Erdoğan ATEŞİN

ORTA-DOĞU’DAN DÜNYAYI GÖZETEN BÜYÜK GÖZ
Yaşadığımız sürecin geleceği belirleyen kritik özeti, bölgede yaşanmakta olan savaşın özelde ülkemizi, genelde orta doğu ve dünyayı nasıl etkileyeceği sorunudur. Demokrasi ve devrim mücadelesi, ABD, Rusya, AB politikalarıyla ve onların orta doğu’ya ilişkin stratejileriyle uzlaşarak değil, bu işgal kuvvetleri ve işbirlikçileriyle, emekçi yığınlar arasındaki çelişkiler bağlamında ele alınarak değerlendirilmeli…Devrimi ve demokrasiyi savunan ve bu uğurda mücadele eden demokrasi ve devrim kuvvetleri ile bölgeyi kan gölüne dönüştüren savaş baronları ve onların işbirlikçileri arasındaki çelişmenin önümüzdeki sürece damgasını vuracağı kesin !!!

Emperyalist haydutlar, onların işbirlikçisi orta çağ kalıntıları ve işbirlikçi burjuvazi, demokrasi ve devrim önündeki en hain düşmanlardır ve bütün stratejilerini orta doğu ve dünya devrimlerini nasıl boğarım siyasetleri üzerine yapmaktalar. Sorunun ana fikri bu çelişmenin içindedir, demokrasi ve devrim güçleri bu bağlamda soruna yaklaşmalıdır… Pkk,Pyd,Ypg ve bölgedeki bütün demokrasi ve devrim güçleri bölgede yaşanmakta olan bölgesel savaşın ürettiği çelişmeler düzleminde, bu çelişmelerin hangi tarafında durmaktadırlar ?
Ya devrimlerin önünü kesmeye çalışan haydut güçlerle barışık, bir arada aynı cephede konumlanacaklar, ya da emekçi devrimlerinden yana tavır takınarak, bütün ittifak ve cephe politikalarını bu anti emperyalist, anti faşist bir aks üzerinden gerekçelendireceklerdir. Emekçi tavrı, devrimci tavır ikinci olanıdır.

Bölgeyi yüz yıldır savaş düzleminde tutmaya çalışan kapitalist emperyalist canavarlar, geçmişten beri demokrasinin önündeki en büyük engeldirler ve demokrasiyi adeta bu kadim topraklarda imkansız kılmışlardır. Savaşa karşı tavır ancak bu perspektifte hayat bulur. Batıda emperyalist barbarlığa, onun dışındaki bağımlı yarı bağımlı dünyada emperyalist barbarlık ve artı onların işbirlikçilerine karşı mücadele ekseninde emek hareketini örgütlemek bir zorunluluktur.
Dünyamız uzun bir dönemdir, emperyalist barıştan uzaklaşarak, emperyalist savaş aşamasındadır. Bu süreç tek kutuplu dünyanın dayattığı sorunun bir sonucudur. Bölgemizdeki çelişmelerin esas ana kaynağı da bu çelişmenin içindedir, yani bölgeyi yeniden çıkar amaçlı dizayn etmeye çalışan haydutlarla, bölge halkları arasında gelişen çatışmalı, devrimle karşı devrim arasında ki mücadelenin sahada devem etmesidir.

Bölge halklarına maliyeti ağır olan bu savaşın ayağa kalkmış bir halkın yeniden ezilmesine kesinlikle müsaade edilmemelidir, bu hayati bir sorun olup, önümüzde ki devrimci süreçler üzerinde büyük etkileri olacaktır. Bu gün bütün bölge 1.nci dünya savaşı konjonktürüne geri dönmüştür…

Kürt sorunu, demokrasi ve devrim sorunu emperyalist batıyla uzlaşarak değil, onunla mücadele içinde çözülecektir. Sorun yalnız başına Efrin sorunu değil sorun, bir bütün bölgesel bir sorun olup bütün bölgeyi içine alan genel bir demokrasi ve devrim sorunudur.
Savaşın genişleyerek devam edeceği kesin, o nedenle bir kaç gün sonra başka bir şey konuşmuş ve yazmış olacağız. Türkiye’yi ve Kürt sorununu bu aşamaya getiren işbirlikçiler ve emperyalist haydutlardır. Türkiye’yi yönetmeye çalışan emperyalizmin işbirlikçileri, bu süreci ve çelişmelerini çözemezler, bunları Efrin’de efelenmelerine kimse çok fazla anlam yüklemesin, kürkçü dükkanına büyük bir hezimetle geri döneceklerdir.

Küçük Amerika’yla, büyük Amerika çok yakında kapışırlarsa şaşırmayın. Çelişki bu yönde gelişmektedir ve süreç iç çatışmaları zorlayarak, yeni bir seçime kadar devam edecektir. Kürtlere,” sokağa çıkarsanız ezer geçeriz” diyerek sokakları provake eden bir zihniyetin niyeti çok açık değil mi ?.” Efrin’ de taş taş üstünde bırakmayın, yakın yıkın ” diyen bir çaresizliğin en gerici milliyetçi bir çığlığıdır yankılanan meclis koridorlarında…

Verili sürecin ihtiyaçlarına cevap verecek siyaset ve stratejiler geliştirilmeden bu süreci emekçilerin lehine dönüştürmenin koşulları yoktur…
Siyasal düzlemde, emekçi sınıfların ittifakı yani bir emek cephesi.
Kitlesel olarak, Kürt köylülüğünün demokrasi ve devrim mücadelesini destekleye rek büyütmek ve demokratik devrimin olanaklarıyla birleştirmek…
Programatik olarak, Demokratik Devrim programı…Bu programın örgütsel biçimi, Türk, Kürt çeşitli milliyetlerden emekçilerin birliğini sağlamaktır.

ABD’ nin Irak, Suriye üzerinden açtığı savaş cephesi, Rusya’nın Suriye politikalarına karşı bir çevirme niteliği taşımakla birlikte esasta bütün bölgeyi işgal planıdır,Türkiye bu saldırganlığın hedefinde bir ülkedir.Uzunca bir dönemdir bögleye yaptığı yığınak bu amaçla yapılmaktadır ve savaşın daha da büyütüleceği bu yığınaktan da anlaşılmaktadır. Suriye, Irak, Türkiye sınırı savaş cephesidir. Bu savaş uzun sürecek, bunu biliyoruz ! ve henüz bu büyük savaşın ilk aşamalarındadır bütün bölge.
Orta doğu halkları- emekçiler çetin ve zor bir dönemden geçiyorlar. Yüz yılın savaşı bütün acımasızlığıyla devam ediyor, büyük acılar, büyük yıkımlar… Emperyalist haydutlar bölgeyi ve bütün üretici dinamikler parçalayarak işlemez ve mücadele edemez hale getirmek çabasındadır. Kuzey Irak, Suriye, İran Ve Türkiye Kürdistan’ ında savaş hala bütün sıcaklığıyla devam etmektedir. 1.nci dünya savaşından bugüne devam edip gelen bu süreçte bölge hiç bir dönem tam olarak barış süreci yaşamamış, lokal, bölgesel düzlemde düşük yoğunluklu savaş, bugün fiili büyük savaşlara dönüşerek devam etmektedir.

Demokrasinin devrimci ruhu, sonuna kadar direnmeyi emreder, başarı bu ruhun içindedir. Bunu düşmanlarınıza güvenerek yapamazsınız, düşmanlarımızla düşman gibi savaşarak ancak başarabiliriz. Efrin’de, Mimbiç’te, Fırat’ın doğusunda ve bütün bir devrim coğrafyasında Abd’ye, ya da Rusya’ya dayanarak, Kürtleri bağımsızlığa götüremezsiniz, bu olsa olsa Kürtlere yeni bir hami aramak olur…
Büyük Osmanlı imparatorluğunda bugüne sarkan bu büyük sorun, bugün bütün cephelerde savaşa dönüşmüş durumdadır. İran’ da geçenlerde gelişen ve spontane olduğu belli olan küçük çaplı direnişlerin özünde bu çelişmelerin yarattığı bir sonuç olduğu çok açıktır. Bütün bölgenin temel sorunu bir devrim ve demokrasi sorunudur ve bu realite kendsini dayatıyor, çelişki bu yönde zorluyor. Dünyanın büyük gözü bu bölgeye odaklanmış. Ancak bu bölgenin devrim için güçlü bir tarihsel ve toplumsal birikimi vardır, bu birikim büyük devrimci ordular yaratacak bir birikimdir…
Devrimciler bilimsel olana sarılırlar, bilim bizim baş rehberimizdir. Kapitalizm dünya genelinde derin ve süreğen kronik krizler konjonkturüne girmiştir ve savaşmak dışında bir seçeneği yoktur. Tüm dünyayı karşısına almış bir asalaklar sistemi, haydutlar sistemi…

Dünya Marksın Kapitalini yeniden inceliyor, tekrar tekrar inceliyor. O, öyle bir bilimsel teori, kuram, ideoloji ve pratik bıraktı ki, bu gün yeniden ve yeniden bu büyük dünyaya, büyük insanlığa akıl veriyor, fikir veriyor.. İnsanlık Marx’ın kapitalizmin analizine yeniden dönerek, bu büyük çıkmazını aşmaya çalışıyor…

Emperyalizmin çelişmelerini deşerek çözen Büyük Ekim Devriminin yaratıcısı Lenin’e, Rus halkına ve nüfusu bugün 1.5 milyara yaklaşmış dönemin uyuyan Çin’e Halk savaşıyla can veren, Saldırgan Japon emperyalizmini ve onun Çin’deki uşaklarını yerle bir eden mao’ya yenilmiş bu haydutlar, üstün teknolojileriyle dünyada büyük şeytanı, iblisi oynuyorlar…

Algoritma bu gerçeğin kendisidir……Emperyalizmin yaşamakta olduğu derin kriz, savaş ile devrim arasındaki mücadeleyle çözülecektir. Kürt sorunu ve bölgedeki çelişmeler ancak bu yöntemle çözülecektir. Bunun dışındaki bütün söylem ve pratiklerin içi boştur ve eskinin tekrarı olmaktan öteye geçemez..
Erdoğan ATEŞİN
23.01.2018

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.