Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6’ncı duruşmasında Nuriye Gülmen’in tahliyesine karar verildi.

 

Nuriye gülmen

KHK ie işine son verilen ve İşine geri dönebilmek için açlık grevi yaparken tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ile ev hapsindeki Semih Özakça ile tutuksuz Acun Karadağ’ın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması başladı.

Nuriye Gülmen duruşma salonuna yine getirilmedi ve SEGBİS’le duruşma salonuna bağlandı.

Duruşmada tanık Ömer Lütfi Zeren ve Veli Saçılık’da dinlendi.

Veli Saçılık, “Ben ihraç edildiğimde Nuriye Hoca Yüksel Caddesi’ndeki eylemine başlamıştı. Ben de yanına gidip ona katılmak istediğimi söyledim. Sonra Acun Hoca da geldi. Hükümet bizi işimizden ederek aç kalmaya mahkum ettiği için biz de ilerleyen süreçte açlık grevi yapmayı hep düşündük. Eylemimize saldırılar sertleştikçe bu düşüncemiz ilerledi. Bense açlık grevinin dönüşümlü olarak yapılmasını teklif etmiştim. Ancak Nuriye, hükümetin bu tutumuna karşı daha etkili olacağını düşündüğü için dönüşümsüz ve kesintisiz yapılması gerektiğini söyledi. Yüksel’de direnmeye devam ediyoruz. Nuriye ve Semih de devam ediyor. Biz her gün gözaltına alınıyor, saldırıyor uğruyor, dövülüyoruz. Ama işimizi geri alacağız” diye konuştu.

‘OLUMSUZLUĞUN İSPATI OLUR MU’

Tutuksuz yargılanan açlık grevindeki eğitimci Semih Özakça da “Bizden suçsuz olduğumuzu örgütle bir bağlantımızın olmadığını ispat etmemiz isteniyor. Olumsuzluğun ispatı olur mu? Olmaz. Sizin benim suçlu olduğumu, örgütle bağlantım varsa bunu ispatlamanız lazım ama tek bir delil sunamıyorsunuz” dedi.

Tanık ifadeleri sonrası savcılık, geçtiğimiz duruşma olduğu gibi bu duruşmada da Nuriye Gülmen’in “adli kontrol şartıyla” tahliye edilmesini istedi.

NURİYE GÜLMEN’DEN ‘ÖLÜM RİSKİNİ GÖZE ALIYORUM’ YAZISI İSTENMİŞ

Nuriye Gülmen SEGBİS ile ifade veriyor.

“Bana henüz savunmamı vermemiş olmama rağmen ısrarla tanık beyanları ve mütalaaya karşı beyanlarımı sormanızı anlamıyorum. Üç duruşmadır bu böyle, bana SEGBİS’i dayatıyorsunuz, ben bu şekilde savunma vermek istemiyorum. Mahkeme başkanı ve heyetin yüzlerine bakmak ve öyle konuşmak istiyorum. Bu sağlanmadı. Bu sefer başka bir şey oldu: Mahkeme, eğer doktorlar olumsuz rapor verse bile Nuriye tüm riskleri göze alarak salona gelirim derse gelsin. Savcı tahliye talep etmesine rağmen beni tahliye etmektense böyle bir çözüm buldular. Sağlık koşulları sedye gibi şeyler sağlanırsa gelirim dedim yine de. Ama getirmediler. Yine SEGBİS’e mecbur bırakılıyorum. Heyet benim savunmamı alamaz mıydı, beni ilk duruşmaya getiremez miydi? Ya da tahliye edip kısa bir süre verilirdi ben gelirdim. Hiç biri yapılmadı ve benim özellikle ‘ölüm riskini göze alıyorum’ diye yazarak onay vermemi istediniz.

Nitekim getirilmedim yine. Bu tamamen göstermelik bir şeydi. Mahkeme ”ben elimden geleni yapıyorum” diye göstermeye çalıştı. Ama durum tabi ki öyle değil. Avukatımla görüşme koşullarımı bizi gardiyan odasına alarak iyileştirdiklerini sanıyorsanız bu çok naifçe olur. Gardiyanlar odaya girip çıkıyor ve bir saat dolmaya yaklaştığında da sürekli taciz edip bölmeye başlıyorlar zaten. Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu söyleyince her şey bitti tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın söyledikleri. Konsere gitmiş biri beni örgütle Nuriye tanıştırdı diyor. Bir konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım? Yaprak’ın Fatih hakkında söylediklerine katılıyorum. Madde bağımlısı olduğu çok açıktı. Önünüzdeki pespaye dosya içinde ne vardı? Hiç bir şey. İlk iki duruşmada bu tanık beyanları da yoktu. Yine de bırakmadınız bizi. Sonra çürütülen tanık beyanlarına dayanıyorsunuz. Benim hakkımda zaten bir hüküm kurulmuş durumda. Öyle davranıyorsunuz çünkü. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabi ki bu. Bu zamana kadar kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de ne yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz demedi. Ben artık heyete konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim. Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım! Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk bana mektup göndermişti, ”öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum” diye. Ben o çocuk için konuşacağım! Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana ”bu söylediklerin savunman sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin” demiştiniz. Ama şimdi umrumda değil, savunma mı sayacaksınız, sayın ya da saymayın, kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim direnişimizi besleyen şey haklılıktı!

Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir Alman televizyonu belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi. Sonunda peki ne olacak diye sordular, valla canımı sokakta bulmadım açlık grevine başlarım demiştim. O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki; açlık grevine başlarsam hemen sonuç alacağımı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime dönmeyi beklerken, beni dalga geçer gibi ihraç ettiler. Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz yılmadan her gün Yüksel’e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı geçer diyerek direnişimize devam ediyorduk. Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla, milletvekilleriyle, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet Meclis’te basın açıklaması ile açlık grevine başlayacağımızı duyurduk. O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günkü haline dönüştürmüşlerdi.

Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan. O en kalabalık olduğu bir günün fotoğrafı var, işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk bazen. 38. günde yanlışlıkla bugün açlık grevinin 58. günü dedim. Sonra Allah korusun ne 58’i diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.  268 gün Semihi’in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi. Ama buna siz sebep oldunuz!

Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü. Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır. Çünkü Halk, bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi!  Bizim gönlümüz rahat o yüzden. Tavsiye ediyorum heyete, siz de direnin. Talimat mı geliyor size, direnin. Akp iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem çorbada tuzunuz olur, hem de asıl olarak, alnınız ak olur!

Sevgili direniş dostları, bu son sözüm degil ama şimdilik şunları söyleyeceğim; Kavganın ortasından güneşin sofrasından selamlıyorum sizi. Burası tam kavganın ortası.”

TAHLİYE KARARI

Mahkeme Nuriye Gülmen’in tahliyesine, Semih Özakça’nın beraatine karar verdi.

Acun Karadağ’ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol kararının kaldırılmasına karar verildi

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.