MAO’İZM, REVİZYONİZME VURULMUŞ EN BÜYÜK ŞAMARDIR

mao-2

Bilimsel Sosyalizmin kaynağı tarihsel olarak toplumsal pratiktir. Marks öncesinin Ütopik Soyalizmi, daha sonra Marks ve Engels tarafından Bilimsel Sosyalist bilince ulaşarak hayatla ve toplumsal pratikle ilişkiye girerek bilimsel olma niteliğine kavuşmuştur. Bilimsel sosyalist süreç, yirminci yüzyılda milyonların özlemi olarak insanlığın bilincinde yer etmiş ve emekçilerin yeni dünyayı inşa etmelerinde ve onların toplumsal pratiklerinde doğrulanarak, bilimsel olma özeliğine kavuşmuştur. Bilimsel sosyalizm bütün varlığını Ütopik Sosyalizmden farklı olarak, kendisini tarihsel pratik üzerinden ispatlamış ve pratikte kendisini doğrulamıştır. Yani bilimsel sosyalizmin tarihsel ve toplumsal dayanakları, toplumsal pratik, bilimsel yöntemdir ve bilimdir.
Revizyonistler ise Mao’nun, bilime ve bilimsel sosyalizme yaptığı katkıyı kavrayamayarak bilimden kopmuş ve kendi küçük burjuva egolarını tatmin etmekle meşgul olmuşlardır. Marks, sosyalist bilimin kendi adıyla anılmasına karşı çıkmıştır, yani Marksizm denilmesine karşı çıkmıştır. Mao ”biz Marksizmi Çinlileştirdik”demiştir ve kendi ülke pratiğine uyarlamıştır Marksist bilimi. Yani onlarda öncelik toplumsal pratiğe ve bilime dayalıdır. Bilimsel Sosyalizmin kaynağı bilimin ve toplumsal pratiğin kendisidir. Toplumsal pratiğin önemini anlamak çok zor değildir. Bilimsel sosyalizm, emperyalizmin en zayıf halkalarında hayat bulmaya çalıştı ve kendisini geliştiremediği için, toplumsal pratiğe ters düştüğü için yenilerek geri çekildi, ama süreç işliyor.
Batı ise, Burjuva Demokratik Devrimler ve kısa Paris Komünü deneyimi sonrası, devrim coğrafyası olmaktan çıkmış ve yeni dünyanın dışında kalmıştır. Bilimsel sosyalizmi besleyen, ona hayat veren toplumsal pratik batıda dibe vurmuş ve bilim gelişmiyordu bu coğrafyada. Çünkü bu coğrafya sömürgelerinden çaldıklarını kendi emekçileriyle paylaşıyordu ve onları susturmuştu. Toplumsal pratik bundan ötürü dibe vurmuş ve bilim gelişemiyordu bu coğrafyada. İkinci enternasyonal dönekleri ve revizyonistleri bu koşullarda ortaya çıkmışlardı. Bütün bu saldırılara karşı Lenin ve Mao, kendilerini değil, kitleleri kahramanlaştıran, İnsanlığın büyük tarihsel yürüyüşüne ve davasına, devrimci bir bilinçle, emin adımlarla, sabırla yürüyen milyonların yüreği ve ortak aklı oldular. Mao Zedung bu pratiğin bir ürünüdür.
O; Çin devriminin, Uzun Yürüyüşün ve Büyük Kültür Devriminin yaratıcısı ve önderidir. Kapitalist-Emperyalist dünya, bilimum revizyonist, oportünist, liberal, dogmatik cephe, Bu büyük dava adamını, büyük Ustayı ve Çin devrimini küçümsemek ve karalamak için çok uğraştı ama başaramadı. O; ölerek ölümsüzleşen ve bütün dünyanın ortasına gömülen insanlık abidesidir…Hiç bir güç, dogmatik, revizyonist, anti bilimsel anlayış ve anlayışlar bu bilimin içini boşaltarak karartamaz. Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao hiç taklit edilemezler. Onlar kendi süreçlerinin bilim adamlarıydı ve söz konusu süreçlere bilimsel yöntemlerle müdahale ettiler. Onlar bütün program ve geleceklerini toplumsal pratik üzerinden bilimsel yöntemlerle inşa ettiler.

mao-son

Revizyonistler, devrimcileşememiş anti bilimsel kafalar geleceğin dünyasını yaratmak iddiasında olamazlar. Bu büyük iddia, bu büyük sav ancak bilimsel yöntemlerle ve toplumsal pratik üzerinden gerçekleşir. 68,bu gerçekler, bu toplumsal pratikler üzerinde ortaya çıkmış bilimsel bir başkaldırıdır, gerici tarihe bir itirazdır. 68′ toplumsal pratiğin dayattığı Sovyet revizyonizmine ve liberalizme karşı mücadelenin zirvesidir. Bu pratik geriye dönüşler üzerinden Çin pratiğinden ortaya çıkan Kültür Devriminin kaçınılmaz bir sonucudur. Bu pratik, Paris Banliyölerinde Bayrak-Bayrak taşınarak, 68’in ruhu ve bilinci olmuştur. Kitleleri, hayatın her alanında eğitmiştir, öğreticidir. Kitlelere salt siyaseti değil, Felsefe öğretmiştir, sanat edebiyat öğretmiştir. Kafa ile Kol emeğini, Öncü ile kitle çelişmesini, bütün bu öğretilerden çıkararak aşmaya çalışmıştır.
Kitleleri, kitlelerle birlikte ve kitlelerle birleşerek harekete geçirmenin bilimidir 68. Geri bıraktırılmış üçüncü dünyanın ve milyonlarca emekçinin Bilimsel, toplumsal pratiğidir. O bilim rehberliğinde, emekçiler savaşıyor. Revizyonist dogmatikleri tarih affetmeyecektir. Devrimciler, komünistler, emekçiler, yıkın revizyonist karargahları. Dedikodu üzerine bina edilmiş bu saltanatları yıkın..! Yıkın..! örümcek bağlamış kafaların ütopik dünyalarını. Yıkın başlarına köhnemiş cennetlerini. O kafalara değil, bilime, bilimsel sosyalizme, toplumun önündeki pratiğe sarılın, kurtuluşunuz o pratiğin bilimsel yöntemlerindedir. Hurafe çökmüştür, kral çıplak, onlar bütün çirkin düşleriyle yıkılmışlardır ve ortadadırlar. Onlara göre bütün toplumsal süreçler ve pratikler,geçmişteki bütün toplumsal pratiklere uyar ve onların aynısı olur.

mao-1

Oysaki hiç bir toplumsal süreç, genel teoriye uymaz ve bu yöntem anti bilimseldir. Hayatın bütün süreçlerinde uygulanacak ve o süreçlere uyarlanabilecek genel bir teori yoktur. Bilimsel yöntem somut süreçlerin bilimsel ve somut tahlilidir. Bu süreçte üretilen bütün yeni bilimsel bilgiler, tekrardan kendisini toplumsal pratik içinde dener ve doğruluğunu kanıtlar. Hayatın gerçeği teoride değil, olgulardadır. Toplumsal pratik olmadan bilim olamaz. Bilim tarihsel süreçler içindeki ilişkiyle açıklanan, bilgiye dönüştürülmüş toplumsal pratiğin kendisidir. Bu bizi asla salt deneyciliğe götürmemeli. Bütün bilimlerin teorisi vardır ve dayanağı toplumsal pratiktir. Felsefesi ve teorisi olmayan bilim, bilim değildir.
Ancak toplumsal pratik, bilimin varlık nedenidir, bilimi doğrulama yöntemidir. Hurafe çökmüştür, devrimcileri, komünistleri, bilimsel sosyalistleri hiç bir güç, Orta-Çağ kuyularına atamaz. İnsanlık o kuyudan çıkmak için çok acı bedeller ödedi. Cadı kazanlarında kaynaya kaynaya bu günlere geldi. Ağıtlar yakarak, duygu sömürüsü yaparak devrimci olunmuyor. Bu tarz, ski orta çağ insanının çaresizliğidir. İnsanlar o çağlarda karşılaştıkları acıları ve açmazlarını ağıt yakarak aşmaya çalışmışlardır. Bu gelenek hala bugünün bazı devrimci anlayışlarında, utanç verici bir duygu sömürüsüne dönüşerek devam etmektedir.

Devrimciler acılar üzerinde ağıt yakarak değil, bilimsel yöntemlere sarılarak, geleceğin utkun dünyasını nasıl yaratırlar üzerinden toplumsal pratiğe sarılırlar. Hayatın bütün gerçekleri pratik zeminlerdedir, bilimseldir, duygusal değil. Bilimsel olmak başarıya yöneltir, iktidar yapar emekçiyi, toplumu değiştirir. Hayatı ve yaşamı damıtarak, oradan çıkanları teorileştirerek gerçeğe varırız. Yıkalım revizyonistlerin saltanatını…Doğrular birleştirir, doğrular büyütür, doğrular toplumsal pratikten çıkar…
Erdoğan ATEŞİN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.