PRATİKLE DOĞRULANAN GELECEĞİN ANALİZİ…
Gerici propaganda aygıtlarınca kutsanan ve orta çağ dan kök alan ideolojik saflaşma, ve görselde (televizyon v.s) yapılan büyük kadrosal gerici yığınak geleceği ipotek altına almak için bütün gerici silahlarını emekçi yığınlara karşı kullanıyor. Çöküş sürecine giren AKP ve onun ideolojik gerici aygıtları, Yeni Osmanlıcılıkla yandaşlarını motive etmeye çalışarak, gelişen halk hareketlerine ideolojik olarak Osmanlıcılık ve dinci gericilikle karşı koymaya çalışıyor.

Türkiye, tarihsel bir gelecek için kendi içinde açıktan ve kapalı bir çatışma ve savaş yaşıyor. Demokratik Devrimin toplumu ileriyi taşıyan programının karşısına, tarihsel gericilik konulmuş, Türkiye’nin bütün devrimci sosyalist birikimine karşı topluca savaş ilan edilmiştir. Tamamen AKP üst kurumları tarafından hazırlanan akşam ana haber bültenleri eşliğinde, ve sonrasında Televizyon kanallarını işgal eden Akp’nin gerici ideolojik aygıtları büyük kitlesel manipülasyon ve beyin yıkama faaliyeti aralıksız devam ediyor…

Özellikle olayın bu yönünün kitlelerce bilince çıkarılması çok büyük bir önem taşımaktadır ve bu bilinç bugün emekçi kitlelerde büyüyerek gelişiyor. Bu gelişme emek mücadelesi için başarılı ve ileri bir adım. Devrimci ve sosyalist birikim, mücadelenin kıyılarında gezinmeden, tamamen boşa çıkarılmış bir seçim sisteminin artık kitleler için bir şey ifade etmediği gerçeğini, pratikte emekçilere önderlik misyonunu oynayarak anlatabilir.
Türkiye’nin devrimci birikimi hayatın doğruladığı bu pratiğe gözlerini kapatarak bakamaz…Milyonlarca emekçinin büyük emeğiyle oluşmuş bir ülkenin bütün geçmiş mirasını ve değerlerini talan eden bir faşist zihniyetin karşısına, devrimci bir programla çıkmak meşruiyeti bugün her geçen günden daha elzemdir.
Devrimci ve kurucu program, emekçilerin Demokratik Devrim, sosyalizm ve bağımsızlık programıdır…Tarihe emekçi sınıfların yanından ve tarafından bakanlar bu programı görürler, çünkü önemli olan hangi sınıfın yada sınıfların yanında durduğunuzdur, yani emek mücadelesindeki pozisyonunuzdur.
Tarihe anlam yüklemek nerede durduğunuzla alakalıdır. Emekçilerin bugünkü ideolojik yönelimi Akp faşist gericiliğini hedef almış ve mücadele bu yönde gelişmektedir. Emekçilerin mücadele yeteneğini yükseltmek, ve onları iktidar perspekti fiyle donatmak devrimci bir programla mümkündür. Bu programla ya sorunlarımızı tespit ederek acılarımıza sarılacağız acılarımızı bilince çıkaracağız, ya da her geçen gün azgınlaşarak, boğa gibi böğüren bir orta çağ gericiliğine köle olacağız.
Teslim olmayacağız! emekçilerin devrimci programı ve devrimin karakteri çok net ve berraktır, kurtuluşun programı Demokratik Devrim ve sosyalizmdir. Türkiye’de sınıf mücadelesinin hangi mevzide geliştiği çok açıktır, emekçilerin talepleriyle örtüşen bir Demokratik Devrim mevzii…Bütün karşı devrimci talan ve saldırılara ancak bu programla karışı konulabilir..Akp ve egemenlerin uzun bir dönemdir içine düştüğü kronik ve süregen krizden çıkış, faşist baskıların daha da bir artırılarak atlatılmasının koşulları yoktur, kriz hayatın bütün alanlarında derinleşerek devam edecektir.

Önümüzdeki süreç kaos ve kargaşa…Bu süreçte işçi hareketleri, halk hareketleri yükselerek devam edecektir ve sürece, örgütlü ve bilinçli müdahale mutlak ortaya çıkacaktır. Hayatla, toplumsal pratikle ilgisi olmayan programlarla geleceğin Türkiye’sini yaratmak olanaksız. Demokratik Devrim ve sosyalizm mücadelesini mülksüzleştirilmiş kesimler, sınıflar yapar, bu sürecin üzerinden atlayarak devrim yapılamaz.

Türkiye’nin devrim ve demokrasi programı Türk, Kürt, çeşitli milliyetlerden işçi sınıfın, yoksul ve orta halli köylülerin, kamu çalışanların, esnaf ve zanaatkarların, düşünce emekçilerinin, anti faşist birleşik cephesinde karşılığını bulur.

Bunun için Demokratik Devrimin siyasi ve pratik faaliyetini örgütlemek, emekçi inisiyatifini gerçekleştirmek için her türlü emperyalist baskı ve sömürüye karşı mücadele mutlak bir önderlik gerektirmektedir. Bu önderlik, her türlü Orta Çağ kalıntısı ilişki ve kurumları, hayatın bütün alanlarında tasfiye ederek, emekçilerin özgürlüğünü hakim kılmak amaçlıdır.
Türkiye’nin Demokratik Devrim ihtiyacı kesin kavrandığında ve devrimin hedefleri doğru saptandığında kitlelerin biriken öfkesi kendi doğru yoluna kanalize olacaktır.

Seçimlerle gelecek özgürlük yalancı bir özgürlüktür, seçimlerle Kürt sorununu çözemezsiniz, Suriye’deki soruna doğru teşhis edemezsiniz, Irak’ı anlayamazsınız, toplamda Orta-Doğu’yu hiç anlayamazsınız.
Her türden yabancılaşmaya, insanın insana kulluğuna, eşitsizliğe, çürümeye, kadın erkek eşitsizliğine karşı mücadelede devrimin temel programı Demokratik Devrim niteliğindedir. . İnsan ve doğa yıkımına karşı, insanın bilinçli denetimini, bilinçli bir önderlikle savunabiliriz. Doğayı ve insanı ancak bu programla savunabiliriz, seçimlerle bu sorunlarımızın hiç birini çözemeyiz ve sandıklar hep , burjuvazinin hizmetinde olacaktır…

Burjuva bencil özel çıkarlar seçimlerde çok daha açık açığa çıkarak, atanmışlar her zaman olduğu gibi yine seçilerek karşımıza dikilecekler… Anadolu’nun geçmiş tarihsel birikimi bu gerçeği bize zaten anlatıyor.Kürt emekçilerini sandıktan sandığa kullanma kurnazlığı burjuva aymazlığa dönüşmüş ve Kürt halk üzerinden derin operasyonlar yapılmaktadır. Pratikten, hayattan çıkan genel doğrular bize bunu çok net göstermiştir.
Devrimciler, sosyalistler teoriyi hayattan ,olgulardan çıkarır ve bilimin kılavuzluğunda geleceğe yönelir. Başka ülkelerin devrimci pratiğinden öğrenir ancak, onu bir dogma olarak alıp kullanmayı kesinlikle reddeder. İdeolojik ve örgütsel olarak, bağımsızlığı savunur, bütün değişimlerin temel ve esas gücünün emekçi kitleler olduğuna inanır ve pratikte de öyle davranır. Emekçi yönetimleri, yerel yönetimler, emekçilerin meclislerinde emekçiler tarafından inşa edilir, burjuvazinin seçim sandıklarında değil…

Emekçilerin Demokratik Devrim programın siyasetlerini geliştirmek, pratik ve teorik olgunluk oluşturmak, emekçilerin program birliğini pekiştirmek, mücadele gücünü yükseltmek sandıkta değil, devrimle olur…Sandıkta hiç bir şey çözemezsiniz, yüz yıldır Kürt sorununu çöze bildiniz mi ? Çözemezsiniz!!! ancak burjuvazinin istediği tavizler ekseninde çözebilirsiniz, buda kayıtsız şartsız işbirliği dayatıyor.

Devrimciler, sosyalistler siyasetlerini oluştururken, çıkarlarını emekçi çıkarlarıyla birleştirerek programlarını oluştururlar, ve emekçilerin taleplerini bir program olarak sahiplenirler ve
emekçilerin önderlik yeteneğini yükselterek, onları iktidar perspektifiyle donatmak için mücadele ederler, ve kitleleri kolektif karar mekanizmasını katarak önderliği tabana yayarlar. Sosyalistlerin emekçi programı Kolektif bir bütündür. Programın ideolojik, siyasi, örgütsel pratik politik gövdesi, emekçilerin Demokratik Devrim ve sosyalizm özlemleriyle bütünleştikçe hayat bulur ve tarihsel rolünü oynar…

Emekçileri siyasal, ekonomik, bilimsel, toplumsal, teknik ve kültürel bütün alanlarda araştırma ve projeler geliştirmeye katarak onların öncüleşmesi sağlanır…

Devrimciler, sosyalistler, emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine ( komprador burjuva ve feodal gericilere) karşı hayatın bütün alanlarında, emekçilerin mücadele bilincine emekçilerin eşsiz gücüne güvenirler. Devrimciler, seçimlerden ve sandıktan beslenen Liberal, revizyonist, özel çıkar ve bireycilikten beslenen tüm burjuva, feodal gerici ilişkilere karşı devrimin kazanımlarını esas alır… Devrimciler sandıklarda hile ve entrikayla yeniden hortlatılmak istenen sultanlığa ve ittihatçılığa, tarikatlara, efendiliğe, her türlü ırkçı milliyetçiliğe karşı mücadele eder.

Türkiye’de yaşayan bütün halkların bağımsızlık,özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin programını sandıklarda savunamazsınız, bu bir devrim sorunudur. Devrimci iktidarların kaynağı emekçiler ve onların tarihsel zoruyla mümkündür. Sandıkla ve hileyle iktidara gelen seçilmişler için vatan kavramı yoktur, onlar uluslar arası kapitalist sistemin emrettiği programlar ve uygulamalar dışına çıkamazlar siz de çıkamazsınız, zaten buna da niyetiniz yok.

Yabancılaşma ve çürümeye karşı mücadelede burjuva seçim sandıklarına değil, emekçilerin mücadele azmine ve kararlılığına güvenmeliyiz. Kapitalist dünya sisteminin, tek tek ülkelerde sistem krizine dönüşmüş bu sürece devrimlerle karşı koymak dışında bir çözüm yoktur. Orta doğu ülkeleri toplamda yukarıda kısmen açıklamaya çalıştığımız sorunlarla uğraşmakta, ve bunun tek çıkış yolu emekçilerin Demokratik Devrim ve sosyalizm programıyla mümkündür…
Erdoğan ATEŞİN
02.02.2019

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.