OVAL-OFİSTE HAZIRLANAN PROJE
ABD’nin 1991’de Irak’ı işgal etmesiyle birlikte, Irak silahlı güçlerinin 36’ncı paralelin kuzeyine geçmesini yasaklamıştı ve ırak’lı güçler, 36’ncı paralelin kuzeyinde operasyon yapamıyorlardı. Barzani bir Amerikan projesiydi ve koşulları oluştuğunda bu proje hayata geçirilecekti. 1991,Irak saldırısı bu anlamda iyi bir fırsattı ve konjonktür buna müsaitti. Süreç adım adım ABD kontrolünde bir Barzanistan kurmaktı ve kuruldu da, çok yakınlarda fiili olarak ilan edilecekte.
Amaç Ve Beklentiler,
1:Kuzey Irak’ta Barzanistanın kurularak,kontrolündeki kuvvetlerin kriz bölgelerinde kullanılması.
2:Ilımlı İslam projesinin AKP ile yürütülmesi,
3:Eski derin devletin kesin tasfiyesi ve onun yerine, yeniden dizayn edilecek devletin, 2023 programı esaslarına uygun hale getirilmesi.
4:ABD ve İsrail enstürmanlarıyla hareket eden bir Kürt önderliği,
5:ABD ve İsrail patronluğunda yürütülen proje, bütün bölgeyi istikrarsızlaştırma ve büyük, sonu gelmez savaşlara sürükleme projesidir. Bu süreç her geçen gün dahada dayatılacaktır,
6:Kürt Burjuvazisi, Türk Burjuvazisiyle, Kürt Petrollerini pazarlık konusu yapmaya başladı ”Bütün sorun pazarın paylaşımında düğümleniyor”.Türkiye’deki durum, Irak’tan farklı olmayacaktır… Süreç başlamıştır ve Amerikan projesi işlemektedir…
Saddam, Bu amaçlar uğruna ABD tarafından bütün ailesiyle birlikte tasfiye edilmiştir ve amaç, Irak’ı zayıflatarak, bütün Irak ve Kürt petrollerinin kesin kontrolünü sağlamaktır. Bu proje hala İran ve Türkiye üzerinde de işlemektedir. Suriye zaten kurtlar sofrasında…
7: Savaş, çok yakın gelecekte Türkiye-Kuzey Kürdistan’ını da kapsayarak genişleyecek ve bölgesel bir savaşa dönüşecektir. BOP ( Büyük Orta-doğu Projesi) adım adım uygulanmaktadır ve bütün Orta-doğu yeniden dizayn edilecektir.
8:Bu saldırının amaçlarından biri de bütün bölgede sünni-şii çatışmasını başlatmaktır.
Türkiye,1996 da Saddam Hüseyin’e ve Irak yönetimine tam destek vererek, Saddam ve Barzani işbirliğini savunuyordu. Amerika bu projeyi, dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlisi tasfiye ederek sonuçlandırmıştı. 28 Şubat süreciyle birlikte tarikatlar daha da güçlenerek çıkmışlardı. Bu süreç,Turgut Özal’ın Cumhur Başkanı olmasıyla başlamıştı ve o süreçten sonra tarikatlar her geçen gün ılımlı İslam adı altında daha da güçlenerek bugünlere gelindi. 1952′ den sonra Türkiye’de kontrolü eline geçiren ABD, daha evvel Almanya’nın kontrolünde olan kemalist faşist devlet, ABD’nin kontrolüne girmiş, Almanya ikinci dünya savaşında yenilerek, Türkiye üzerindeki kontrolünü kaybetmiştir. Bu süreç öncesi İngiltere, sonrasında ise ABD Kürt sorunuyla yakından ilgilenmiş ve bölgenin geleceğini dizayn etme görevini kendilerine vermişlerdir. Emperyalizm ve Demokratik Devrimler çağını atlayanlar bu süreci analiz etmekte ve anlamakta zorlanmaktadırlar. Sosyalist devrim avuntularıyla, devrimsizliği dayatan bir revizyonist sahtekarlıkla karşı karşıyayız. Kabile ve orta çağ gericiliğinin dayattığı savaş koşullarında, sosyalist devrimden bahsetme sahtekarlığı da neden?
Tekrardan konumuza dönersek, Öcalan savunmasında, ABD ve İsrail’in kendisini Suriye’den çıkardığını, bu süreçten sonra NATO’nun özel operasyon timinin kontrolünde olduğunu ve en son İmralı’da ABD ve AB’nin kontrol ettiği bir sistemin içinde olduğunu itiraf etmiştir.
Öcalan,
”Clinton ve ilişki içinde olduğu Irak Kürt lideri Suriye’de bulunmamı kendi stratejik amaçları için uygun görmüyorlardı. Çünkü,Kürdistan ve Kürtler giderek kontrollerin den çıkıyordu. İsrail bu durumdan çok rahatsızdı…Kürdistanı kontrolleri altında tutmak, özellikle Irak’la ilgili planları için…Suriye’den mutlaka ayrılmam ve bağımsız Kürt kimliğiyle özgürlük çizgisine son vermem gerekiyordu”.
Can alıcı bir açıklama. Bütün yazının ana konusu olabilecek bir ana fikir. Öcalan, Bu konuda İsrail’in rolünü de şöyle anlatır.
”Çıkışın az öncesinde İsrail istihbaratı dolaylı yoldan ısrarla Suriye’den çıkmam gerektiği mesajını vermişti””Suriye’den itibaren benim içine girdiğim süreç, NATO’nun içine girdiği süreçtir. Bu süreçte NATO’unun özel operasyon birimi tarafından kontrole alınma durumum vardı ”Devamında bu süreçte kendisiyle muhatap olanların NATO’nun elemanlarının olduğunu savunmasında açıkça belirtmektedir ve kendisini enterne edenlerin NATO’nun özel operasyon birliği olduğunu itiraf etmektedir. Öcalan Mart 2010’da Avukatlarına şu bilgiyi vermiştir.
”Buraya getirildiğimde Kıvrıkoğlu’nu temsilen gelenler vardı. O zaman dikkatimi çekmişti, çok ürkeklerdi, adeta kısık sesle konuşuyorlardı. Ben şaşırıyordum bir Genel kurmay dan gelenler nasıl bu kadar korkarlar diye. Sonra dan fark ettim ki, Kıvrıkoğlu NATO’dan habersiz olarak bir şeyler yapmak istedi. Kıvrık oğlu gerçekten kıvrak zekalıymış, tehlikeyi görmüştü, birlikte çözümden yanaydı, ama izin vermediler, o ekibi tasfiye ettiler. O zaman Ecevit’de dürüsttü; bir şeyler yapmak istiyordu ama etkisizleştirdiler. Ecevite yapılanlar ortada ”Öcalan burada Kürt sorununun birlikte çözülmesi gerektiği yönündeki çabaların nasıl tasfiye edildiğini açıkça anlatmaktadır.
Öcalan daha sonra mahkemedeki savunmasında Kürdistan’ın sömürge olduğu tezini reddetmiş ve Atatürk Milliyetçiliğini savunmuştur. Bu savunma Mahkeme tutanakların da mevcuttur. Öcalan,1919-1924 dönemlerine ait kemalist programı savunuyor savunmasında. 2000 yılında silahlı mücadeleyi kesinlikle reddettiğini açıkça beyan ediyordu. Bu konuda 1 Eylül 1999 günü, PKK güçlerine sınır dışına çekilsinler talimatı vererek tavrını pekiştirmiştir. Bunu fırsat bilen TSK, karşı operasyon başlatarak PKK kuvvetlerine ağır kayıplar verdirtti ve bu dönemde PKK içinde bölünmeler yaşandı, o dönem ayrılanların çoğu yurt dışına Avrupa’ya gittiler. TSK’nın bu operasyonlarına karşı,PKK, ABD kontrolünde yeniden Türkiye’nin güneyine, Kürdistan parçasına girdi.
Bu süreç PKK’nin ABD planlarına uyum sürecidir. ABD bu süreci kendi kontrolünde AKP, MİT-PKK, KANDİL ve İMRALI ekseninde bugünlere taşımıştır. Bu süreç 2006 yılında başlamıştır. Kutlu Doğum mitinğleri, MİT’e dair methiyeler, Petrol gelirlerinden pay istemeler, bir bütünsel projeler olup, Kürt feodal gericilerini de içine alan Orta sınıf Kürt Burjuvalarının iştahla Kürt pazarlarını paylaşım kavgasına hep birlikte tanıklık etmekteyiz. Bu proje Oval ofiste hazırlanmış ve 2007’de BOP eş başkanı Tayyip Erdoğan’a kabul ettirilmiştir. IŞİD, bir Amerikan projesidir, süreç işlemektedir ve Türkiye’de bu savaşın bir tarafıdır. Hedef kaynakların kesin kontrolü ve emekçi mücadelelerinin kesin tasfiyesi. PKK kontrolünde geliştirilen bir örgütsel ve askeri tasfiye, sosyalist solu da kapsayarak , yine pkk ve mit kontrolünde geliştirilmektedir.Devrimci hareket bu sürece entegre edilmiştir.
Erdoğan ATEŞİN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.