SAHNE HAZIR SEÇİMİ OYNAYABİLİRSİNİZ !!!
Emperyalizme tam bağlı işbirlikçi AKP ve Tayyip Erdoğan kliği ve MHP’nin başındaki zat, derin kontra, oyun hazırlayıcı ”erken seçim” dediler !
Daha düne kadar ”seçimler 2019’da normal tarihi sürecinde olacak ” diyorlardı, ancak derin kontra Devlet Bahçeli’nin Ağustos ayı çıkışıyla ortam hazırlandı ve ardından otuz dakikalık bir görüşme sonucu seçim tarihi 24 Haziran olarak açıklandı.

Emperyalist merkezlerden yönetilen ve onların Türkiye’de ki savaş örgütü rolünü üstlenen MHP ve onun başındaki kontra kadroları, bu ülkenin emekçileri çok iyi tanırlar. Söz konusu kadronun siyasetteki rolünü, hangi merkezlere hizmet ettiklerini D. Bahçeli’nin 20 yıllık icraatı herkesce bilinmektedir.

Türkiye’de Sistemin çözülerek çıkmaza girdiği ve yönetemediği konjonktür de, “seçim isteriz” çıkışlarıyla iş akdini yerine getiren basit bir işbirlikçi…Siyaseten bitmiş ve hiç bir siyasi ciddiyeti kalmamış bu kişinin açık rol adamlığı da bitmiştir. Tabii ki burada esas sorun, ülkemizin ve emekçilerin esas sorunu, işbirlikçi komprador sermaye ve feodal ortaçağ gericiliğinin Demokratik ve giderek Sosyalist bir devrimle tasfiyesi sorunudur, sorun salt Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli sorunu değildir, daha da önemlisi tarihsel hegemonyayla hesaplaşma sorunudur…

Emperyalizm ve onunla kirli İttifak içinde olan burjuvazi ve onun siyaset sahnesindeki burjuva partiler, tarihsel olarak emekçilere karşı konumlanmış ve emperyalizmin Türkiye’de ki oyuncakları diğer partilerde (CHP, İYİ PARTİ, HDP, SP) yukarıda anlatmaya çalıştığımız erken seçim kararına bayram havasında hemen hep bir ağızdan ”evet” diyerek bu koroya tartışmasız katıldılar. Senaryo tamam, sahne hazır…

ON BEŞ yıllık işbirlikçi AKP Hükumeti Türkiye’yi bu sürece nasıl getirdi ? ve diğer işbirlikçi partilerin bu süreçteki rolü ve sahte neo-liberal ve revizyonist solun AKP’den yenilik ve demokrasi, değişim bekleyen tavrı da bu sürecin açığa çıkan başka bir siyasi yansımasıdır.
Bütün bu süreçte emekçi iradesi savaş ve olağan üstü hallerle bastırılmış ve ülke bir bütün kapalı bir hapisheneye dönüştürü lerek, Kürt halkına karşı yapılan büyük katliamlar sürece damgasını vurmuş, bütün grevler yasaklanmış ve sokağa çıkmak, meydanlarda büyük kalabalıklar içinde patlatılan bombalarla adeta men edilmiştir.
Patlayan her bomba, yüzlerce emekçinin ölümü ve binlercesinin sakat kalmasına yol açmıştır. Karşı devrimci faşist saldırganlar kudurmuşcasına kuduz bir it gibi halka yönelmiş ve en ufak bir demokrasi mücadelesi kanla ve şiddetle bastırılmıştır…

ABD güdümlü İslam kılıklı Fethullah Hocalar, Nurcular, Nakşibendiler ittifakı bir süre sonra pastayı paylaşmakta anlaşmazılığa düşerek Türkiye’yi darbelerle dizayn etmeye çalışmışlardır. Bu ittifak kirli bir savaş, şiddet ve yolsuzluklardan beslenmiş ve ülkeyi bütün varlıklarıyla talan etmiştir. Muhalefet görevi verilmiş olan CHP, bu süreci beslemiş ve bu sürecin berbat bir oyuncusu rolünü kabul etmiştir. Şüphesiz bu süreci bu kısa yazının konusu olarak anlatmak ve buraya sığdırmak mümkün değil ve çok özel incelenmesi ve araştırılarak yazılması gereken tarihsel karşı devrimci koca bir süreç…

Nitelikli dolandırıcılık bu sürecin en büyük oyunu… Daha bir ay evvel ”Çiftlikbank’ adlı şebeke, halktan topladığı 600 Milyon parayı hiç ederek, nereye aktırdığı belli olmayan bir dolandırıcılık… Bu dolandırıcılık resmi olarak devlet üzerinden yapılmıştır ve paranın nereye aktarıldığı açıklanmamış ve halktan gizlenmiştir. Bunun gibi onlarca nitelikli dolandırıcılık hala cevabını aramaktadır. Bu paraların nereye ve ne için aktırıldığı devlet tarafından hala gizli tutulmaktadır…

Hemen akabinde bir operasyonla Aydın Doğan medyası AKP YANLISI bir gruba tabakta meyva gibi sunuldu… Muhalif burjuva basını da bu yöntemle tamamen kontrol altına alınarak, seçim sürecine hazırlandıkları bu operasyonla belliydi ve bu operasyonla iş dünyası, Akp’ye Yakın Finans kuruluşları ve grupları da devreye girmiş oldu. Üç ay evvel Afrin’e yönelik başlatılan işgal ve peşinden ilhaka dönüşen operasyon bir cephe gerisi oluşturmak amaçlıydı ve amacına ulaşmıştı…

Emperyalistlerin Suriye’ye alçakça saldırısına (ABD-İngiltere-Fransa ittifakına) en büyük destek Tayyip Erdoğan ve onun AKP’sinden geldi, ve akabinde NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ile yapılan görüşme sonrası bölgeye ilişkin politikalar konusunda tam mutabık kaldıklarını açıkça kamuoyuna deklere etti.
Bu görüşme sonrası OHAL 7. kez bir daha üç ay uzatılarak, Türkiye OHAL kontrollü bir seçim kararı almış oldu. Daha evvel oynanan  oyunların aynısı ve daha da ustacası bu seçimlerde de oynanacaktır, seçmenlere biçilen rol sadece birer figüran rolüdür.

Emperyalizmin yedi eminli işbirlikçi ve Türkiye’de çeşitli milliyetlerden ve halklardan emekçilere ve halka düşman AKP ve onun başındaki Tayyip Erdoğan ve kliği, içine düştüğü krizi yeni krizlerle atlatmak oyununa baş vurmaktadır.

Bu uyun büyük bir iç ve dış savaş oyunudur.

Kriz’in tanımını şöyle yapabiliriz. Kriz, sonuçta siyasetin silahlarla çözüleceğinin özetidir ve bu süreç bugünden başlamıştır…

Bu süreç emperyalist bir proje olan Büyük Orta Doğu Projesinin işlemesi ve bölgeyi ve bölge ülkelerini parçalayarak, ufaltarak yönetme sürecidir ve süreç bütün dinamikleriyle işlemektedir…Bu süreç, 16 yıldır satarak hiç ettikleri ve bitiremedikleri ülkenin kalan öz kaynaklarını, tamamen tekelci kapitalist organizasyonlara peşkeş çekme sürecidir.

Sonuç, Türkiye’nin mafyatik yöntemlerle kapitalist dünyayla tam entegrasyonu…Türkiye ekonomisi bu süreçle birlikte yeni kikapitalist işbirlikçi bir zümreyle yüzleşecektir.

Üretimden tamamen kopartılmış ithal ikameci ve tamamen emperyalist merkezlere bağımlı bir ekonomik politikayla bütün milli ekonomik değerleri imha edilmiş içi boş ülke devredecekler Türkiye halklarına..

M. Şimşek,( Ekonomiden Sorumlu Bakan) ”BATIYORUZ” dediğinde R. T.Erdoğan’dan büyük bir zılgıt yiyerek susmayı tercih etmiştir …Gururu kırıldı mı bilinmez ???

2018’de toplamda 236 milyar dolar bir döviz ihtiyacının olduğunu kendi bakanları itiraf etmiştir. Üretimden kopartılmış bir ülkenin bu değeri yaratma şansı yoktur, üretmeyen ve bütün kurumlarıyla talan edilmiş ve içi boşaltılmış bir ekonomi ve ülke…

Şeker Fabrikalarını çok küçük paralarla yandaşlarına peşkeş çeken zihniyetin bu ülkenin gerçekleriyle hiç bir bağı kalmamıştır. Tamamen savaştan beslenen bir siyaset ve onun uygulayıcıları bu halka hesap vermedikçe, bu talan ve imha devam edecektir..Tamamen rant ve savaştan beslenen bir savaş ekonomisi ve başında Tayip Erdoğan Ailesi ve yandaşları.

Kırşehir, Çorum, Niğde-Bor,Yozgat, Turhal ve Ilgın şeker fabrikaları çok küçük paralarla arazisinin değeri bile edemeyecek paralarla satıldı. Bu satış kanunsuz ve hukuk tanımaz bir zorbalıkla yapıldı. komprador işbirlikçi kapitalistler, ülke kaynaklarını tamamen ele geçiriyorlar…

Türkiye ve Türkiye halkları büyük bir tehditle karşı karşıyadırlar.

Sınırlara SANATÇI MÜSVEDDELERİ, taşıyarak savaş şovları yapan bir Hükumetten bahsediyoruz !!!

Çakal avını canlı canlı parçalıyor, öldürmeden, parçalayarak öldürüyor…Bu sürecin ürettiği acı ve ızdıraplarını Ankara tren Garın’da patlatılan bomba çok iyi anlatıyordu. Param parça olmuş insan cesetlerine gaz sıkan bir canavarlığın nasılda insanlığından çıktığına tanıklık ettik bu süreçte…İktidar hırsından gözü dönmüş bu işbirlikçi cellatları tarihe gömmeden, seçim sandıklarının hiç bir önemi ve işlevselliği yoktur.

Görgüsüz, gözü dönmüş ve palazlandıkça gözü dahada dönenen bir aklın vicdanına sığınarak sandığa koşanlar bir kez değil, milyon kez daha düşünsünler.R.Tayip Erdoğan ve kliği, Ailesi, çeşitli milliyetlerden Türkiye halkları için ciddi bir güvenlik tehdidi sorunu haline gelmiştir…

NATO’ nun başını çektiğ ABD-İngiltere-Fransa ve batı emperyalist bloğu ile, diğer yanda başını emperyalist Rusya-İran-Çin gibi devletlerin çektiği Avrasya bloğu arasına sıkışmış ve her iki blok tarafından kullanılan büyük bir işbirlikçi…Bu iki blok arasında raksederken endamından dökülenler dillere destan ???
Ele avuca sığmıyor, tutana aşk olsun !!!

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız bu sürecin, OHAL koşullarında hukuksuzca ve bin bir türlü entrikayla dayatılan seçim dayatması asla kabul edilemez ve hukuki hiç bir güvencesi yoktur emekçiler cephesinden…

Türkiye’nin ve Türkiye haklarının kaderi R.T. Erdoğan ve Devlet Bahçeli’nin iki kirli dudağı arasında olamaz. Savaştan beslenen bir savaş kliğinin Türkiye ye dayattığı erken seçimin hiç bir meşruiyeti yoktur. Emperyalizme bağımlı kliğin ve ya kliklerin seçim sandıklarının hiç bir meşruiyeti kalmamıştır. Seçim politikaları Türkiye’de bitmiştir, Türkiye’nin sorunu devrim ve demokrasi sorunudur…
HDP’de bu sürecin ürettiği en Avrupacı ve en Avrupa işbirlikçisi bir partidir. ABD tarafından kontrol edilerek dizayn edilen HDP ve bileşenleri geçen 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde içine düştükleri hatayı yeniden tekrarlamak tavrındadırlar. Bu tavır Kürtlere ve Kürt halkına yapılacak en büyük ihanet olacaktır.

Seçim sandıklarından savaş çıkacaktır, geçen seçimlerde de bu tespiti yapmıştık. Çoğunluğu temsil etmek, emekçileri temsil etmek, OHAL koşullarında dayatılan ve hiç bir meşruiyeti olmayan bu hukuksuzluğa ve dayatmalara açıktan tavır takınmayı gerektirir. Emperyalist saldırganlığa ve onun ülke içindeki işbirlikçilerine karşı devrim ve demokrasi mücadelesini örgütlemek bugünün en temel devrimci sorunudur.

Dünyamız yeniden ve tedricen bir devrimci sürece girmiştir ve önümüzdeki süreç, devrimler sürecidir. Orta doğu’daki emperyalist müdahalenin esas amacı paylaşım olmakla birlikte diğer ayağı da orta doğu devrimlerini kanla boğmak amaçlıdır..

Hiç kimse özel çıkar ve heveslerini, emekçilerin çıkarları önüne koyma lüksüne sahip değildir… Burjuva devlet aygıtları artık devletler yönetebilecek kadrolar yaratamıyorlar. Kapitalist Sistemin ürettiği kadroların haline bakın, ABD devlet başkanı Donald John Trump, keza Avrupa devletlerini yöneten kadrolara bakın, hepsi toplamda tam bir komedi, Türkiye keza öyle, sahneye sürülmüş 16 yıldır kullanılan bir orta oyuncu, her tarafa raks ediyor…Sistemin sahaya sürdüğü kadro profili de çok düşmüş, ve bu durum bize sistemin ne kadar çürüdüğünün boyutunu vermektedir..

Bağımlı dünya ülkelerinde Aileler ve çeşitli kabile reisleri devletler yönetiyor. Emekçilerin örgütlü mücadelesi karşısında bunların tutunma şansları kalmamıştır. Bu hainler bütün gücünü emekçilerin örgütsüzlüğünden almaktadırlar…

Devrimcilik, emek mücadelesini hayatın her alanında barışçıl ve barışçıl olmayan, silahlı ve silahsız örgütlemek için bütün güçleri seferber etmektir. Emperyalist saldırganlık ve onun işbirlikçisi konumundaki ihanet odaklarından kurtulmak yukarıdaki tavrı gerektiriyor. Emekçilerin örgütlü tarihsel zoru karşısında bu hainlerin tutunma şansı yoktur.
Korkma !!!
Hayatın her alanında devrimi ve bağımsızlığı örgütle… Miadı bütün dünyada dolmuş burjuva seçim sandıklarını değil, hayatın bütün alanlarında meydanlarda, tarlalarda, fabrikalarda, okullarda mücadeleyi örgütle.

Burjuvazi içine düştüğü derin krizden, tekrar yeni krizler yaratarak çıkmak çabasındadır. Krizi, tekrar krizle atlatmanın hiç bir bilimsel yöntemi yoktur, Krizlerden daha ileri ekonomik, siyasi, sosyal programlarla çıkılır…Bunun programı Demokratik Devrim ve sosyalizm programıdır…
Erdoğan ATEŞİN
19.04.2018

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.