Ekim-devrimi-günceldir
CERABLUS VE BÖLGESEL YENİ SÜREÇ

Devrimci Savaş karşıtlığı içi boş, teslimiyetçi barış çığırtkanlığı kendiliğindenci bir siyasetin teorisidir. Yığınların, büyük halk kitlelerinin kendiliğindenci hareketleri ilk ortaya çıktıklarında, çok kısa bir sürede zirve yaparlar ve önderliklerini ararlar, bu önderlikle temas edemediklerinde bir saman alevi gibi yanar ve sönerler. Haziran- Gezi pratiği bu gerçeğin en iyi örnekleridir.

Dünya devrimci pratiklerinden çok örnekler verebiliriz ama buna hiç gerek yoktur, çünkü bu toprakların geçmiş büyük devrimci pratiği bu örneklerle doludur. Burada esas sorun Anti emperyalist ve karşı devrimci savaş karşıtlığıyla, devrimci savaş karşıtlığının doğru kavranmasıdır.

Devrimciler, emekçiler bütün emperyalist ve karşı devrimci haksız savaşlara karşıdır. Bu savaşlara karşı direniş cephesi örgütlemeye çalışan devrimci savaşlarda ise taraftırlar.

Üzerinde yaşamakta olduğumuz siyasal ve stratejik coğrafyada, bu soruna yaklaşımda çok farklı düşünce akımlarına rastlamaktayız, ve bu konuda esas eğilimin neo liberal, sistem içi arayış olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu konuda ön plana çıkan politik eğilimler şu yöndedir.
1. Irak’ın işgaliyle başlayan bu yeni bölgesel süreç ve savaş, hakim sınıflar cephesindeki bloklaşmaları, çelişki ve ittifakları deşerek açığa çıkardı.
2.Gezi pratiği sonrası, kitle hareketleri dibe vurarak, devrimci saflarda neo-liberalizm ve sistem içi arayışlar bir umut olarak geliştirildi ve dayatıldı.
3. 12 EYLÜL 1980 Askeri Faşit Darbesi, sonrasında Irak savaşıyla birlikte, Orta-Çağ gerici İslamcı akımlar, tarikatlar, sistem olanakları nı kullanarak palazlandı ve sonrasında iktidarı paylaşım kavgasına giriştiler.
4. Orta -Çağ gerici akımların, bugün bütün kirlilikleriyle ve karşı devrimci akımlar olarak emperyalizmin kontrolünde akımlar olduğu açığa çıkmıştır.
5. Devrimci harekette ki kırılma, Devrimci saflarda derin teorik farklılıklara yola açarak, bu farklılaşma bölgede Irak savaşıyla birlikte çeşitli devrimci, sol örgüt ve akımlarda ABD kontrolünde bir kurtarıcılığa kadar işi vardırmıştır.
6. Ezilen Kürt ulusunun temsilcisi konumunda bulunan parti ve onun etrafında kümelenen sol, devrimci görünümlü örgüt, grup ve grupcuklar, reformist, revizyonist, neo liberal politik duruşlarıyla ABD’ci kulvarda saf tutarak, gerici ve devrimci olmayan, pragmatist, milliyetçi, sınıf uzlaşmacı karakterleriyle açığa çıkmışlardır.

Bütün bu sürece nasıl gelindi ?

ABD’nin Afganistan işgaliyle başlayan bu süreç, Irak işgaliyle devam etmiş ve Suriye işgaliyle birlikte büyük bir bölgesel savaşa dönüş müştür. Bu süreçlerde emperyalist işgal ve savaş, çeşitli stratejik ve taktik evrelerden geçerek, bugün sahte solu da yedeğine alarak bütün bölgede büyük bir felakete yol açmıştır. ABD’nin 2050 yılına yönelik projesinin bir sonucu olarak bölgede yürütmekte olduğu ve büyük kitlesel yok oluşlara neden olan kirli ve hayasızca savaş, Türkiye’yi de Suriye bataklığına çekerek, İran’a doğu yayılacaktır.

ABD, bu stratejik hedefini gerçekleştirmek için özellikle, Irak işgalini Türkiye üzerinden yapmayı planlamış, ve 80 bin kişilik bir askeri işgal kuvvetini Türkiye üzerinden Irak’a sokmaya çalışmış ise de Dönemin Ecevit Başkanlığında ki DSP, ABD’nin bu talebini parlamentodan geçirememişti. Bu karşı koyuş daha sonra Ecevit’in başında bulunduğu DSP’yi, ABD paramparça ederek, Ecevit’i cezalandırmış ve Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirmişti. Kemal Derviş ve İsmail Cem bu süreçte ABD’nin kullandığı aktörlerdi.
Özet olarak ABD, bu süreçte Ecevit ve dönemin Türkiye politikaları yla karşı karşıya gelmiş ve DSP’yi büyük bir iç tasfiye ve operasyonla dağıtmıştır. Bütün bu gelişmeler ABD’nin bölgeye ilişkin handikaplarını nasıl aşacağına yöneltmiştir. AKP projesi bu süreçte devreye girmiş ve R.Tayip Erdoğan bu sürecin ürettiği bir işbirlikçidir.

ABD, bu süreci tek partili bir Hükumetle aşmayı planlamış ve bu planını devreye sokarak, Türkiye 14 yıldır bu tek parti tarafından yönetilmektedir. Bu süreci uzun bir süre Fethullah’çı gladyoyla birlikte yönetmeye çalışan Tayip Erdoğan ve onun AKP’si, ”Erge nekon operasyonları” sonrası derinleşen hakim sınıf klikleri arasındaki çelişkilerin bir sonucu olarak, FETHULLAH’ÇI GLADYOYLA çelişmiş ve bu çelişme ve çatışma büyük iktidar kavgasına dönüşerek başarısız bir darbeyle sonuçlanmıştır. Bu süreç, SAADET PARTİSİ’Nİ parçalamakla başlayan bir süreçtir ve esas kökleri oradadır. Saadet Partisi’nin tasfiye edilmesiyle başlayan bu süreç, sonrasında Fethullah’çı Gladyoyla büyük bir çatışmaya dönüşmüş ve Türkiye Tarihinde yeni bir sürecin startını vermiştir.

ABD’nin yeminli işbirlikçisi R.T.Erdoğan ve AKP’si, ABD güdümünde Türkiye’de büyük ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel operasyonlara girişerek, Kurucu felsefenin üreterek kurduğu devlet anlayışı dışına çıkmış, ve resmi ideolojiyle çelişmiş, devletin yapı taşlarıyla oynayarak,Yasama, yürütme ve Yargıyı da kontrol altına almaya tevessül etmiştir.
Yine bu süreçlerde ABD’nin ”Büyük Orta-Doğu Projesinin” eş başkanı olduğunu açıkça söylemiştir. Bu projeyi hayata geçirmek için özellikle Orduda bazı tasfiyeler yapması gerekiyordu ve ”Ergenekon Operasyonuları” bu süreçle başlamış, ve bu operasyonlar hakim sınıf klikleri arasında büyük çatışmalara dönüşerek, bu çelişki ve çatışma sistem içi çatışmayla devam etmektedir.
Bu çelişmeli ve çatışmalı süreç, 1990′ dan beri adım adım uygulamaya konulan bir süreçtir, ve süreç büyük olasılıkla Türkiye ve İran’ın işgal ve parçalanmasıyla sonuçlanacaktır. Rusya’nın Suriye’ye asker göndermesi ve Suriye’de işgalci konuma düşmesi, ABD’nin Türkiye’yi ve İran’ı parçalama ve işgal etmesi için iyi bir fırsat olmuş ve bu stratejisini, ÖSO, IŞİD, ELKAİDE, KDP, PYD -YPG, PKK ve onun kontrolünde olan revizyonist sahte sol üzerinden gerçekleştirmek amacındadır. Bu hamleyle Rusya’nın Suriye işgaline de cevap vermek amacındadır.

Daha evvel Irak işgali de bu yöntemle yapılmıştı. Irak’taki sahte revizyonist sol, Irak Komünist Partisi ve Kürt hareketleri, ABD’ yi, Saddam’ın faşist saldırılarına karşı Irak’a çağırmış ve kurtarıcı olarak zehirli yılana sarılmışlardı. Saddam Faşizminin faşist denizinde boğulmuş ve kurtulmak için çırpınan bu güçler, ABD zehirli kobra yılanına sarılarak, hayatlarının en büyük bedellerini ödediler. Sonrasında Iraklı annelerin ” biz Amerikan piçleri doğurmak istemiyoruz, bizi öldürün ” çığlıklarıyla, Irak’tan bütün dünya insanlarına büyük bir tarihi ders çağrısı yapılıyordu…

Bütün bu gelişmeler sonucu ikinci bir özet otaya çıkıyor. Ezilen bağımlı dünya ve onun emekçileri büyük bir emperyalist kuşatmayla ve yeniden bir üçüncü dünya savaşıyla karşı karşıyadır, Orta Doğu ve Küresel düzlemde bütün Küresel Avrasya hinterlandı bu paylaşımın hedefidir.
Türkiye’nin Cerablus’da operasyon yapması ve Suriye’deki iç savaşa katılması, Kürt politikası, Bölgede gelişmekte olan yeni ittifaklar ve iç politik ve askeri gelişmelere ilişkin kaygılarındandır. Rusya, Suriye, İran, Türkiye bölgede, ABD politikalarıyla çelişen ve ABD’yle karşı karşıya kaldığı gerçeği saptaması yanlış olmaz inancındayız.

Türkiye’nin cerablus’a zırhlı ve ağır silahlı askeri birlikler göndermesi ”misakı Milli” kaygısındandır. ”Misakı milli” Türkiye’nin ”kırmızı çizgisi” olarak saptanmış ve Türkiye’deki iş birlikçi hakim sınıflar bütün stratejisini bu çizgiye uygun yapmaktadırlar, hatta bir Kürt toprağı olan Kerkük ve Musul üzerindeki emelleri hala devam etmektedir. Bakir bir coğrafya, güçlü bir jeo-politik ve jeo-stratejik bölge, bu özelliklerinden ötürü uluslararası küresel aktörlerin iştahını daha bir kabartmış, ve küresel güç mücadelesi batıdan dünyanın bu hinterlandına kaymıştır. ABD, bu niyetle yıllardır bölgede çeşitli operasyonlar yapmaktadır ve yeni yeni müttefik örgütler ve gruplar yaratarak, onlar üzerinden stratejik amaçlarına ulaşmak çabasındadır. Beş yıldır devam eden Suriye savaşı, bütün bu nedenlerledir.
Anti Amerikancı bir aks içinde direnmeye çalışan Suriye, ABD’nin bölgede kullandığı paramiliter güçler tarafından yerle bir edilmiş, ekonomisi, ulaşımı ve sanayisi yerle bir edilerek dumura uğratılmış bir ülke konumuna düşürülmüştür. Türkiye’nin Cerablus operasyonu, IŞİD’e karşı bir operasyon değil, Suriye’nin sınır bölgelerini ele geçiren ve sınır bölgesinde ki kantonlarda kendi iktidarını inşa etmeye çalışan, şimdilik ABD destekli PYD ve YPG’yi Suriye’nin iç hatlarına doğru süpürmek ve Suriye tarafında belli bir derinliği olan güvenlik hattı oluşturmaktır.
Bu operasyonun diğer bir amacı da PYD-YPG ve bileşenlerinin Batı Fırat’tan çıkarılması amaçlıdır. Bağımsız bir Kürdistan için ABD’siz bir çözüme evet !!! ABD güdümlü onun işbirlikçisi bir Kürdistan ve o eksenli bütün politikalara hayır diyoruz. Kürtler, bu çoğrafyanın asli unsurlarıdırlar, ve kendi bağımsız devletlerini kendi topraklarında kurmak için meşru zeminlerdedirler. PYD,YPG, Fıratın batısını terk etmeyecektir.
Ancak, ABD ve AB kontrolünde ve onun işbirliğinde geliştirilen, Kürt halkının Demokratik Devrim mücadelesini boğmaya çalışan her türlü emperyalist oyuna karşı çıkarak, devrimci tavır takınmak bugün elzemdir.
Tayyip Erdoğan, bölgede gelişen bu son süreçte, Türkiye’nin bölgesel politik eğilimleri ve ittifak politikaları konusunda devletin ”Misakı Milli” politikalarında ısrar eden güçlerin kontrolüne girerek, bölgesel politik değişiklikler yapmış, ABD’yle kafa kafaya gelmiştir.

”Ergenekon Operasyonu” sonrası geliştirilen bu askeri politik siyaset, strateji ve taktikler, yeni güç arayışları, yeni taktik ve stratejik ittifaklara Türkiye’yi bu sürece zorlamıştır. Bölgede Rusya, Çin, İran, Türkiye, Hindistan ve Şanghay beşlisinin önümüzdeki süreçlerde daha etkin olacağı kesin.
Bu stratejik güç mücadelesi, ABD ve yukarıdaki ülkeleri bölgede karşı karşıya getirmiştir. Batılı emperyalist ülkeler, bu konuda Türkiye karşıtı AKP ve Tayyip Erdoğan karşıtı tutumları nedeniyle Fethullah’çı darbeyi savunur pozisyona düşmüş ve bölgede Kürt politikaları konusunda ABD ‘ye yakın durmaktadırlar. Bu konuda Devrimci tutum, Anti emperyalist devrimci cepheyi örgütlemektir.

Emperyalizm çağının devrim teorisi bu gerçek üzerine oturtulmalıdır. Revizyonist cephe, emperyalizm çağının temel siyasi çizgisinde saparak, sınıf mücadelelerini reddetmiş ve sınıf uzlaşmacı PKK bayrağı altında toplanarak, sınıf mücadelesine ihanet etmiştir. Kapitalizmin emperyalist karakter kazanmasıyla, emperyalist aşamaya evrilmesiyle ulusal hareketlerde bu eksende siyasetlerini değiştirmiş ve sonuçta emperyalizmin kullanabileceği hareketlere dönüşmüşlerdir.
Bu gün bütün sorun, Kürt siyasi hareketini Demokratik Devrim çizgisinde tutmakta ki ısrarda düğümleniyor. Bütün çabamızı bu alanda kullanmalıyız, bugünün devrimci görevi bu sınıf uzlaşmacı tavra karşı, devrimci tutumda, sınıf mücadelesinde ısrar etmektir. Demokrasi ve durmaksızın sosyalizmin inşa edilmesi işgal altındaki bütün bölgenin ve bu bölge ülkelerinin devrimci görevidir.

İşbirlikçi Komprador burjuvazi , Orta çağ ilişkileri Camatler, tarikatlar ve Fethullah’çı gladyoyla Yönetilmek isten bir ülkenin devrimci programı, Demokratik devrim ve durmaksızın Sosyalizmin inşa edilmesi programıdır.
Kürt halkının ve bütün azınlıkların kurtuluşu bu programın içindedir. ABD, Kürt ve Türk halklarına ve diğer azınlık milliyetlere ve halklara bölgede özgürlük değil, sömürü, zulüm, talan ve işkence için bölgededir. İşgalcidir…
Türkiye Cerablus’a girerek işgalci konuma düşmüştür ve esas hedefi, Bölgede ve Suriye’deki devrimci demokratik güçlerdir. Kürt sorununda ABD’yle karşı karşıya gelmiştir.
Mimbiç’in PYD’nin kontrolüne geçmesi, Türkiye’nin Cerablus’a müdahelesinin koşullarını yaratmıştır.
IŞİD , ABD kontrolünde Cerablus’tan geri çekilmiştir ve Türkiye’nin Cerablus’a girmesi Kürt Koridorunu parçalamak amaçlıdır. Bu operasyon Rojova kantonuna doğru genişleyebilir. Bu süreçte Türkiye’nin bölgede ABD’yle karşı karşıya gelmesi büyük bir olasılıktır…
Kantonların bağımsız, özgür ve Demokratik Halk iktidarı inşa eden politik ve ekonomik süreçlerine devrimciler taraftır. ABD, denetiminde kurulacak bağımlı kantonlara karşı devrimci tavır, Anti emperyalist tavırda kendisini bulur. Bölgesel düzlemde genel devrimci tavır anti emperyalist, anti faşist bir tavırda anlam kazanır.
Erdoğan ATEŞİN
25.08.2016

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.