Düşün

İnsan, dış dünyayla, evrenle kurduğu ilişkiler kadar özgürdür, yani insan, evreni ve onun zorunluluk yasalarını bilince çıkararak kav radığı oranda özgürdür. Özgürlük, düşün dünyamızın sınırıdır bir anlam da..bireydeki özgürlük bilinci, onun düşün dünyasındaki rolüyle direk ilişkilidir. Özgürlük bilinci, düşün dünyamızın neden selliklere yönelmesidir ve onu pratikle buluşturmasıdır. İnsan, sınıfsal konumunu ve yerini kavradıkça pozisyon alır bu bilinç dünyası onu, özgürlük dünyasıyla yüzleştirir. özgürlük salt bil mekle sınırlı bir şey değildir, bireyin değiştirme mücadelesine katıl ması bireyin özgürleşmesinin zirvesidir ve bu durumda sınıfsal konum belirleyicidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel nitelikleri, bütün canlı varlıklar arasında insanı insan yapan farklı özelliklerin araştırılması ve onun düşün dünyasının, sadece madde veya doğa, tin veya bilinç olma dığı, ikisinin nesnel, somut gerçekliği içinde mutlaka insanın olması gerekliliğini esas alır ve savunur. Yani burada insanın bilinçli faa liyeti ön plandadır. Düşün dünyamız, insan doğasının ve onun doğayla olan ilişkileriyle anlaşılması, ve bu doğa anlayışı üzerinde insanın kendisini anlama sı, kendini kavraması konularında, insanlığa ait ne varsa, insanın biyolojik evrimi, bu evrimle birlikte tarihsel olarak evrim sürecimiz ve gelişimimiz ve bireyden bireye çeşitlilik ve değişiklik gösteren evrimsel niteliklerimiz üzerinde özellikle durur. Bu süreç giderek toplumsal farklılaşmamızı da içine alarak sınıfsal konumları belirler… Genel anlamda düşün dünyamız, bilimin araştırıp ortaya çıkardığı bütün bilimsel bilgileri, bir bütünlük içinde insanlıkla buluşturmaya, insan, doğa bilimlerinin ortaya çıkardığı sonuçları, ve bu sonuçlar arasında ilişki kurmaya çalışır. İnsan, düşün dünyasında, bilimi, bulgu ve verileri, dünya görüşü ve yöntemsel bilgi üretmek işlev selliği üzerine her dönem kafa yormuştur.

Doğa ve insan bilimleri dallarında uzmanlaşmış bilim adamları, kendi uzmanlık alanları dışına çıkarak, toplumsal farklılaşmanın işlevselliğiyle de ilgilenmiş ve bu konuda kendilerini sorumlu gördükleri de çok olmuştur. O nedenle bilimin kimin hizmetinde olduğu hep tartışılmıştır. Düşün dünyamız, zihin haritamızın içine doğduğumuz doğanın-evrenin çevresel sosyal, toplumsal gerçeklerini, toplumsal pratiğini oluşturma kapasitesidir. Düşün dünyamız, tüm mekan ve zamanların, gerçeklerini araştırma ve öğrenme gerçeğidir. Düşün dünyamız, bütün bu olgulardan, yani maddi yaşamdan ve onun bize yansımalarından etkilenen bireyin tüm unsurlarıyla oluşturduğu kimliğidir. farkındalıktan gelmektedir. Farkındalık, bireyin maddi yaşamdan, toplumsal pratikten ve sınıflar savaşımından, yani toplamda insanlığın toplam emeğinden beslenen bilgi havuzunun oluşturduğu bilince ulaşması ile gerçekleşir.

Farkındalık, bireyin, yaşama bilinçlice müdahale ederek, hedeflediği şeyler doğrultusunda en uygun zemini hazırlama gücüne de sahip olmayı gerektirir. 21. yüzyıl Kuantum Fiziği tamamen olgulardan hareket ederek, pratikte teorileşmiştir. Yöntemi bilimseldir ve düşün dünyamızın maddi dünyayla olan temasının bir ürünü olduğunu bizlere sunmaktadır. Kütle- Enerjinin, yani madde varlık miktarının hiç olmadığı, sıfır düzeyde olduğu bir zamanı kabulü etmeyerek bu iddiasını fizik yasalarıyla doğrulamıştır. Kütle- enerjinin sıfır olduğu bir zaman dilimi hiç olmamıştır. Enerji eşittir kütle. Sıfır enerji, sıfır kütle zamanların hiç bir sürecinde olmamıştır. Aksini savunmak, fizik kurallarına, doğruluğu kanıtlanmış bilimsel bir sonuca karşı çıkmak olur… İnsan, olgulardan yola çıkarak, varsayımlar, hipotezler, teoriler geliştirir, Olgu, doğru algılandıktan sonra, bireyin, söz konusu olguya, bakış açısını, düşün dünyasını yani algısal duruşunu belirler. Algısal duruş ise, olgu karşısında nasıl tepki verilmesi gerektiğini, yani karar ve davranış şekillerini belirler. Bu süreçte söz konusu olgu, teoride kendisini gerçekleştirir. Sonrasında teorinin kendini hayatın gerçekleriyle besleyerek hayat bulma dönemidir. Hayatın bütün süreçlerine uygulanacak ve o süreçlere uyarlana bilecek genel bir teori yoktur. Bilimsel yöntem somutun tahlil edil mesidir. Bu süreçte üretilen bütün yeni bilimsel bilgiler, tekrardan kendisini toplumsal pratik içinde dener ve doğruluğunu kanıtlar. Hayatın gerçeği teoride değil, olgularda dır. Toplumsal pratik olmadan,deney olmadan bilim olamaz.

Bilim tarihsel süreçler içindeki ilişkiyle açıklanan, bilgiye dönüştürülmüş toplumsal pratiğin kendisidir. Bu bizi asla salt deneyciliğe götürmemeli. Bütün bilim lerin teorisi vardır ve dayanağı toplumsal pratiktir. Felsefesi ve teorisi olmayan bilim, bilim değildir, toplumsal pratik, bilimin varlık nedenidir, bilimi doğrulama yöntemidir.Her doğru kendi tarihsel süreci içindeki yanlışa göre doğrudur. Bilim, bilimsel sosyalizmle sınırlandırılacak bir alan değildir, bilim; evrensel olanla ilgilenir. Yani bütün evren bilimin konusudur ve bununla birlikte, doğa ve onun bir ürünü olan insan ve insan toplumlarıda…Bilim, hareketin ve toplumsal süreçlerin disiplinli bir sistemle açıklanmasıdır. Bilimsel çalışma, hareket, devinim, olmak, var olmak, bir yerde olmaksızın o yerde olmak ve bu süreçler arasındaki nedensellik ilişkilerini araştırır, keşfeder ve bilgi bu sistematik içinde, ham bir yığın olmaktan çıkar, anlam kazanır, maddi bir güç haline gelerek, bir sistematiğe oturtulur. Öncelikle maddi süreçlerin bilincimize yansıyan bilgilerini toplarız, bütün bu bilgi yığını içinde, bilgilerin kendi aralarındaki ilişkilerini ve bağlantılarını açıklamaya çalışırız. Bu çalışmayla bilgiyi tasnif ederek sınıflandırır ve belli bir düzene sokarız. Bu süreç bizi, bilgide bir düzen, bir sıralama ve bir sistem oluşturmaya götürür. Düşün, bilimsel, siyasi, sosyal, felsefi, bir yayın organıdır. Anti em peryalist, anti faşist, ve her türden Orta-Çağ gericiliğine karşı bir mevzidir. Bu amaçla yayın faaliyetine internet üzerinden başlamıştır. Düşün, Anadolu toprağından beslenen demokrasi, sosyalizm, sınıfsız bir gelecek için bu toprakların birikimini araştıran, oradan kök alan ve dünya üzerindeki coğrafi yerimizi bu bilinçle kavrayan bir yayındır.. Devrimcilerin en büyük zenginliği bilinç zenginliğidir, ve durmaksızın kendini yenileyen bilinç, geleceğin tarihsel derinliklerine ışık tutan bilinç. KUTLU OLSUN !!!

Erdoğan ATEŞİN