KENDİNE KATİL EDİLENLER VE AYSEL TUĞLUK’UN ANNESİ

İnsan beyninin, yaratıcı ve doğru bilgilerle donatılacak olursa, sonsuzluğunda dünyanın sadece bir zerreden ibaret olduğu uzayı bile bir yolgeçen hanına çevirebilecek mucizevi bir kudreti vardır.

Ancak…

Bu müthiş hazine, ırkçılık, dini hurafeler ve fanatizmle zehirlendiğinde insanlık için bir mayın tarlasından daha da tehlikeli bir hale gelir.

Aysel Tuğluk’un sevgili annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine saldıranlar, işte beyinleri ırkçılık tarlasında felç edilen birer mayındırlar.

Bu hasta unsurlar bu faşist düzenin bağrında tohumlanıp filizlendiler.

Hatun Tuğluk’un defnedilmek istenen mezarlığa değil İç İşleri Bakanı, Cumhurbaşkanı da gitse hiçbir önemi yoktur.

Çünkü İŞİD ruhlu bu ağzı salyalı güruh, bu düzenin, düzen siyasetçilerinin ve tüm gün ırkçılığı körükleyip duran faşist medyanın eseridirler. Bunlar ırkçılık mikrobuyla vahşileştirilip nerede patlayacakları belli olmayan serseri bir mayın gibi sokağa salındılar.

İnsanlık tarihinde hep olmuştur; egemenler saltanatlarını sürdürmek için kendi halklarını ve sömürge halkları bir taraftan baskı ve şiddetle hizaya getirirken, bir taraftan da ırkçılık ve dini hurafelerle kandırıp boyunduruk altında tutmuşlardır.

Bu beyinsizler, Kürde, Ermeni’ye, Alevi veya başka bir halka kin duymak ve saldırmakla aslında bilmeden kendilerini katletmektedirler.

Bunlar bu düzen tarafından kendilerine katil edilenlerdir.

Ruhlarına içirilen ırkçılık zehri akıl gözlerini öyle dağlamış ki, militanlığını yaptıkları bu vahşi düzen ülke zenginliklerini yerli ve yabancı holdinglere oluk oluk akıtırken, kendileri altı delik ayakkabı ile dolaşırlar!

Sözü uzatmayayım; Türk ezilenleri ve sömürülenleri özgürleşmek ve insanca bir hayata kavuşmak istiyorlarsa, aynı boyunduruğu paylaştıkları Kürt ve diğer mazlum halklar için ayağa kalkmaya mecbur ve mahkûmdurlar.

 Aksi halde…

Kürtler ve diğer mazlum halklar esaret altında kaldıkça, kendileri de -pek çok nedenle- bu düzenin kırbacı altında kalmaya, ezilmeye, sürünmeye ve sömürülmeye devam edeceklerdir.

Bu nedenledir ki, Kürdün, Çerkes’in, Alevi’nin,  Arap’ın,  Laz’ın, Ermeni’nin… özgürlüğü Türk halkının özgürlüğüdür.

Bu saldırı Kürt, Türk ve diğer muhalif halk güçlerinin önemle ders çıkarmaları gereken potansiyel bir sorundur.

Ve aşılması gereken yaşamsal bir engeldir.

Meseleyi, suçlama ve kınama kolaycılığı ile geçiştiremeyiz.

Üzerinde uzun uzun düşünmek ve bu potansiyel tehlikenin zeminini ortadan kaldıracak söz ve pratikler oluşturmak zorundayız.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.