analiz Emperyalist Savaşların Gölgesinde Yeni Petrol Düzeni – Ahmet Akif Mücek
Petrol krizinde 1974 sonrasının belki en derin, kapsamlı rekabet ve yıkım süreci, yerkürenin dört bir yanında sürdürülen savaşların gölgesinde kaldı.
Krizin geldiği boyuta baktığımızda durumun ciddiyetini koruduğu görülmektedir. İki yıl önce Goldman Sachs tarafından yapılan bir analizde yaklaşık 1 trilyon dolar değerindeki petrol projelerinin riske girdiğinin vurgulanması, durumun vehametini yeterince sergilemişti.
Goldman Sachs değerlendirmesinde dünya genelinde yeni üretime açılan 400 petrol ve gaz kaynağı ele alınırken, ABD’nin kaya gazı ve petrol yatırımları dahil 70 doların altında petrol fiyatlarının olduğu bir süreçte yatırım yapmanın pek akılcı olmayacağı açıklanmıştı.[1]
Yeni petrol düzeninin işaretini veren düşük fiyatlar, ülkeler, aynı ülkeye ait tekeller, uluslararası tekeller, ve petrol, enerji bağlantılı sektörler ve bu gelişmelerin ilgili ülkelerin vatandaşlarına yansıması dahil olmak üzere ekonomik alandan başlayarak her düzeyde etkili olmaktadır.
Uzun süre önce OPEC, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri önderliğinde defeatle petrol üretimini kısmayacağını açıklamıştı. Petrol fiyatlarındaki düşme ABD başta olmak üzere bazı kapitalist ülkeler açısından çok abartılı olmamak kaydıyla bir soluklanma, tüketicilerin fiilen rahatlatılması anlamına geldi. Batılı uzmanlar bu vergi indirimlerinin bedelinin öncelikle (yaptırımlara maruz kalan) Rusya ve (savaş cenderesindeki) Orta Doğu ülkelerinin ödeyecekleri yorumunda birleşiyorlardı.[2]
Daha 2014 yılı sonunda OPEC toplantısında konuşan Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali El Naimi, üretimi kısma konusunda en ufak bir taviz vermeyeceklerini vurgulamıştı. OPEC üyeleri aykırı bir karar almaları halinde bile Suudi Arabistan’ın normal üretimini sürdüreceği bir kez daha deklare edildi.[3]
Analistler 2015 yılında petrol fiyatlarının değerlendirilmesinde beş faktörün ayırt edici rolüne dikkat çekiyorlardı: Bunlardan birincisi, Çin’in petrol ithalatçısı olarak pozisyonu; ikinci sırada Çin’de büyüme hızında görülen yavaşlama işaret ediliyordu. Bu arada ABD petrol üretimindeki artış piyasayı doyuran bir başka (gizli) faktör olarak hesaplamalara dahil edildi. Amerikan petrol üretimi 2007 baz alındığında % 80 artışla 2014 yılında günlük 9 milyon varile çıkmıştı; küresel taleplerdeki öngörülemeyen değişimler bir başka faktör oldu. OPEC üyelerinin Suudi liderliğindeki ısrarcı tutumları nedeniyle petrol üretimi istikrarlı biçimde artarken, fiyatlar aynı oranda düşmeye devam etti, ancak bir çok ülkede bu perakende fiyatlara yansıtılmadı; son olarak ise çatışma, işgal ve iç savaşların ele alındığı jeopolitik başlığı önemli bir nokta olarak ele alınmıştı.[4]
Düşen petrol fiyatlarına ilişkin iyimser yorumlardan biri bu sayede ekonomik büyümenin gerçekleşeceği yolundaydı. Bunun bayraktarlığını yapan IMF analistleri 2014 yılı sonunda yaptıkları değerlendirmelerde, 2015 yılı için dünya ekonomisinde % 0.7 oranında bir artışın söz konusu olacağı görüşündeydiler.[5]
Ancak petrol fiyatlarındaki istikrarlı düşüş çizgisi, birlikte ele alınmak istenmemesine rağmen, jeo-politik satranç tahtasının altüst olmasına yol açmıştı. Elbetteki bu tesadüfi bir süreç olarak gelişmedi. 2015 yılı bu bağlamda ABD yanı sıra özellikle Rusya’nın Suriye müdahalesi, ve İran’la imzalanan nükleer anlaşma nedeniyle daha karmaşık ilişki ve ittifakların oluşmasını getirdi.[6]
Öte yandan emperyalist hegemonya mücadelesinin belirleyici gücü olması nedeniyle her halükarda mesele öncelikli olarak ABD cenahındaki gelişmeler baz alınarak değerlendirildi. Petrol fiyatlarındaki düşme, ABD kökenli enerji (kaya gazı ve petrolü) yatırımlarını zora sokan bir faktör oldu. Bir düzine civarında önde gelen petrol firması, yatırım politikalarını, ve harcamalarını revize etmek zorunda kaldılar. The US. Energy Information Administration üretim değerlendirmelerini değiştirdi. Enerji şirketlerinin içine düştükleri açmaz, tahvil ve hisse senedi piyasalarında yatırımcıları ürkütecek boyutlarda zarara neden oldular. Bu durumdan yararlanmak isteyenler ise yatırımlarını ve kazançlarını konsolide etme kaygısıyla davranmaya başladıklarında dengeler iyice bozuldu.[7]
Arap Baharına denk düşen koşullarda, en büyük petrol ithalatçısı durumundaki ABD petrol ve gaz alanında Teksas, Dakota, Nebraska ve Kansas bölgelerindeki kaya gazı ve petrolü yatırım/üretiminin yanı sıra Kanada’nın özel desteğiyle ithalatını sınırlı bir düzeyde tutmayı başardı. Bu durum dünya ölçeğinde piyasanın petrol ve gaza boğulmasına katkıda bulundu.[8]
Ek olarak ABD’nin kırk yıllık petrol ihracatı yasağını kaldırarak dünya piyasalarına günlük bir milyon varil petrol sürmesi küresel petrol savaşında yeni bir aşamaya tekabül etti. Petrol fiyatlarındaki bir veya iki dolarlık artışın dahi Teksas’taki Eagle Ford gibi Amerikan petrol şirketlerini bir süre daha ayakta tutmaya yetecek olması meselenin bir tarafıydı. İki enerji şirketi Pioneer Natural Resources ve Enterprise Product Partners Amerikan ihracatını denetleyen The Bureau of Industry and Security (BIS)’dan aldıkları özel izinle ihracata başlarken bir düzine firma herhangi bir girişimde bulunmaktan imtina etmişlerdi.[9]
Teksas ve Kuzey Dakota bölgeleri petrol ve doğal gaz üretiminde oldukça sorunlu dönem yaşadılar. 2013 yılında Teksas ekonomisindeki büyümenin % 13’ü petrol ve doğal gaz üretimine bağlıydı. Fiyatlardaki istikrarlı düşüşün bu bölgeyi önümüzdeki süreçte daha fazla hırpalayacağı öngörülmektedir. Ancak New Mexico, Oklahoma, Arkansas, Colorado ve Wyoming, doğal kaynakların üretim ve satış pazarlama işletmeciliğine Kuzey Dakota ve Texas’dan daha fazla bağımlı durumdalar. Batı Virginia ve Alaska’da ise bu bağımlılık zirve yaptı ve 2013 yılında özellikle Alaska’da negatif gelişmeler yaşandı. Batı Virginia ve Wyoming’de kömür endüstrisinin belirleyici konumu petrol piyasalarındaki potansiyeli ve olumsuz gelişmeleri gölgeleyici oldu.[10]
Bunun yanı sıra ABD genelinde büyüme meselesi oldukça muğlak ve tüm eyaletler açısından daha net bir tanımla en azından stagflasyon söz konusu olduğunu söylemek gerekmektedir. Colorado’da ekonomiyle alakalı gelişmelerin % 43’ü 2013 yılı itibariyle doğal kaynaklara dayalıydı. Bu oran New Mexico’da % 50 ve Arkansas’da % 43 oranındaydı. Tüm ABD eyaletleri açısından bakıldığında enerji fiyatlarındaki yükselme trendinin kesinlikle pozitif bir etki yapacağı beklentisi olduğunu söylemek gerekir.[11]
Bir başka etkenden daha söz etmek yararlı olacaktır. Dünya piyasalarında petrol arzındaki artışın bir başka kaynağı ABD ve Kanada’nın yeni teknolojik yatırımları oldu. Bu ekstra bir artış sağladı. Bu tür yatırımlar ilk etapta oldukça yüksek bir maliyet gerektirmekle birlikte devamında azalan bir maliyet söz konusudur. Bir kez yatırım yapıldıktan sonra oldukça düşük maliyetle dünya piyasalarına ek bir rekabet unsuru olarak yer alacakları yaygın bir kanaattir.[12]
ABD’nin iç üretiminde yüksek teknoloji uygulanarak çıkarılan kaya petrolü günlük bir milyon varil iken 2015 yılına gelindiğinde bu miktar dört milyon varile kadar yükseldi. Bu oran Irak ve Katar’ın toplam üretimlerine denk düşmektedir.[13]
Ancak Kanada, petrol krizinde ABD tedarikçisi rolü oynamakla birlikte bu alandaki gelişmelerden pek hoşnut değildi. Çünkü petrol fiyatları düşüşe geçtiğinden itibaren Kanada doları ABD doları karşısında % 10 değer kaybetti. Gerçi düşük dolar Kanada’nın enerji üreticisi olmayan tekelleri açısından ihracat olanaklarında artış anlamına geldi. Bu petrol fiyatlarındaki gelişmelerin iki uçlu olduğunu bazı sektörleri zorlarken bazı sektörlerin önünün açıldığı anlamına geliyordu. Ancak Kanada’nın Petrol Üreticileri Birliği (the Canadian Assoiation of Petroleum Producers) petrol ve gaz yatırımlarının büyük çoğunluğunun yapıldığı Kanada’nın batı bölgelerinde sermaye yatırımlarının hızla düşüş göstereceğini açıkladılar.[14]
Elbetteki Kanada tek başına değildi. Mevcut istatistikler düşük petrol fiyatlarının ülkeler/bölgeler bazında yol açtığı sonuçlarla birlikte kazanan/ve kaybedenleri net olarak sergilemektedir. Düşük petrol fiyatlarından negatif anlamda en fazla etkilenen ülkeler Rusya, Venezuela, Irak ve Nijerya gibi ülkeler oldular. Kar/zarar miktarları dolar cinsinde şu şekilde gerçekleşti: Kanada -40 milyar dolar; ABD +180 milyar dolar; Latin Amerika -60 milyar dolar; Norveç -53 milyar dolar; Avrupa +300 milyar dolar; Kuzey Afrika -62 milyar dolar; Sahra Altı Afrika -89 milyar dolar; Rusya ve Orta Asya -218 milyar dolar; Asya +393 milyar dolar; Orta Doğu -357 milyar dolar.[15]
Dünya ekonomisindeki daralmaya ilişkin bakır işlemleri ve borsalardaki durum oldukça yol gösterici bir başka gösterge olarak ele alınabilir. Londra Borsasında bakır fiyatları son altı yılın en düşük seviyesine çekilerek % 8.6 düşüş gördü. Bu taleplerdeki gerilemeyle ilişkili bir duruma bir başka kanıt oldu. Buna ek olarak Dünya Bankası’nın ekonomik büyüme rakamlarını revize etmesi (2015 için 3.4 ve 2016 için 3.3) kısa vade içerisinde hızlı gelişmelerin altı aylık öngörüleri dahi zorlaştırdığını gösteriyordu. Avrupa, Japonya ve Çin’deki olumsuz tablo bu durumu etkileyen önemli faktörler arasındaydı. Gerçi Çin düşük fiyatlarla birlikte görülmedik ölçülerde bakır stoku yaptı ve bu yatırım Çin’in önümüzdeki dönemde fiyatların bir biçimde yükseleceği beklentisiyle ilintiliydi.[16]
Düşük petrol fiyatlarının etkilediği İtalyan enerji devi Eni Spa tarafından yapılan açıklamada, “istikrara ihtiyaç duyulduğu ve OPEC’in Petrol Merkez Bankası gibi ‘düzenleyici’ rol oynaması gerekliliğine” işaret edilmekteydi. Bir çok uluslararası tekel “küçülerek” veya “hacamalarını sınırlayarak” krizi aşmaya çalıştılar.
Fransız petrol tekeli Total, İtalyan enerji şirketinin söylediklerine bire bir destek çıkmıştı. Dünyadaki mevcut petrol alanlarının “her yıl ortalama % 5 oranında doğal azalış trendinde olduğunu 2030 yılına gelindiğinde petrol yatırımlarını stabilize etmek için çok daha yüksek yatırım harcamalarına ihtiyaç duyulacağı” vurgulanmaktaydı. Total 2014 yılında toplam (26 milyar dolar) yatırım harcamalarını % 10 oranında azaltırken, bu kesintiler Kuzey Denizi ve Amerika’daki kaya petrolü yatırımlarına yansıyordu. Aynı şekilde BP, ConocoPhilips ve Occidental Petroleum 2015 yılı bütçelerini revize etmek/azaltmak zorunda kalan gruplar arasındaydılar.[17]
BP petrol araştırma, sondaj harcamalarını yarıya kadar azaltırken, tüm harcamalarda % 20 oranında bir kesinti gerçekleştirmeyi hedefliyordu. BP geçtiğimiz yılın yalnızca son üç ayında 1 milyar dolarlık bir gelir kaybına uğramıştı.[18]
Avrupa’nın bir diğer devi Royal Dutch Shell ise bu zaman zarfında % 14 oranında bir yatırım harcamaları kesintisi açıklamıştı. Bu oran BP’nin % 20 kesintisinden daha iyimser bir noktada duruyordu.[19]
Exxon Mobil Corp. tarafından yapılan açıklamada karlarında %21 oranında bir azalma olduğu ileri sürüldü. Gerçi bu tekelci grup enerji sektöründe kaybettiklerini kimya sektöründeki yatırımlarıyla telafi edebildiğini açıkladı. Exxon bu nedenle hisse geri alım programına bir milyar yerine üç milyar dolar civarında harcama yapmak zorunda kaldıklarının altını çiziyordu. En önemli rakiplerden Chevron ise hisse senetleri geri alım programını askıya aldıklarını bildirmişti. 2013 yılında sermaye yatırımları için zirve sayılan 42.5 milyar dolar ayıran tekelci grup 2015 yılında buradan oldukça geriye giderek 37 milyar dolara düştü. Önümüzdeki yıllarda bu rakamın sınır olacağı saptaması yapıldı.[20]
Avrupa’nın önde gelen devleri BP, Shell, Total, kendilerinden sonra gelen Lukoil, Eni SpA ve Statoil ASA bir yan bırakılırsa, Amerikalı muhatapları Chevron ve Exxon Mobil karşısında Singapur, Cenevre, Houston, Şikago ve Londra merkezli ticari faaliyetleri nedeniyle büyük avantaj sağlamış durumdadırlar. Bu trio günlük yaklaşık 15 milyon varil petrol trafiğini yönlendirmekteler. Bunların dışında swap faaliyetleri önemli bir ticari zemin oluştururken, ABD piyasasında Dodd -Frank act. şemsiyesi altında enerji sektörü dışında tarım tekeli Cargill Inc. ile birlikte yaklaşık elli civarında farklı alanda yatırım ve ticarete yoğunlaşmış durumdalar.[21]
Benzer gelişmeler Rusya’da yaşandı. Rusya’nın devi Gazprom yatırım harcamalarını % 21 oranında düşürdüğünü ve 30 milyar dolara gerilediğini açıkladı. Gazprom’un ana alıcıları AB ülkeleri düşen petrol fiyatlarının sağladığı avantajları sonuna kadar kullanmaya devam ettiler.[22] Rusya’nın aralarında Rosneft, Gazprom Neft, Başneft, Tatneft, Zarubezhneft, Surgutneftegaz ve Lukoil’in bulunduğu petrol üreticileri içine düştükleri sıkıntıdan kurtulmak için ortak karar alarak petrol üretiminin sabitlenmesi ve devlet desteği sağlanması girişiminde bulundular. Ancak Gazprom bu girişime dahil olmadı. Rusya’nın petrol devleri görüldüğü kadarıyla küresel fiyat düzeltme macerasında açıkça izole edildiler.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi sonrasında krizin etkilerinin yaygınlaşması nedeniyle alınan önlemler doğrultusunda Amerika’da Teksas ve Kuzey Dakota bölgelerinde en önemli petrol yataklarının bulunduğu alanlarda yüzlerce sondaj kulesi kapatılmak zorunda kaldı.[23]
ABD’de hizmet veren sondaj kulesi sayısı rekor seviyede düşüş gösterdi ve kaya petrolü sahalarından gelen arz geriledi. Amerikan petrol stokları 1930 yılından bu yana en yüksek oranına erişerek 477 milyon varile ulaştı.
Bu durum “hidrolik çatlatma yöntemi” uygulayan enerji tekellerinin aleyhine gelişirken, rekabette “yüksek maliyeti” önleyemeyen enerji tekellerinin enterne edildikleri veya pazar paylarının azaldığı görülmektedir.[24]
Amerika’da Obama yönetimi kurtarma operasyonu gerçekleştirdikleri General Motors ve Chrysler şirketlerini petrol bağımlılığını azaltıcı motor üretimi için teknolojik yatırıma zorladı. Bu zorlama politikası “serbest piyasa” fanatiklerinin beklentilerinin aksine 2025 yılında günlük 54.5 milyon varile ulaşacak tüketimin kısılmasıyla krizden çıkış maliyetinin düşürülmesini hedeflemekteydi.[25]
Petrol fiyatlarındaki düşüş Amerikan tüketicilerine ortalama olarak yıllık 750 dolarlık bir iyileşme olarak yansıdı. the Federal Energy Information Administration tahminlerine göre petrol fiyatlarındaki düşüş bu bağlamda kısmen çalışan kesimlerin yararına gelişti. Bunlara ek olarak düşük faizli borçlanma kredileri, yeni teknolojilerin sağladığı iyileştirme ve kolaylıklar, yükselen konut fiyatları, yüksek şirket karları, güçlü talepler, vs genel Amerikan toplumunun çıkarlarına bir sürecin işlediğini teyit etmektedir. Petrol, gaz ve gıda fiyatlarındaki göreli düşüşler, bu doğrultuda beklentilerin artmasına neden oldu.[26]
Ancak enerji tekellerinin beklentileri pek iyimser değil. Royal Dutch Shell yetkilileri önümüzdeki dönem küresel tüketimin artacağına dair olumlu sinyaller alınmadığını bu nedenle artan arz ve tüketim arasındaki açığı kapatmanın kolay olmadığını ifade ettiler. Son olarak the Energy İnformation Agency 2016 için bu yavaşlayan talep ve artan arz arasındaki ters yönlü gelişimin devam edeceğini açıkladı.[27]
Dev enerji tekellerinin yatırımlarını sınırlama ve harcamalarını kısma kararları yanı sıra dev tekel birleşmeleri düşük petrol fiyatlarının yol açtığı yeni konjonktüre uyum sağlama ve rakiplerini ekarte etme bakımından önemli bir seçenek oldu. Shell İngiliz rakibi ülkenin üçüncü büyük enerji şirketi BG Group’u yaklaşık 70 milyar dolar karşılığında satın almak üzere anlaşmaya vardığını açıkladı. 1990 döneminde Kuzey Denizi, Alaska ve Meksika’da yeni petrol sahalarının devreye girmesi dev şirket birleşmelerini tetikleyici bir rol oynamıştı. Daha öne 2009 yılında Amerikan Exxon kaya petrolü için sondaj faaliyetleri yürüten XTO Energy şirketini yaklaşık 31 milyar dolara satın almıştı.[28]
Enerji devleri açısından işçi çıkarmalar tasarruf harcamaları arasında önemli bir yer tuttu. Tamamını burada vermek zor olmakla birlikte, BP’nin ana merkezlerinden biri sayılan Aberdeen’de mevcut belirsizlik ve ileriye dönük sağlıklı tahminler yapılmasının olanaksızlığı nedeniyle işçi çıkarımı gerçekleştirildi. Danimarka şirketi Maers Oil, tasarruf önlemleri olarak % 20 oranında bir kesinti planlaması nedeniyle Kopenhag, Katar ve İngiltere’de 200 çalışanın işlerine son verdiklerini açıkladı. Norveç Petrol Şirketi Statoil 2016 yılı sonuna kadar 1500 kişiyi işten çıkartma işlemini tamamlamış olacak. Shell 65 işçiyi işten çıkarttı. BP 3000 işçiyi işten çıkaracağını açıkladı.[29]
Bu gelişmelerde bir başka önemli nokta Shell’in Arktik bölgesindeki enerji yatırımları projesinden vazgeçmesi oldu. Bu bölgede şimdi gözler daha önce BP’nin sahip olduğu Hilcorp Alaska’ya çevrilmiş durumdadır. Kısa sürede bu enerji tekelinin de Shell’in yüzleştiği maliyet sorunlarıyla karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz olarak görülmektedir.[30]
Enerji devlerinin salt İngiltere’de Hükümet nezdinde yürüttükleri “lobi” faliyetlerine ilişkin istatistiki kayıtlar tekeller arası rekabetin düzeyine ilişkin net bir fikir vermektedir. Aşağıdaki rakamlar enerji şirketlerinin, yenilenebilir enerji şirketleri ve çevreci teşkilatlarla birlikte İngiltere’de ilgili bakanlarla yaptıkları görüşmelerin sayısını vermektedir:
Rakamlar rekabeti ve lobi faaliyetlerinin yoğunlaşma derecesini ortaya koymaktadır.[31] Şirketler ve İngiliz Bakanlarla yaptıkları toplantı ve görüşmelerin sayıları:
Shell, 112
R. Rio Tinto, 21
BP, 79
ConocoPhillips, 15
EDF, 69
Friends of the Earth, 41
Centrica, 73
Greenpeace, 38
Scottish Power, 49
Oil & Gas (trade body), 37
EON, 48
Renewable UK (trade body), 17
Rwenpower, 36
Renewable Energy Association, (tr. B.) 17
Total, 23
Gamesa, (wind power) 12,
Exxon, 21
Mainstream Reenwable Power, 7
BG Group, 21
Sonuçta Kanada’dan Katar’a, Barent Denizi’nden Meksiko Körfezi’ne kadar dünyanın dört bir yanında petrol sondaj çalışmalarına ilişkin projeler revize edildiler veya tamamen ortadan kaldırıldılar. Yüksek maliyet gerektiren “hidrolik çatlatma yöntemi” uygulayan veya buna geçiş yapmak isteyen firmaların bu durumdan oldukça etkilendikleri ve çatlatma yöntemiyle yapılan üretimde düşüş yaşandığı istatistiklere yansıtıldı.[32]
Düşen emtia ve petrol fiyatlarının, yansımalarından biri çok açık ki; bunları üreten şirketlerin aldıkları kredileri bankalara geri ödeme de zorluklarla karşılaşmalarıydı. Bunun devamında, Borçlu enerji şirketleri ile iş yapan şirketler,ve bankalar kredi alma ve likidite konusunda sıkıntıya girdiler. CNBC’nin haberine göre; ABD’de sadece kaya gazı şirketlerinin borcu 1 trilyon dolar civarına yükseldi. Yine BIS’in verilerine göre, enerji bağlantılı tahvil borçlarının toplamı 1 trilyon dolara yakın. Toplam 2 trilyon dolarlık bir borca karşılık, elde üçte bire düşen gelir bulunduğu itiraf edildi. İşte son dönemdeki uluslararası piyasalardaki çalkantıların ana nedenlerinden biri bu alandaki kredilerin batma olasılığıdır.[33]
Bu olasılıkların gerçekleştiğinde dair işaretler gelmekte gecikmedi. Dallas Fed petrol ve gaz şirketlerinde iflasların 1929 buhranı dönemi seviyesine ulaştığı açıklandı. Geçtiğimiz yıl (2015) dokuz petrol ve doğal gaz şirketinin “konkordato” açıkladıkları vurgulandı. Bunun yanısıra bu sektörde 2014 yılında tepe noktasını yaşayan istihdamın bu noktadan sonra yaklaşık 70 bin azalması krizin boyutunu göstermesi açısından ciddi bir uyarı oldu.[34]
Yapılan son araştırmalar dünya genelinde 175 petrol ve doğal gaz şirketinin iflas riskiyle karşı karşıya olduklarını ortaya koydu. Bu sırada ABD’de toplamda 60 firmanın iflas ettiği vurgulandı. Yalnızca Amerika’da 2014 ve 2015 arasında 18 milyar dolar borçları bulunan bir çok petrol arama ve üretim firması iflas talebinde bulunmuşlardı. Amerika açısından düşük petrol fiyatları kömür endüstrisini büyük bir rekabetin ortasında bırakmış oldu.[35]
Durum bu gerçi Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda petrol fiyatlarının düşmesinin gerisinde arkasında “bir master plan” olmadığı söyleniyordu. Ancak tüm söylenenlerin arasından “petrolde yeni dünya düzeni” yeni dönemde oluşan “eşitsiz hiyerarşik dengeyi” daha açıklayıcıdır. Davos’ta en son konuşulan işte bu “petrolde yeni dünya düzeni” oldu.
2016-03-20 Ahmet Akif Mücek
[1] Tom Randall, Blomberg Business, “Bankers See $1 Trillion of Zombie Investments Stranded in the Oil Fields”, 18 December 2014.
[2] Julia Kollewe, “Saudi and UAE oil ministers defend Opec response to falling prices”, The Guardian, 21 December 2014.
[3] Reuters, “Saudi Arabia says won’t cut oil output”, 2014.12.21.
[4] Nick Cunningham, “Top Five Factors Affecting Oil Prices in 2015”, Oilprice.com, 2015.01.04.
[5] BBC, “Opec oil output will not be cut even if price hits $20”, 2014.12.23.
[6] İsaac Arnsdorf, “What’s Next for World Oil as Lower Prices Extend Into ‘15”, Bloomberg Business, 2014.12.23.
[7] İsaac Arnsdorf, “What’s Next for World Oil as Lower Prices Extend Into ‘15”, Bloomberg Business, 2014.12.23.
[8] Philip İnman, The Guardian, “How oil price fall will affect crude exporters – and the rest of us”, 21 December 2014.
[9] Timothy Gardner, “U.S. opening of oil export tap widens battle for global market”, Reuters, 2014.12.31.
[10] Samuel Rines, “The Flip Side of Low Oil Prices: Some U.S. States Will Feel the Pain”, The National İnterest, 2015.01.12.
[11] Samuel Rines, “The Flip Side of Low Oil Prices: Some U.S. States Will Feel the Pain”, The National İnterest, 2015.01.12.
[12] George L. Perry, “The End of OPEC as We Have Known It is Here”, Brookings, 2015.01.14.
[13] Holger Zschäpitz, “Das Märchen von der großen Ölpreisverschwörung”, Die Welt, 2015.01.24.
[14] The Economist, “Risky business”, 2015.01.22.
[15] BloombergBusiness, “Cheap Oil’s Winners and Losers in One Giant Map”, 2015.04.15.
[16] Frank Stocker, “Nur Dr. Copper weiß, wie krank die Weltwirtschaft ist”, Die Welt, 2015.01.15.
[17] Dmitry Zhdannikov, “OPEC, oil companies clash at Davos over price collapse”, Reuters, 2015.01.21.
[18] Terry Macalister, “BP makes $1bn loss as oil prices slump”, The Guardian, 2015.02.03.
[19] Nils Pratley, “For BP and Shell, oil is in very troubled waters”, The Guardian, 2015.02.03.
[20] Anna Driver, “Exxon fourth-quarter profit tops estimate, share buyback slashed in half”, Reuters, 2015.02.02.
[21] Javier Blas, “How Big Oil Is Profiting From the Slump”, Bloomberg Business, 2015.03.12.
[22] Joseph Murphy, “Russia’s Gazprom Braces for Tough Year as Demand Slumps”, The Moscow Times, 2015.03.17.
[23] Lynn Doan, “Steepest Oil-Rig Drop Shows Shale Losing Fight to OPEC”, BloombergBusiness, 2015.01.16.
[24] Jim Randle, “ABD’nin Ham Petrol İhraç Açmazı”, Amerika’nın Sesi, 2016.03.03.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.