerden biri de onun İmralı’da bize gösterdikleri yerde değil, adada ya da ada dışında ama kesinlikle bir başka mekanda kaldığıydı.)
*
Öcalan’ın siyasi tarihi tiyatrodan ibarettir…
Bu tiyatronun on beş yılı sahte bir savaş, on beş yılı da sahte bir barış gösterisiyle geçti.
Bu süre içinde Kürtler ve Kürdistan, tarihinin en büyük yıkımını yaşadı.
Selahattin Demirtaş, tiyatronun ikinci sahnesinde devreye girdi.
Yıllar önce Demirtaş’la ilgili, “Öcalan’ın yasal versiyonu” diye yazmıştım.
Abdullah Öcalan gibi Demirtaş da TC’nin çocuğudur.
İkisinin de elinde Kürt kanı var.
Türkler Öcalan gibi, Demirtaşı’ı da her defasında yeni bir kılıkla Kürtlerin önüne sürüyor.
Barış havarisi Demirtaş’ın 2015 yılında nasıl da “hendek savaşı” çığırtkanlığı yaptığı unutulmuş değil.
İki yıl önce Kürt gençlerini provake ederek ölüme gönderen Demirtaş yeniden eski rolüne dönüyormuş…
Demirtaşın, “Türkiye’nin birliği, bütünlüğü için… adalet, özgürlük, barış için müthiş düşünceleri var”mış…
*
TC devletinin resmi rakamlarına göre Abdullah Öcalan 35 bin kişinin ölümünden sorumludur.
Öcalan mahkemede, savaşmak için PKK’ye katılan 17 bin Kürt gencini iç infazlar sonucunda öldürdük dedi.
Kendisi tescilli MİT elemanı olan Öcalan, kandırıp dağa çıkardığı Kürt gençlerini “MİT ajanı” diyerek önce katlediyor ve bir süre sonra da “Aaa!. bir yanlışlık olmuş.” diyerek onları gıyaben affediyor, “şehit” ilan ediyordu.
Onbinlerce Kürt Türk gencinin ölümünden sorumlu Abdullah Öcalan’ı getirip yargılama adı altında akladılar.
Abdullah Öcalan 18 yıldır, “özgürlük savaşçısı” olarak sözde cezaevinde göğsünü gere gere yatmaktadır.
*
Selahattin Demirtaş da, binlerce Kürt gencinin “hendeklere gömülmesi”nden sorumludur.
Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a göre 8 bin, Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na göre de 2 bin Kürt genci 2015 ve 2016 yıllarında “hendeklere gömüldü.”
Abdullah Öcalan gibi Selahattin Demirtaş hakkında da ölümüne neden olduğu binlerce tüyü bitmemiş Kürt genciyle ilgili en küçük bir soruşturma açılmadı.
O da bir süreden beri “barış havarisi” olarak sözde tutuklu…
Sonuçta Öcalan gibi o da yargılama adı altında aklanıp paklanacak.
1 Mayıs 2017
Ahmet Zeki Okçuoğlu

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.