DEVRİMCİLİK BİLİMSEL VE İDEOLOJİK BİR DURUŞTUR, SAHTE ”SOSYAL BARIŞ” FAŞİZME TESLİMİYETTİR..

Emekçilerin Türkiye’sini yaratmak devrimci zorla olacaktır. Devrimci zor olmadan tarihini akışına müdahale etmek mümkün değildir ve kendiliğinden bir akış devam eder. Sınıflı toplumlar tarihinin bütün hayatlarında bu süreçler yaşanmış ve toplumlar sonuçta ayağa kalkarak sürece müdahale etmiş ve kendi tarihlerini değiştirmişlerdir. Toplumsal gelişmenin önünde ki engelleri kaldırmadan, toplumları değiştiremez ve geliştiremezsiniz.
Kapitalist-emperyalist sistemi ve onun dünyasını devrim ve emekçilerin devrimci zoru olmadan değiştiremezsiniz. Bugün dünyamızı kasıp kavuran büyük emperyalist savaşlar ve yıkımlara karşı koymak, ancak emekçilerin örgütlü devrimci zoruyla olabilir. İnsanlık tarihinin itici gücü bilimsel ekonomik, siyasi ve kültürel devrimlerdir.
Devrimler salt değiştirmekle kalmazlar yeni olanın daha üst biçimlerini yaratarak toplumları daha ileri geleceğe hazırlarlar. Bunun için emeğin devrimci zoru mutlak bir zorunluluktur. Devrimci zor olmadan burjuvazinin zor aygıtı devleti parçalamak mümkün değildir. Bir avuç mülk sahibi zorba halk düşmanı sınıf ve onun uzantıları ve beslemesi gerici artıklar emekçilerin tarihsel zoru karşısında tutunamazlar, bütün sorun bu süreci yaratabilmektir.
Hakim sınıflar emekçilere karşı silahlı güçlerini, polisini, ordusunu ve bütün paramiliter güçlerini sonuna kadar kontrolsüz kullanırlar. Emekçilerin en küçük direnişini kanla, zulümle ve işkenceyle bastırılır, boğarlar. Bütün bu pratikler yüz yıllardır denenmiş olup, bugün daha büyük tecrübelerle emekçilere karşı dünya genelinde büyük bir savaş yürütülmektedir. Ülkemiz özgülünde uzun yıllardır emekçilere karşı devam eden bu karşı devrimci şiddet, işkence ve katliamlar her geçen gün dahada büyüyerek ve genişleyerek devam etmektedir.
Kendi parlamentosunu, anayasasını, ve yasalarını feshedecek kadar gözü dönmüş bir karşı devrimci şiddetle karşı karşıyayız. Emekçilerin barışçıl yollarla iktidara yürümesinin olanakları yoktur, ve bu hak arama yöntemi bir burjuva aldatmacadır.

CHP ve benzeri partiler bunun için vardır ve hepsi kan emici bir avuç burjuvazinin hizmetindedir. CHP, bütün dinamikleriyle halk düşmanı bir faşist partidir, sistemin bekası için vardır. CHP, önüne konulan ödevini ve görevini yapmaktadır, bu aşağılık oyun yüz yıldır devam etmektedir.CHP ve benzeri burjuva partileri teşhir ve tecrit etmek bugünün devrimci görevidir. AKP, CHP, MHP oyunlarına kurban edilmiş bir ülke… Arkasındaki figüranlar da küçük menfaatler uğruna insanlığında edilmiş, uzaklaştırılmış ve topluma, emekçilere yabancılaştırılmışlardır. Emekçilerin canına malına kast eden bu asalaklar, hiç bir dönem halkın dostları olmadılar, olamazlar, onlara verilen görev halk düşmanlığı görevidir.
Türkiye’nin ekonomisini ABD’nin CİA ajanlarına teslim eden bir zihniyetin halka dost olduğu nerede görülmüştür ?. Neden bu burjuva baylar hala parlamentoda lak lak etmektedirler. ”Ülke” diye bir şey kalmamış ki, hangi ülkeden bahsediliyor. İçine doğduğumuz ve üzerinde yaşadığımız bu ülke artık bize ait değil, satılmıştır, peşkeş çekilmiştir. Emekçilerin ülkesi yoktur, böyle bir rüya olamaz.
Aylık ve günlük zamlarla emekçilerin her damla alın terine el konulan ve emeği zorla gasp edilen bir ülkede yaşamak nasıl bir duygu ve duyarlılık?
Emekçilere kılıç çeken, silah dayatan, hapis ve işkence ile tehdit eden bir sistem halkın dostu olabilir mi? Birde burjuvaziyle koyun koyuna yatan reformist sahte devrimciler ve onların partileri var, hala parlamento da debelenerek bir şeyler yaptıklarını zanneden fırsatçılar. İki yıl sonra nasıl kıyak emekli olurum hesabı yapan sahte solcular…
Bunlar, köleliğe mahkum edilmek istenen emekçi düşmanlarının suç ortaklarıdır. Ezilen ve sömürülen, katledilen emekçi sınıfların isyan ve hak arama mücadelesini parlamenter burjuva karargahlarda boğmak isteyen bir reformculuğun devrimcilikle hiç bir alakası yoktur.
Devrimci olmak, bilimsel sosyalist olmak ideolojik bir duruştur. Dünya tarihinin bu sürecinde hiç bir yerde halklar ve emekçi sınıflar, canlarını ve kanlarını ortaya koymadan hak alamamışlardır, yada kendi ekonomilerini inşa edememişlerdir.

Toplumsal ekonomik yeniden inşa, devrimle ve halkların, emekçi sınıfların devrimci zoruyla başarılacaktır. Hakimiyet verilmez alınır, zorla alınır ! Bu bütün emekçi sınıfların ve halkların mücadelesiyle olur. Emperyalist tekeller yeni ve daha öldürücü ve yıkıcı savaşlara hazırlanıyor. Bölgemizde ,Orta-Doğu’da devam eden savaş bu nitelikte ve bu ağırlıkta bir savaştır. İnsan olarak, bölgesel olarak hepimizi derinden etkileyecek ölümcül bir savaş devam ediyor topraklarımızda. Bugünden barikatlarımızı kuramazsak, yarın çok geç olacaktır.
Devrimci, komünist bir parti bu barikatın en büyük teminatıdır. Emperyalist haydutlar ve onların iş birlikçisi hainler duvarlarımıza kapımıza dayanmışlar, kapılarımızı kırıyorlar, hanelerimize tecavüz etmeye gelmişler. Halk için demokrasi, halkın demokrasisi bu mücadeleyle gelecektir.
Emperyalizm koşullarında mücadele bize bu gerçeği öğretti, öğretiyor. Suriye pratiği ortada işte, milyonlarca emekçi topraklarından edildi ve şimdi biz bu göçü taşıyamaz hale geldik. Çok yakında Suriye’li göçmenlerle Türkiye halklarını karşı karşıya getirecekler, bu günler çok uzak değil, zaman iyice daraldı. O neden emekçi halkların emperyalizme ve onun uşaklarına karşı savaşma azmi her geçen gün büyüyecektir, bunun başka bir alternatifi yoktur, aksini düşünmek yok olmaktır.
Erdoğan ATEŞİN
01.10.2018

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.