Genelde dünya politikalarında ve uluslararası konjonktürde çok önemli değişimlerin olduğunu gözlemlemekteyiz. Çok kutuplu bir dünya ya doğru bir süreçten geçtiğimiz kesin. ABD imparatorluğu geriliyor, savaş dışında bir seçeneği yok.

Kasım da yapılması planlanan Başkanlık seçimleri sonrası bu süreç daha bir ivme kazanarak devam edecek. Diğer taraftan başını Rusya ve Çin’in çektiği Avrasya cephesi güçlenerek bu süreçten çıkacaktır. Dünya da esas akım savaştır ve dünya halkları, insanlığa dayatılan bu üçüncü paylaşım savaşından da devrimlerle çıkacaktır. Bütün sorun Dünya Komünist Hareketin sürece doğru ve örgütlü müdahale etmesinde düğümleniyor. Cılız da olsa çeşitli ülkelerde komünist hareketler var ve bu hareketler ivedilikle toparlanmak zorundadırlar ve toparlanacaklar…

Türkiye’de sahte sol, Pkk üzerinden Abd’nin kontrolünde bir yerde duruyor. Buradan emekçi halklardan yana bir şey çıkmaz. Türkiye, Bayram sonrası çok büyük iç çatışmalar ve suikastlar sürecine girebilir. Fethullah ve Tayip kavgası yer altına inmiş bütün şiddetiyle devam ediyor.

Türkiye, Kürt sorununda Abd’yle bölgede karşı karşıya gelmiştir ve bölgenin en önemli sorunu burada düğümlenmektedir. Orta -Doğu üçüncü paylaşım savaşının merkez üssü durumundadır, ve bu savaş insanlık tarihinin belkide son savaşı olacaktır. Bu savaş sonrası yeni bir dünya şekillenecek ve hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Türkiye, iç dinamik olarak, kendi devrimci örgütünü oluşturmak zorundadır. Bu örgüt en kapsayıcı ve en militan unsurlardan oluşacaktır…    Bu durum,Türkiye’yi kolektif önderliğe zorluyor ve toplumsallık daha çok ön plana çıkıyor. İnsanlık, emperyalizm çağının son zamanlarını yaşıyor, bu sürecin daha ileri bir toplumsal sürece evrileceği kesin…   Mevcut sistemin hakim sınıfı artık eski kapitalist sınıf değildir.      Kapitalizm, ilk ortaya çıktığı ve geliştiği dönemde ki bütün özelliklerini kaybetmiştir ve artık eski tipten bir sanayi ve ticaret burjuvazisi yoktur. Emperyalist günümüz mali sermayesi, tamamen kapitalist üretimden kopmuş, üretici güçleri geliştirme, dünyayı değiştirme niteliklerini kaybetmiştir. Emperyalizm, üretimle çelişen, insanı ve doğayı yok eden bir canavara dönüşerek, artık bu dünyanın bütün gerçekleriyle çelişmektedir… Emperyalizm, günümüzde geri olanı dayatıyor, yani etnik ve dinsel, mezhepsel savaşlar dayatıyor. Bunun uzun sürmeyeceği kesin, son çırpınışları.

İnsanlık Orta-Çağ’ın en karanlık süreçlerini aşarak oralardan bu günlere ulaşmıştır, bundan daha geri bir sürece zorlanamaz, bu çelişkinin tabiatına aykırıdır. İnsanlık bu süreçten büyük toplumsal devrimlerle çıkacaktır. Bizim buna inancımız tamdır.

Erdoğan ATEŞİN 11.09.2016

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.