Proletaryanın mücadele ve örgütlenmesi, sendikal hareketin ilk biçimleri, her ülkenin kendine özgü tarihsel koşulları tarafından belirlenmiştir. Çarpık ve eşitsiz kapitalist gelişme, proletaryanın sınıf bilincinin seviyesi ve siyasi konjonktür. 19.ncu yy, son çeyreğinde sendikal hareket içinde, özellikle Avrupa’da üç değişik sendikal örgütlenme görülür. Bunlar özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya’da etkindirler. Tüm bu sendikal örgütlerin kendine özgü çizgileri vardı. 1.Trade -union’culuk, Proletarya ve onunla birlikte ilk kurulan işçi örgütleri, ilk defa İngiltere’de ortaya çıkmış, İngiltere hükumeti 1799-1800 yasalarıyla bu örgüt ve grevleri yasaklamış, buna karşın tekstil de çalışan işçiler o dönem illegal ve yarı illegal örgütler kurmuşlardır ve mücadelele rine bu örgütlerinde devam etmişlerdir. Daha sonra bu mücadeleler sonucu İngiliz Parlamentosu, işçi sınıfının sendikalarda örgütlenme sine ilişkin yasalar çıkarmak zorunda kalır ve resmen legal düzeyde sendikalar kurulur ve faaliyet yaparlar. 1830 dan sonra, daha evvelki olumlu çizgisine rağmen teslimiyetçi ve uzlaşmacı çizgisinden ötürü dağılan ÇARTİST hareketine kan taşıyan ve ona yeniden hayat veren özünde İngiltere’nin yeni işçi sınıfıdır. Bu süreçle birlikte dünyada ilk sendikal örgütler olan Trade-Union’cular ( Meslek Birlikleri) ortaya çıkar. Trade-Union’culuk; İngiltere’de sınıf işbirliğini esas alan, burjuva kapitalist devletin ve özel mülkiyetin dokunulmazlığını savunan, işçi sınıfı içindeki aristokrat bir oluşumdur. Trade-Union’culuk, ideolojik olarak oportünist ve işçi sınıfı hareketinin kendiliğinden evrimini savunan gerici bir akımdır. 2.Anarko Sendikalizm, 1906 lardan sonra ’’devrimci sendikalizm’’olarak adlandırılan bu akım, küçük burjuvaziden kaynaklanan orta tabakanın dağılmasın dan çıkmıştır. İşçi sınıfına küçük burjuva ideolojisinin esas taşıyıcı sıdır. Bu akım ilk defe Fransa’da doğmuştur ve bu akımın ana vatanı Fransa’dır. Bu sendikal yapı, Fransa Sosyalist Parti’sinin oportünist, reformist çizgisinden doğmuştur ve bu sendikal anlayış daha sonra İtalya, İspanya, Portekiz, Arjantin ve Meksika’da da boy göstermiştir. İlk dönemlerde Anarko sendikalist görüşler, 1906. yılındaki kongrede ’’Amiens Şartı’’ ile (Anarko Sendikalizmin Program Belgesi ve İdeolojik Platformu) kabul edilir ve Fransız CGT, Confederation Generale du Travail (Genel İş Konfederasyonu) sinde hakim olur. Amien Şartı’nda şöyle denilir.’’sendikalizm, eylem yolu olarak genel grevi önerir ve bugün direnişin merkezi haline gelen sendikanın gelecekte bir üretim ve dağıtım merkezi, siyasal yeniden -örgütlen menin merkezi olacağı görüşünü benimser’’.Bununla, Anarko sendikalistler genel grevi proletaryanın mücadelesinin en yüksek biçimi olarak görüyorlardı. Bu düşünce grevlerle devrimin olacağını savunuyordu ve grevlerle devrimim geleceğini propaganda ediyorlardı ve barışçıl yollarla sosyalizme geçişi savunuyorlardı. Anarko sendikalistler, her türlü devlete, niteliğine bakılmaksızın karşı çıkıyor ve sendikaları her şeyin üstünde görüyorlardı. Parti önderliğini ve işçi sınıfının mücadelesini ve proletarya diktatörlüğünü reddediyorlardı. Anarko sendikalizm yarı anarşist, küçük burjuva bir akımdır. 3.Sendikal Çoğulculuk, Sendikal hareket Almanya’da işçi sınıfı içinde sendikal parçalanmış lık şeklinde tezahür eder ve Alman Sosyal Demokrasisinin bu hareket üzerinde önemli etkileri olmuştur. Kapitalizm Almanya’da, İngiltere ve Fransa’dan sonra gelişir ve burada ilk işçi örgütleri 1860 lardan sonra kurulmuştur. August Bebel bu süreci şöyle ifade eder,’’yaz yağmuru’’nun ardından biten mantarlar gibi çoğaldılar’’. O nedenle Almanya’ya damgasını vuran Çoğulcu Sendikal anlayıştır. Bunları sırasıyla şöyle sıralamak mümkündür. 1.Liberal burjuvazinin etkili olduğu Hirsch-Punker (kurucularının adları) sendikalar. Bunlar İngiltere’deki Trade-Union cu benzeri reformist,oportinist örgütlerdir. 2.Lassale’cı Sendikalar,Lassale’ci siyasi parti tarafından yönetilen sendikalardır. Lassale’ci sendikal anlayış, ekonomik mücadeleyi tamamen reddeder ve devrime karşı çıkarlar ve parlamenter mücadeleyi savunurlar. Marks,’’Gote Programının Eleştirisi’’ adlı eserinde bu gerici sendikal anlayışı genişçe teşhir eder. 3.Eisenacht Sendikaları. Bu sendikaların yöneticileri genellikle Marksizm den etkilenmiş, ekonomik mücadele dışında, kapitalist düzeni ortadan kaldırmayı amaç edinmişlerdir.1868 de 1.ci Enternasyonalin Programını kabul etmişlerdir. 4.Hiristiyan Sendikalar, Bu sendikalar dinci sendikalar olup, sınıf uzlaşmacıdırlar. İlk kongrelerini 1892 de, Pan-Alman Sendikalar Kongresi olarak yaparlar. Bu oluşumun başını çeken oportünist Karl Lepien’dir. SENDİKAL HAREKETTE İKİ KARŞIT ÇİZGİ 19 ncu yüz yılın sonlarına doğru işçi sınıfı ve sendikal hareket, özellikle Avrupa başta olmak üzere dünyada örgütlü ve güçlü bir harekete dönüşmüştür. Bu süreçle birlikte işçi sınıfı içinde iki farklı çizgi ortaya çıkar, 1.Sınıf uzlaşmacı reformist, oportünist çizgi, Dünya işçi sınıfı hareketinin saflarında reformizmin ve oportünizmin gelişmesi çeşitli ekonomik, sosyal ve objektif şartlar tarafından belirlenmiştir. a.Kapitalizmin nispeten(barışçıl) gelişmesi şartları, b.Kapitalist büyük mülkiyetin gelişmesi sonucunda küçük üreticiler (köylülerin, zanaatkarların, dekılase küçük burjuvazinin geniş tabakaları) proletaryanın saflarını kalabalıklaştırmışlar. Burjuvazinin ve onun ideolojisinin ağır baskısı altında işçi sınıfını ve sendikal hareketi kendi küçük burjuva düşünceleriyle kuşatmış ve sendikal hareket içinde örgütsüzlük, anarşizm ve kararsızlığı yaymışlardır. 2.sınıf mücadeleci Proleter çizgi. Bu çizginin ilk savunucuları kapitalist düzen şartlarında sendikaları proletaryanın ve sınıf mücadelesinin okulları olarak gören, sınıf sendikacılık hareketinin teorik, pratik ve örgütsel temellerini, bilimsel komünizmin, diyalektik ve tarihsel materyalizmin devrimci felsefesinin kurucuları K.Marks ve F.Engels’dir. Marks, 1866’da Cenevre’de toplanan Enternasyonalin 1.nci Kongresine sunduğu ’’Sendikaların Rolü, Önemi ve Görevleri Hakkında’’kararda, ilk defa bir sınıf örgütü olarak sendikalar üzerine Marksist görüşünün temelleri konulmuştur. Bu karara göre, sendikalar işçi sınıfının örgütlenme merkezleri olmalı ve sendikaların görevi işçi sınıfının tam kurtuluşu için mücadele olmalı ve diğer yandan her türlü devrimci hareketi desteklemelidirler. Daha sonra Lenin,devrimci sendikal hareket üzerine yeni öğretiyi, geçmiş mücadelelerden ve pratikten çıkardığı tecrübelerle dahada geliştirerek, sendikal hareketin önemini üç döneme ayırarak incelemiştir. 1.Emperyalizm döneminde, 2.kapitalizmden sosyalizme geçiş döneminde, 3.sosyalist toplumun inşası döneminde sendikal hareketin rolünü, işlevlerini ve görevlerini tespit etti. Lenin, sendikaların rolünü toplumların geçiş dönemlerine göre şöyle ifade ediyordu. Rusya’da devrimden sonra, proletaryanın iktidara el koymasından sonra sendikaların rolü tamamen ve kökten değişmiştir, onların artık yeni işlevi vardır. Daha evvel devrimci iç mücadele döneminde sendikalar, burjuvaziye karşı direniş ve mücadele organlarıyken, devrimden sonra sendikalar, eğitim organları ve zorunlu yakın yardımcıları olmuşlardır ve işçi sınıfının elindeki devlet iktidarının desteği haline gelmişlerdir. Erdoğan Ateşin Kaynakça G.Lefranc: Dünyada Sendikalizm Marks,Engels:Seçme Eserler C.1 Lenin: Sendikaların Tarafsızlığı Üzerine Lenin: Sendikalar Genel Durum ve Troçki’nin Hataları Üzerine Filip Kota: Dünya Sendikal Hareketinde İki Karşıt Çizgi A.Işıklı: Sendikacılık ve siyaset

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.