DEMOKRATIK HALK DEVRIMI VE ULUSAL SORUNDA ÇÖZÜM PERSPEKTIFLERI

Genel olarak üretim ilişkilerinin, özel olarak tarımın kapitalistleşme süreci uluslaşma sürecine tarihsel olarak paralelelik gösterir.Ulusal hareketler sınıfsal kombinasyonlarında komprador burjuvazi ve toprak ağalarından milli burjuvazi, köylülük ve proleteryaya kadar geniş bir yelpaze gösterirler.Bu nedenle ulusal hareketler tarihsel konjonktürlerin belirleyiciliğinde proleterya ve köylülük gibi halk sınıflarının etkisi ile sosyalizme de yönelebilir komprador burjuvazi, toprak ağaları ve milli burjuvazinin ekisi ile kapitalist yola ve emperyalizm ile işbirliğine de yönelebilir.Kapitalizmin emperyalizm aşamasından sonra yarı yada yeni- sömürgelerdeki ulusal hareketlerin milli burjuvazi önderliğinde dahi olsa ulusal bir kapitalizm inşa etme dinamiklerinden neden yoksun oldukları yukarıda değerlendirilmişti. Şimdi ML nin ulusal hareketlere dair ilkesel siyasetinin belirleyici kavramlarına da kısaca değinmemiz gerekecektir.Yarı-sömürgelik ve komprador kapitalizm koşullarında gelişen bir ulusal hareket siyaseten kararsız bir atom gibidir.Tarımı kapitalistleştirerek ulusal bir kapitalizm inşa edemeyeceği için emperyalizme bağımlılık ilşkilerini kapitalist üretim ilşkilerine dayanarak sonlandıramaz.Yine sınıfsal birleşenlerinin çok renkliliği ve seremaye ve büyük toprak mülküyetini de içermesi nedeni ile mevcut siyasal yapısı ile tarımı kollektifleştiremeyeceğinden tarım ve köylü sorununu çözemez.Bu olgu emperyalist kapitalizm çağı ile burjuva demokratik devrimler çağının sona ermiş olmasının yarattığı bir gerçekliktir.Kapitalizmin emperyalizm aşamasında yarı ve yeni sömürgelerde tarım ve köylü sorununu çözecek yegane devrim proleterya ve köylülüğün ittifakına dayanan Demokratik Halk Devrimidir.Bu tarihsel koşularda bir ulusal hareket siyaseten kararsız bir durumdan kararlı hale ancak kendi içinden gelişecek ve proleterya ile köylülüğün siyasal beklentilerini ifade eden bir dönüşümle sosyalist bir niteliğe bürünerek veya dışında gelişen sosyalist hareketlere entegre olarak ulaşabilir.Komprador kapitalizm koşullarında gelişen ve sosyalist bir dönüşüm yaşamayan ulusal hareketlerin sınıfsal nitelikleri sonucu eninde sonunda emperyalizmle uzlaşarak kompradorlaşmaları tarihsel olarak kaçınılmaz bir olgudur.Anadoluda İttihat Terakki deneyimi böyle sonuçlanmıştır.Bir tür Kürt Kemalizmi görünümündeki Kürt ulusal hareketi kendi içnde sosyalist bir evrim geçirmediği koşularda sonuç farklı olmayacaktır.Yarı- sömürge bir yapıda DHD kapsamında tarımın kollektifleştirilmesi ve finanas kapitalin bütün kurum ve ilşkileri ile tasfiyesi emperyalizme bağımlılığı sonlandırmak için bir siyaal keyfiyet değil zorunluluktur. Kürt kompradorlar, toprak ağaları ve Kürt milli burjuvazisinin oluşturduğu büyük mülküyetin ulusal sorunla ilgili talepleri ulusal kimlik, dilin serbestleşmesi ve yerel yönetimle ilgili düzenlemelerden ibarettir.Üst yapısal ve yönetsel taleplerden oluşan bu istemler burjuva -feodal devlet aygıtı ile mümkünse ortaklaşmak, mümkün değilse ayrı bir devlet olarak örgütlenme şeklinde özetlenebilir.Mülk sahibi sınıflar için ulusal sorun pazar sorunu ve yönetsel ayrıcalıklar edinme yada mevcut devlet örgütlenmesinde kendileri için getirilmiş sınırlamaların kaldırılması sorunudur. Demokratik Halk Devriminin bir unsuru olarak proleteryanın öncüsünün gündeminde olan ulusal sorun ise hakim ulusa ayrıcalıklarının giderilmesi ile birlikte esas olarak komprador kapitalizmin ekonomipolitiğinden kaynaklanan sorunların, başta tarım ve köylü sorunun çözülmesi, dil, ulusal ve kültürel kimlik üstündeki baskıların kaldırılması kollektif üretim ilşkilerinde halkların tam eşitliğinin koşullarının yaratılması sorunudur.Mülk sahibi sınıflar için sorun esasta pazar sorunu iken proletryanın öncüsü için sorunun nedeni üretim ilşkileri ile birlikte pazarın kendisidir.Ortada paylaşılacak bir pazar var olduğu sürece mülk sahibi sınıflar için ulusal sorun her zaman güncel kalacaktır.Proleteryanın öncüsünün hedefi ise sorunu yaratan üretim ilşkilerini ve pazarı ortadan kaldırarak kollektif üretim ilişkileri esasında halkların tam eşitliğinin koşullarını yaratmaktır.Ezen ve ezilen ulusun mülk sahibi sınıfları ulusal sorunun kendileri için esasta pazar sorunu olması gerçekliğinin üstünü miillyetçilik ideolojisi ile örtmeye çalışırlar.Çünkü onların pazar çelişkileri için mücadele edecek kitleleri manüpüle edecek milliyetçilikten daha uygun bir ideoloji yoktur.Zaten ulusları yaratan tarihsel olgu da aynı pazar etrafında toplanan yığınların dil, tarih ve coğrafi birlik oluşturmalıdır.Ulusal birlikler çelişkisiz birlikler değildir.Mülk sahibi sınıflar ile mülksüzler arasındaki çelişki ulus devletlerin temel çelişkisidir ve sosyalist öngörü ulus devletlerin bu temel çelişki ile sonlanacağını belirler. Yukarıdaki verilerden tarımda kapitalist üretim ilşkilerinin nispi olarak en fazla geliştiği bölgelerden birinin ücretli iş gücü kullanım oranlarına göre Güney Doğu Anadolu Bölgesi olduğunu gördük.Bu bölge aynı zamanda büyük toprak mülküyetinin de en fazla görüldüğü bölgelerden biridir.Anadolu coğrafyasının üretim ilşkilerinin siyasete yansıması olarak baş çelişkisi tefeci tüccar, tefeci tüccar niteliğindeki devlet ve büyük toprak mülküyeti ile halk yığınları arasındaki çelişkidir.Bu çelişme İbrahim tarafından feodalizmle halk yığınları arasındaki çelişme olarak ifade edilmiştir.Çünkü kompradfor kapitalizmin bütün diğer üretim ve değişim süreçleri bu çelişki tarasfından belirlenmektedir.Bu çelişkiyi yaratan esas etken küçük meta üretimi tarzındaki tarımsalş üretimde emeğin kendisinin metalaşmamasıdır. Böyleyken ulusal sorundan ikinci bir baş çelişkitüretmek esasta DHD nin yerine burjuva demokratik devrimi ikame etmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir.Bu burjuva demokratik devrimler çağının kapandığını bilerek söylenmekte ve böylelikle ulusal harekete tpprak ağaları, Kürt komprador burjuvazisi dolayısı ile emperyalizmle işbirliğine kadar geniş bir siyasal manevra alanı bırakılmaktadır.Şimdi sosyalist hareket bu manevra alanını bırakmasa ulusal hareket niteliği gereği böyle bir siyasal hat oluşturabilir denilebilir.Bu başka bir şeydir; burada bahsedilen olgu DHD nin niteliği ve sınıf ittifakları ile burjuva demoktatik devrimin niteliği ve sınıf ittifakları arasındaki nitel farktır.Ulusal hareket birleşenlerindeki güç dengelerine bağlı olarak büyük mülküyet ve emperyalizme karşı farklı siyasetler üretebilir; sosyalist hareket ulusal hareketin ürettiği siyasetten bağımsız olarak DHD nin genel ilkelerinin ve gereklerinin siyasetini üretmekle yükümlüdür.Bu nedenle gerek bölgede gerekse bölge dışındaki çalışmasında örgütsel ve sovyetik bağımsızlığını titizlikle korumalı ve DHD nin genel ilkelerinin propagandasını yapmalıdır. Ulusal sorunda çelişkiler kaçınılmaz olarak baş çelişkiye gelip dayandığında baş çelişkinin bu bölge için geçerli olmadığı iddası DHD nin üstü örtülü bir şekilde yadsınmasından başka siyasal bir anlam ifade etmez.

Özgür Bahar

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.