Karamsarlık, egemen ideolojinin kabulüdür ve onun hegemonyasına , varlığına itaattir.     Devrimci faaliyet büyük devrimci sabır ve bilinç gerektirir. Merak etmeyin, kitleler kendi deneyimlerinden muazzam öğreniyorlar…

Devrimci Marksistlerin görevi doğru devrimci programla binlerce defa kitlelere doğruları götürmektir. Bu kitlelerde zaten var olan bilinci geliştirerek pekiştirir.    Türkiye, giderek derinleşen bir çelişkiler sürecindedir ve süreç şu anda yeni-yeni çelişkiler üretmektedir. Sorunu salt Türkiye’nin Kürtlerle olan savaşımına indirgersek çok büyük hatalar yaparız. Uluslararası büyük bir savaş stratejisiyle karşı karşıyayız. İşbirlikçi sınıflar, orta doğuda ezilen halkları Kürt halkını boğmaya çalışıyorlar, emperyalist oyun kuranlar, ise Kürtleri kimin kullanacağı hesapları yapmaktadırlar.    Kürt halkı ve emekçileri bu konuda henüz çok parçalı ve bilinç bulanıklığı yaşamaktadırlar.   Kürtler, Kürt emekçileri, devrimcileri bu süreci deneyimleyerek öğrenecekler ve devrimci görev Kürtlerin mücadelesini anti emperyalist,anti faşist bir alana kanalize ederek, bütün orta çağ gerici etkilerden kurtarmaktır.  Kürt halkının önündeki görev budur.  Bu mücadelede karamsarlığa meyleden her girişim, devrime değil, gerici ideolojiye hizmet eder. Karamsarlığın esas nedeni, önderlik arayışı içinde olan yığınların harekete geçmek konusunda yaşadıkları bilinç eksikliğidir.  Bunun esas nedeni ise, revizyonist, devrime sırtını dönmüş, çıkar amaçlı sahte solun kitlelerde yarattığı güvensizliktir. Devrimci kitleler önderliğini arıyorlar…

Kitlesel büyük devrimci atılımlar devrimci önderliklerle anlam kazanırlar. Haziran Direnişi yakın tarihimizin, üç yıl öncesi tarihimizin spontane bir kalkışmasıydı ,önderliğini bulamadığı için, geri çekildi ve söndü. bu tür hareketler ortaya çıktıklarında kendi önderliklerini ararlar, bulamadıklarında saman alevi gibi parlayıp sönerler. Çünkü bu tür kalkışmalarda önderlik örgütlü değilse, devrimci ideoloji taşıyamıyorsa, hareket oksijensiz kalarak direnme gücünü kaybeder ve boğulur…

Tüm dünya fokur fokur kaynıyor, daha büyük savaşların yaşanacağı kesin, hatta bir üçüncü dünya savaşıdır yaşanan, ve dünyamızın onlarca ülkesinde savaşlar, düşük ve daha ileri düzlemde devam etmektedir. Eski devrim ve sosyalizm deneyimi yaşamış ülkelerde emekçiler yeniden sosyalist devrimlere yönelebilirler, bu potansiyel şimdilik yükselmektedir. Bu ülkeler, devrimci kriz bölgeleri olmaya devam ediyorlar. Devrimci dalga Ön Asya, Orta-Doğu ve eski sosyalizm deneyimi yaşamış ülkelerin varlığıyla ilişkilendirilerek, stratejik bir gelecek öngörülmelidir.   Buradaki gelişmeler, Avrupa devrimlerini tetikleyecektir.   Frans’daki işçi, gençlik direnişleri yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Dünya genelinde 1970’den beri geri çekilen devrimci durum, yeni den yükselme trendine girmiştir. Emperyalist haydutlar bu süreci boğmak için savaşıyorlar.          Kürt sorunu Orta-Doğu’nun en yumuşak karnıdır ve Kürt hareketinin Demokratik Devrime evrilmemesi için emperyalist canavarlar ne gerekiyorsa yapıyorlar…

Bütün sorun Bütün Orta Doğuya yayılmış olan bu savaşın devrimci bir çizgide, Demokratik Devrim çizgisinde ki savunusunda düğümlenmektedir.  Türkiye’nin Türk, Kürt, ve bütün azınlık emekçilerle birlikte böyle bir potansiyeli vardır, kadro birikimi devrim için yeterlidir…

Demokratik Devrim ve giderek sosyalist bir inşa için öncü birikim öne çıkarak, duruma müdahale etmelidir.

Erdoğan ATEŞİN 18.09.2016

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.