KÖPEKLER CUMHURİYETİ
Bu anayasa sadece biz köpeklerin değil bütün mazlum hayvanların anayasasıdır. Hepimiz soy sop ayrımı yapmadan mazlumların yanında yer alarak, zorbalar yeryüzünden temizleninceye kadar tek ses olacağız. Bu beraberliğimiz kâinatı ışığı ile donatan Yüce Güneş yerinde durdukça, bu vadide bir çakıl taşını ıslatabilecek kadar su ve bir nefese yetecek kadar hava kaldıkça devam edecektir. Bizim kardeşliğimiz kan kardeşliği değil iyiliksever mazlum kardeşliğidir.
Biz Köpekler Topluluğu anayasasına göre, paylaşmak yücelik, biriktirmek ise ayıptır. “Yasak” sözcüğünü dilimizden çıkarıyor, onun yerine “Ayıp” sözcüğünü koyuyoruz. Öldürmek ayıptır. Kendini ve yurdunu savunmanın dışında şiddet kullanmak ayıptır. Yalan söylemek ayıptır. Pis ve kötü söz söylemek ayıptır. Başkaları için kötülük istemek ayıptır. Dedikodu etmek ve iftira atmak ayıptır. Bencillik ayıptır. Kin beslemek ayıptır. Erkeklerle dişiler arasında ayrım yapmak ayıptır. Savaş çıkarmak ayıptır. Başkalarının yuvalarına saldırmak ve yaşadıkları yurtları işgal etmek ayıptır. Başkalarını esaret altına almak ayıptır. Adaletsizlik ayıptır. Kan, soy ve hısımlık bağlarını topluluk çıkarlarının üstünde tutmak ayıptır.
Köpeklerin sevinç ulumaları ile selamladıkları bu anayasa üç gün tartışıldıktan sonra yapılan genel bir oylamayla kabul edildi. Böylece köpekler topluluğu vatan olarak seçtikleri vadide Köpekler Cumhuriyeti adıyla kendi cumhuriyetlerini kurmuş oldular…
Köpeklerin kurdukları bu saadet dolu cumhuriyetin yankıları kısa sürede tüm çevrede duyuldu. Birkaç gün sonra tavuk, hindi, horoz, ördek ve kazlar şehirden akın akın gelip Köpekler Cumhuriyeti’ne katılmak istediler. Sonra da yabani hayvanlar geldiler.
Köpekler, “Bize milliyetçilik yakışmaz. Hayat, mal mülk hırsı ile çarçur edilemeyecek kadar kısa ve her saniyesi bir dünyaya değecek kadar değerlidir. Bu yurt hepimize yeter, kapımız herkese açıktır,” diyerek başka hayvanların da gelip kendileri ile birlikte yaşayabileceklerine karar verdiler. Sonra da referandum yaparak Köpekler Cumhuriyeti adını Hayvanlar Cumhuriyeti olarak değiştirdiler.
Köpekler bununla da kalmadı, öteki hayvanların da vadinin yönetiminde temsil edilmeleri yönünde karar verdiler. Alınan karara göre her hayvan topluluğu vadide kendi kendini yönetecekti. Kimse onlara karışmayacak, tüm hayvan toplulukları arasındaki ilişkileri düzenlemek için bir üst yönetim oluşturulacaktı. Bu üst yönetimde her hayvan topluluğu üçer temsilciyle temsil edilecekti…
Tavşanlar temsilcilerini seçtiklerinde sevinç kahkahaları ile vadiyi inlettiler. Daha düne kadar gölgelerinden bile korktukları köpeklerle eşit haklara sahip olduklarına inanamıyorlardı. Kuyruklarını ahenkle sallayarak köpeklerin önünde fiyakalı bir aldırışsızlıkla dolaşmaları görülmeye değerdi.
İnsanlar dehşete kapılmışlardı, hayvanların kendilerini neden terk ettiklerini anlayamıyorlardı.
(Köpekler Manifestosu romanından)

Mahmut Alınak

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.