KÜRT ULUSAL HAREKETİNİN BUNALIMI
Sosyalist hareketin 12 Marta karşı hamle olarak gerçekleştirdiği 72 Kızıldere ve 73 Vartinik hamlelerinin o tarihsel süreçlerde nüve halinde olan Kürt ulusal hareketinin silahlı mücadele biçimine dönüşmesinde hızlandırıcı bir etki yarattığı bugünkü ulusal hareket önderliği tarafından da kabul edilmektedir.
Özellikle 73 Vartinik hamlesi hem 12 Marta karşı bir direniş hem de Kürt coğrafyasında silahlı mücadeleye dair yarattığı sempati ile önemlidir.
Kürt köylülüğünün kendi coğrafyası dışında proleterleşmesi ve Kürt ticaret burjuvazisinin tarım kökenli tefeci- tüccar sermayesini temsil etmesi ulusal nitelikli bir hareketin başta köylü ve tarım sorunu olmak kaydıyla demokratik devrimin başlıca meselelerine çözüm üretebilecek bir siyasal perpektif geliştirebilmesini engellemektedir.
Kürt coğrafyasının Orta Doğu dört farklı devlet coğrafyasına dağılmış niteliği, Orta Doğuda BOP gibi emperyalist projelerin Kürt kimliği ihmal edilerek gerçekleştirelebilirliğini olanaksızlaştırırken bu olgu Kürt ulusal hareketini emperyal projelere yedeklenme riskini sınıf dinamiklerinin de büyük toprak mülküyetinden köylülüğe kadar değişen çeşitliliği ile ciddi bir risk haline getirmektedir.
Kürt ulusal hareketinin bugünkü önderliği Demokratik Konfedarilizm gibi üretim ilşkilerinin komprador karakteri ile hiç ilgilenmeyen ve yalnızca üst yapısal reformlarla yetinen siyasal projelerle bir nevi Kürt Kemalizmi denilebilecek bir siyasal perspektiften emperyalizmle yakınlaşma potansiyeli gösterirken, Orta Doğu coğrafyasında proleteryanın demografik zayıflığı ve kimlik çelişkilerinin belirleyici niteliği bu olasılığı daha da güçlendirmektedir.   Söz konusu siyasal konjonktürde sol sosyalist hareket örneğin tarihsel olarak kendi sürecinde önemli bir aktivasyon yaratmış olan Vartinik hamlesinin bir tekrarı ile yetinemez.
Vartinik hamlesi kendi tarihsel sürec,i için en doğru siyasal perpektifi temsil etmesine rağmen, bugün sol sosyalist hareketin bu hamleyi tekrar etmekle yetinmesi ne sosyalist hareketin kendi perspektifinden demokratik devrimin başlıca meselelerinde ilerleme sağlayabilmekte ne de Kürt ulusal hareketinin bunalımına çözüm olabilmektedir.  
Sol sosyalist hareket bugün Kürt ulusal hareketinin zaten yapabildiği perspektifleri zorlamak yerine yeni perspektifler yaratmayı denemeli ve batıdan yeni bir anti-faşist , anti- emperyalist cephe açarak hem Kürt ulusal hareketinin zayıf olan anti-emperyalist karakterini güçlendirerek onun BOP projesi dışında yeni siyasal perspektifler edinebilmesine destek olurken, diğer taraftan devrimci durumdaki dengesiz gelişmeyi batıdaki aktivasyonu güçlendirerek dengeleme stratejisini geliştirmelidir. Kürt ulusal hareketi içerde faşizme karşı yarattığı kitlesel direnişe karşın anti-emperyalist niteliği sınıfsal birleşenlerinin tutarsız karakteri nedeniyle yetersiz bir siyasal harekettir.
Sol sosyalist hareket siyaseten Kürt ulusal hareketine yedeklenmek yerine onun ve kendisinin zayıf yönlerini güçlendirecek bir siyasal perspektif gerçekleştirebilyorsa olgun bir sosyalist hareket kimliğine bürünebilir.   Ancak, sol sosyalist hareketin batıdan yeni bir anti-faşist, anti- emperyalist cephe siyaseti ile hem Kürt ulusal hareketinin faşizme karşı mücadelesindeki yükünü hafifletebilmesi ve hem de Kürt ulusal hareketine bir anti-emperyalist perspektif yaratarak BOP projesi kapsamında boğularak emperyal siyasetlere yedeklenmesini engelleyebilmesi sol sosyalist hareketin bağımsız bir sınıf hareketi kimliğini yeniden kazanarak kimlik siyasetini terk etmesine bağlıdır.   Sol sosyalist hareket kendisi çeşitli nedenlerle sıkıştığı kimlik siyasetinden bağımsızlaşmadan böylesi bir siyasal perspektifi gerçekleştirebilecek sınıfsal dinamikler yaratamaz.
Kürt ulusal sorunun nihai çözümü, sorunun köylü sorunu ile iç içe karakteri ile Anadolu demokratik devriminin gerçekleşmesine bağlıdır.
Kürt sorunu, tarihteki bir çok ulusal sorun gibi çözüm dinamikleri kendi coğrafyasında olan bir sorun değildir.   Sorunun bu karakterinin en somut belgesi Kürt köylülüğünün kendi coğrafyası dışında Anadolu metropollerinde sanayi burjuvazinin olduğu bölgelede proleterleşme karakteridir.   Tarımı kollektifleştirerek komprador kapitalizmi yeniden üreten yarı-feodal sosyaekonomik yapıyı tasfiye edecek bir demokratik devrim gerçekleştirilmeden Kürt sorunun nihai çözümü mümkün olmadığı gibi Demokratik Konfedalizm gibi üst yapısal reformlardan ibaret çözümlerin Kürt köylülüğü ve proleteryasının yaşam koşullarda bir iyileşme gerçekleştirmesi de olanaksızdır.
                                                                                          Özgür Bahar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.