YOK MU BİR YİĞİT?
Kars’ta bir ikindi vaktiydi, şehri kor kamçısıyla döven yaz güneşi kenara çekilmiş, yerini insanı ferahlatan tatlı bir serinliğe bırakmıştı. Ben ve bir arkadaşım o sarışın serinliğin okşayışları arasında siyaset konuşarak gezintiye çıkmıştık. Asri hamamın çaprazındaki tarihi taş köprüden geçerken gözüm karşı yamacı benekleyen evlere ilişti. Şehrin tüm tozu gelip o tek katlı yıkık dökük evlerin üstüne yağmıştı sanki. Evler tozdan boz bulanıktı ve yamaçtan dalgalar halinde yoksulluk akıyordu aşağıya. Benden yaşça büyük arkadaşıma, bayırda ağıt yakar gibi duran evleri göstererek, “Bu insanlar bu yoksulluğa neden isyan etmiyor?” diye sordum.
Arkadaşım, “Çünkü onlara öncülük edecek bir yiğit yok,”dedi. Şaka olsun diye, “Ben yiğit değil miyim?” dedim gülerek. Arkadaşım durup öne attığı adımını yerde gevşekçe tutarak kendini hafifçe geri çekti, beni baştan ayağa şöyle bir süzdükten sonra elinin tersiyle itercesine, “Sen de yiğit değilsin,”dedi. Onun bu sözüne ikimiz de katılarak gülmüştük.
Şimdi…
Bu faşist diktatörlük Kürt kentlerine karşı amansız bir savaş başlatmış. Tarihi Sur şehri toplarla dövülerek harabeye çevrildi. Cizre yakılıp yıkıldı. Silopi, İdil ve Yüksekova kana boyandı. Top ateşine tutulan Şırnak ve Nusaybin’deki görüntüler İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler faşizminin harabeye çevirdiği şehirleri andırıyor. Kan su gibi akıyor; yaşlı, çocuk, kadın, erkek binlerce insan öldü ve ölmeye devam ediyor.
Faşizm sadece bu kentlerde değil kendini tehlikede gördüğü her yeri kasıp kavuruyor. Kuduz bir köpek ağzında salyalarla nasıl ki her önüne çıkana saldırıyorsa, hak arayan, özgürlük diyen kim olursa olsun, Kürt, Türk… ayrım yapmadan herkese, her yere saldırıyor, hayatına kast ediyor.
Dün televizyonlarda toplarla dövülen Şırnak’ta binaların alevler arasında kül ufak edilişini dehşet içinde izlerken, arkadaşımın yiğitliğe vurgu yapan o sözünü bir defa daha hatırladım.
Evet, yok mu önümüze düşecek yiğit bir insan ve yiğit bir siyasi hareket? Gün vicdanlarda isyan ateşini yakma günüdür, eylem günüdür. Eyleme geçmemek suç ortaklığıdır. Geçsinler önümüze, dayanalım Şırnak, Sur ve Nusaybin’in kapısına. Yürütsünler bizi sınır kapılarına, bu vahşete karşı ayağa kaldıralım dünyayı.
Faşizm yenilmez değildir, el ele verip kalkarsak ayağa, gömeriz bu kanlı diktatörlüğü mezara.

29 Mayıs 2016                                                                 Mahmut Alınak

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.