GORDİON’UN KÖR DÜĞÜMÜ…
Kapitalizm insanı fiziksel, zihinse-düşünsel olarak böldü ve bu bölünme bilinçlerde muazzam bir bilinç bulanıklığına yol açti ve devrimci saflarda bunun etkileri daha vahim boyutlarda kendisini gösterdi…Bu durum dünyanın çeşitli ülkelerinde devrimci komünist hareket, örgüt ve partileri derinden etkileyerek bugünkü süreci yarattı.

Parti toplumsal bir olgudur ve toplumsal olgunun tarihsel, bütüncül, ve onun eleştirel açıklanması, tarihsel bir metodolojiyle mümkündür.Tarihin ve tarihsel süreçlerin temel direklerini, temel taşıyıcı kolonlarını söküp alırsanız o tarih başınıza üzerinize yıkılır ve o tarihin yıkıntıları arasında kaybolur gidersiniz, tarih sizi bir anlamda yutar.

Öncelikle bugün ”Marksizmin Krizi, yetmezliği, ve aşılması” olarak açıklanan önermenin bilimsel tuttarsızlığını, Marksizmi bilimsel zenginleştirerek, geliştirerek mahkum etmekle mümkündür. Bunun cevabı, Marksizmin Toplumsal alanı açıklama, ve onu değiştirme iddiası bilimsel ve güçlü bir iddia olarak sürmektedir…

Postmoderinist, revizyonist anlayışların gerçeklere saldırarak, onları yıkarak, tahrip ederek tarihte yer bulması ve tutunması kısa süreliğine amacına ulaşsa da, orta ve uzun vadede de bilimsel gerçekler ve onun metodolojisi karşısında tutunma şansı yoktur. Marksizmden kopmuş, yada hiç marksist olamamış nesnelci ve öznelci bütün Marksist sapma ve Marksizm düşmanlarına karşı Marksizmin Maddeci ontolojisini savunarak onun epistemolojisini bilimsel yöntemlerle geliştirmek ve zenginleştirmekle mümkündür…

Bilimsel sosyalizm ne yalnız başına tarihsel öngörülerle ne de toplum bilim yada felsefeyle açıklanabilir, sosyalist bilim bütün bu bilimlerin toplamda bir sonucudur. Bilim, insanın gerçeklere dair genel ve sistemli bilgilerinin toplamıdır. Bilginin sistematiği gerçeğe ait nedensellik ilişkilerinin keşfedilmesidir. Bir şeyin ne olduğunu anlamak, o şeyi tanımlamakla mümkündür ve bilginin nesnel gerçeklik olduğu kadar, bilginin kaynağı da yine nesnel gerçeğin ve onun deneyiminin sonucudur ve bilginin olmazsa olmaz ön koşuludur. Her insanın kendi öznel gerçekleriyle varolduğu bu dünyada, bireysel olarak bireyin kendi öznel dünyasıyla toplumsal alana ilişkin bilim üretmesi çok zor ve olanaksızdır.

Materyalizm nesnel gerçeğin ürünüdür…
Bilim bilinmeyenin kapısını aralayan ve bilinen ile bilinmeyen alanda gelişen bir faaliyettir ve bilim daima değişimi hareket noktası olarak alan ve o değişimi yöneten nedenselliği ve ilişkilerini keşfetmekle uğraşır…Öznel dünyasıyla varolan birey veya bir grup, yada örgüt, yada topluluk açığa çıkmış doğruların, toplumsal pratikte sınanmış gerçeklerin üstünü örterek, onu öteleyerek insanlığı ve bilinçleri bulandırarak bilinmezin içine sürükleme çabasına girse de, nesnel gerçeklik karşısında uzun süre tutunamaz…

Objektif olanla, subjektif olanı, teorik alanla pratik alanı, bilme ile yapmayı somuta uyarlayan bilinç bilimseldir ve ileridir. Tarihsel gelişmeleri maddi temele oturtarak değişimin önünü açabilir insan yani diyalektik materyalizmi toplumsal gelişmelere uygulamak. Marx, bütün çalışmalarında insanlığın bilincini derinlemesine etkileyerek, işçinin bileğindeki zincirin nasıl kırılacağını öğretmiştir…

Marx, umut ile düş arasında insanlığın büyük umudu olmuş ve yaşamı boyunca devrimci bir eylem adamı olarak yaşamıştır. Marx öncesi Guizot, Mignet ve daha başka burjuva ideologlar, sosyologlar burjuva iktisatçı Rikardo sınıf mücadelesi gerçeğini savundular ancak onlar Marx,in Weydemeyr’e yazdıgı mektubunda !!Modern toplumda sınıfların varlığını ve sınıf mücadelesini keşfetme onurunun kendisine ait olmadığını!! açıkça belirtmektedir…

Çünkü burjuva tarihçiler ve burjuva iktisatçılar Marx’tan önce sınıf savaşımının tarihsel gelişimini, sınıfların ekonomik yapısını açıklamışlardı…Marx bu alana ilişkin katkılarını ise şöyle ifade eder. Sınıfsal yapıların üretimin gelişim evresindeki belirli tarihi aşamalarla ilişki içinde olduğunu, ve sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne ve bu diktatörlüğün süreç içinde tedricen bütün sınıfları ortadan kaldıracağına evrileceğini öngörmüştür.

Marx, aslında toplumsal sistemlerin iç dinamik yapılarından kaynaklı olarak iç yaratıcı potansiyellerini tüketmedikçe, bu sistemlerin tarihin sahnesini terketmeyeceklerini düşünmüştür. Bir toplumsal sistemin Yeniden üreterek, kendisini yenileyerek kendisini ,yani varlığını devamettirme potansiyeli tamamen tüketmesi ve onun tarihin sahnesini terk etmesi, yalnız başına üretim ilişkileri ile üretici güçler ve araçları arasında ki çelişmenin keskinliğiyle açıklanamaz. Bütün bu süreçlerde ve dönüşümlerde zor ve şiddet, ve hakim- eğemen sınıfların bu silaha başvurmaları karşı tarihsel zoru yaratarak toplumsal değişimlerdeki süreci etkilemiş, hızlandırmış yada yavaşlatmıştır.

Zor, burada bir anlamda iktisadi bir güç olarak devreye girer. ” Zor, yeni bir topluma gebe olan eski tolumun ebesidir ” Marx…Marx, bütün bu çalışmalarıyla, kapitalist piyasayı yalnız ekonomik ve felsefi olarak değerlendiren değil, onun insanlığın büyük kitlesel pratiğiyle hayata bulacak devrimci kritiğni yaptı. Bütün bu yaratıcı devrimci özüyle Marx, kendisinden önceki bütün büyük düşünürler arasında müstesna bir yere sahip olan büyük bir dava adamı ve büyük bir ustadır…

Düşün gerçekle buluşması ve onun yeryüzünde hayat bulması zincirlerini kıran insanın özgürlük dünyasını yaratmıştır… Bugünün insanı artık kapitalizmin kesin sonunun geleceğine inanıyor ve bu bir realitedir, bu sonun nasıl geleceğini insanlık sürekli yeni bilgi ve pratik birikime ulaşarak daha bir bilince çıkarıyor ve büyük insan pratiği bunun teminatıdır…Bütün burjuva revizyonist ihanetlerin ve onun insanlığın önüne koyduğu Gordion’un kör düğümünü insanlığın büyük devrimci birikimi çözecektir…

Toplumsal-ekonomik ilişkiler, insanlık tarihi üzerinde karşılıklı çatışan sınıfların sahnesi olduğu gerçeği ve onu siyasal düzlemde, büyük siyasal bir devrimle emekçilerin ekonomik, siyasal, sosyal dünyasını yaratarak, büyük toplumsal değişimin yolunu açmıştır…

Insanlık bugünkü tarihsel sürecinde, ekonomik büyük eşitsizlik ve ekolojik büyük yıkım olarak, iki temel çelişme yaşamaktadır. Her iki çelişme uygarlığımızın yıkımını hızlandırmaktadır. Toplumsal düzlemde, emek/sermaye arasındaki çelişki o denli derinleşmiski, biri diğerini tasfiye etmeden sürdürülebilirliligi kalmamıştır. Ekolojik olarak da Kapitalist sistem, eko sistem üzerinde büyük yıkımlar yaratarak, insan doğasını yok etmek üzeredir. Bugün iki büyük çelişki yaşanmaktadır, ve toplum bugün bu çelişkilerini çözmekle karşı karşıyadır, bunun dışındaki, etnik, dinsel, inançsal ve diğer çıkar çelişmeleri tamamen kapitalist- emperyalist sistemin suni olarak insanlığın ortasına bıraktığı fesatlıklardır…

Marx’tan yerinde bir aktarma
.”…insanlık kendi önüne, ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar, çünkü yakından bakıldığında her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak olan maddi koşuların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar” (Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı)
Bütün Toplumsal Sorunlar Devrimlerle Çözülür…
Sorunlar devrim sonrası da olacaktır ve insanlık kendi tarihinde hep yeni devrimlerle kendi tarihsel sürecini ilerletecektir…

Kapitalizmi yıkacak olan proletaryanın yeni bir toplumu kurmak için yeniden ve yeniden devrimlerle kendisi de bir sınıf olarak tarihin sahnesini terk ederek başka bir toplumsal sistemin önünü açacaktır…Ancak bu süreç uzun bir tarihsel süreç, burjuvazi, yani devrimle devrilen sınıflar hala direnmeye devam edeceklerdir…Marx, Paris Komününden çıkardığı derslerden hareketle, bütün teorisini tehlikenin yıkılan burjuvaziden geleceği üzerine kurmuştur…Sovyetlerdeki dönüşüm durumun böyle olmadığını gösterdi ve teori yeniden hayattan çıkmıştı…
Erdoğan ATEŞİN
26.06.2018

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.