KÜRT KIRIMINA MECLİSTEN ONAY*

O günlerde iç ihanetlerle darbe alsa da
Ağrı Dağı’nda Kürt isyanı sürüyordu hâlâ
İsyancı Kürtler için ölüm fermanı çıkmıştı Ankara’dan
Cehenneme çevirmişti etrafı top ve mitralyöz sesleri
İsyanın genç önderlerinden Şeyh Zahir ve arkadaşlarını
İhbar etmişti Kerim adındaki bir Kürt ajanı
Daha yirmi sekizinde gencecik bir savaşçıydı Şeyh
Zahir
Keskin bir ışık yayardı etrafa gök mavisi gözleri
Arkaya taradığı dalgalı altın sarısı saçları
Pırıl pırıl yanan bir taç gibi süslerdi ay parçası yüzünü
Beş erkek kardeşini kaybetmişti Ağrı isyanında
Ağrı Dağı’nın ölümsüz kartalı, diye nam salmıştı Kürtler arasında
Nişanlıydı Şeyh Zahir
Kendisi de bir savaşçıydı adı Sümbül olan nişanlısı
İşbirlikçi bir Kürdün kızıydı Sümbül, babasının adı Mahmut
Yılana kız verir, yine de Zahir eşkıyasına vermem, demişti babası
Karşı çıkmıştı Sümbül babasına
Şeyh Zahir bir eşkıya değil, bir kahramandır demişti gözlerinde öfkeli yaşlarla
Gelsin beni alsın, diye haber yollamıştı sonra Şeyh
Zahir’e
Şeyh Zahir bir gece baskın yapmıştı işbirlikçi
Mahmut’un evine
Sümbül Şeyh Zahir’le el ele verip sevinçle katılmışt isyancılara
Savaşın kızgın ateşinde geçmişti günler ve aylar
Şeyh Zahir, Kerim adındaki o Kürdün ihbarıyla düştükleri pusuda
Artık biliyordu vedalaşma vaktinin geldiğini hayatla
Kürt isyancıların savaş geleneğine sımsıkı bağlıydı o da
Kurşunu iğne deliğinden geçirecek kadar iyi nişan alsa da
Ateş etmezdi yine de askerlere öldürme kastıyla
Ölüm bile utanacaktı kendinden
Kıydığı için bu genç adama
Kardeşlerim, helal edin hakkınızı, dedi kader arkadaşlarına
Ateşten bir ok gibi atıldı karanlığa
Sümbül ortasından kavradığı mavzeriyle çılgınca koştu
Şeyh Zahir’in sesinin geldiği tarafa
Bir koridor açmaktı ölüm çemberinde gayeleri
Ancak ne ettilerse yaramadılar Şeyh o çemberi
Son kurşunlarına kadar çatıştılar Şeyh Zahir, Sümbül ve arkadaşları
Davaları uğruna ölümü kucaklayarak emanet ettiler tarihe
Kuşaktan kuşağa konuşulacak isyanlarını
Zilan Deresi faciası da işte o yaz geçti tarihe
Anlatamaz o katliamı hiçbir kelime
İnanılmaz bir zulme yataklık etmişti Zilan Deresi
Çanakkale Savaşı’ nda kendileri veya babaları kan dökmüş
15 bin Kürt köylüsü öldürüldü
O toplu katliamda
Yaşlı, genç, kadın ve çocuk ayrımı yapmamıştı ölüm
Bombalar atılıp makineli tüfeklerle taranırken vadi
Cumhuriyet Gazetesi
“Zilan deresi ağzına kadar cesetlerle doldu,” diye duyuruyordu haberi
20 Temmuz 1931 günü toplandı Türkiye Büyük
Millet Meclisi
Bir kanun çıkardı, numarası 1850 olan
Vacipti bu kanuna göre Kürt kırımı
“Ağrı ve Zilan Deresi’nin de içinde yer aldığı Serhat isyan bölgesinde
Tek ya da topluca işlenen cinayetler hakkında takibat yapılamaz,” diyordu
Dünyada eşi benzeri olmayan o kanun.

Mahmut Alınak

*Aşk, Hicran ve İsyan kitabından yaşanmış bir hikaye.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.