REVİZYONİST,REFORMİST GÜRUHUN İŞBİRLİKÇİ KÜRT MİLLİYETÇİSİ FEODAL BİR ÖNDERLİK VE ONUN BAYRAĞI ALTINDA SAF TUTMASI, BİR EMPERYALİST PROJEDİR…

 

Halkların Birleşik Devrimci Hareketi, emperyalist bir projedir. Kürt, Türk ve çeşitli milliyetlerden emekçiler bu projeyi reddedeceklerdir. Tayyip Erdoğan ve AKP’si, Mit, Öcalan ve Kandil’le birlikte ABD’nin kontrolünde olup, bir bütün olarak batı emperyalizminin hizmetinde dirler. Bu proje bugün artık bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştır. Kürt ezilenleri, Kürt halkı da bu gerçeğin farkındadır. İmralı açılımı büyük bir Amerikan projesidir ve işbirlikçi revizyoniat, reformist güruhta bu projenin bir parçasıdır.

Musul, Kerkük’te kan ve petrol birbirine karışmıştır. Aslında 1.nci Dünya Savaşı, petrol alanlarıyla birlikte dünyayı paylaşma savaşıdır. Savaşın sonuçları, savaştan galip çıkmış emperyalist devletlerin, Orta Doğu petrollerine ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. 1.nci dünya savaşı, petrol havzalarının paylaşılmasıyla sonuçlanmıştır ve emperyalist bir savaştır.

Bir yandan İngiltere, ABD, Fransa, diğer taraftan, Almanya, Rusya, Japonya ve İtalya. Aktörler zaman ve şartlar ve bölgesel dengeler değişse de, coğrafyanın önemi ve sebepler değişmemiştir. İkinci paylaşım savaşına doğru, dönemin bütün araştırmacı stratejistleri, öncelikle dünyanın gelişmekte olan petrol ihtiyaçlarına bakarak analiz yapmışlardır. Emperyalistler için, petrol alanlarını ve diğer bağımlı sömürgeleri talan etmek için, hiç bir uluslararası kuralın ve hiç bir ahlaki değerin önemi yoktur. Yetmiş, seksen yıl önce petrol, kanser ve romatizma tedavisinde ilaç diye kullanılırdı. JOHN ROCKFELLER’in babası misyoner kafilelerle zenci dansözlerle birlikte kasabaları dolaşarak petrolün mucizelerini şişelerde reklam ederek, çok yüksek paralar karşılığında satıyordu. Rockfeller’in oğlu şimdi ”Standard oil”un şefi ve dünyada ki savaşların mimarlarından. Dün kanser ve romatizma tedavisinde kullanılan o kara altın, bugün otomobillerde, tanklarda, uçaklarda savaş filolarına can veriyor ve onları savaştırıyor.

Hürmüz tapınağının sönmüş ateşlerini aramaya çıkan Kanada’lı Darsi, İran’ın petrol bölgelerini keşfeder. ŞAH NASIRUDDİN, değerli bir belge verir Kanadalı Darsi’ye, bunu duyan Sidney Reyi, belgeyi kapmak için harekete geçer. Irak petrollerini ele geçirmek için Anglo Persian tarafından özel bir görevle görevlendirilen İngiliz lordunun kızı ve Arapçanın bütün lehçelerine hakim olan Oxford öğrencisi Gertrüd Bell’dir. Kısacası herkes görevini yapmıştır bu uğurda. İmral’daki zatta bir görev yapmaktadır ancak bu görev işbirlikçi olma görevidir, ABD’tarafından verilmiştir ve çok önemli bir görevdir. Öcalan,”Hükümete Güveniyorum” (24 Ocak 2013 .Hürriyet) Daha da ileri giderek, Anayasanın vatandaşlık maddelerini Numan Kurtulmuş ve Osman Can yazsın” şeklinde telkinlerde bulunuyordu. Kandil yolculuğu da böylece başlamış oldu ve heyetler gidip gelmeye devam ediyorlar, şimdilik bir sorun yok.

Başarabilirlerse, petrol ortaklığının bir ortağı daha çıkacak piyasaya, ABDULLAH ÖCALAN. Nur topu gibi bir petrol baronu, Barzani’yle anlaşırlar, bütün sorun Dünyanın bu alanda nasıl ve kimler üzerinden kapışacağı. Kapışma pek yakında başlayacak. PKK’nin silahlı güçlerinin kuzeyde tutulmasının çok amaçlı olduğu unutulmamalıdır. Bütün eğitim ve lojistik önemli merkezlerden finanse edilmektedir. Yoksul Kürt emekçileri de”kutsal bir devletimiz olacak ”diye umutsuzca bedel ödemeye devam edecekler. Şimdilik bütün namlular Suriye’ye çevrilmiş durumda, İran’da namluların ucunda. Irak zaten işgal altında, parçalanacağı anı fiili olarak bekliyor. Bu paylaşım savaşında CHP’nin tavrına ilişkin bir şey söylemek henüz erken olur diye düşünüyorum. Çünkü, kemalist gelenekle, muhafaza kar Anadolu sermayesi arasındaki çelişki henüz sonuçlanmamıştır ve süreç işlemektedir.

Yine buradaki kritik sorunlardan biri de, Öcalan’ın PKK-KANDİL üzerindeki denetiminin kesin sağlanıp sağlanamayacağıdır. Ben; bu denetimin sağlandığını düşünüyorum. BDP ve Kandil’in talebi de bu yöndeydi,”Önderlik muhatap alınsın, Abdullah Öcalan muhatap alınsın” söylemlerini herkes duymuştur, bu konuda belge vermek yersiz olur, söz uçmaz, tarihe tutanak olur sadece. PKK İçinde Sürece Direnebilecek Kadro ve Yetenek Var mıdır ? Ben böyle bir irade ve yeteneğin olduğuna inanmıyorum, ancak, istenirse bu irade ortaya çıkabilir. Bütün sorun bu iradeyi ortaya çıkarabilecek ve bedel ödemeye hazır kadrolardadır. Bir de dışarı dan uluslararası bir çıkar çevresinin plana müdahalesi bu planı farklı aktörler lehine değiştirebilir olasılığı vardır,ki-, bu da pek mümkün gözükmemektedir.

İmralı süreci ABD’nin kontrolündedir. Bu ittifakın ekonomik temeli Kürt pazarlarının ve Kerkük petrollerinin paylaşımı üzerinedir. Kürdistan resmen ilan edildiğinde kavga da son şeklini alarak, gelecek bütün planlar bu çerçevede işleyecektir. İSRAİL, bu projenin ortaklarındandır. Recep’i Yavuza’la, Öcalan’ı İdrisi Bitlis’le özdeşleştirmek doğru olur mu? İmralı,Türkiye’nin bütçesine çok büyük katkılar yapmak iddiasındadır ve bu konuda planlarının olduğunu söylemektedir. Ancak bu plan tamamen bir kaos ve çatışma dayatan uluslar arası bir savaş planıdır. PKK-İMRALI ve AKP, Stratejik kaynakların batıya aktarılması için açılacak koridora mevzilendirilmiştir. 2023 sonrası bölgenin genel olarak nasıl dizayn edileceği hedeflenmekte dir. AKP’nin 2023 vizyonu da bundandır.

Bu sürece kadar Büyük Orta Doğu Projesi son şeklini alarak ,bölgede irili ufaklı daha bir çok devletçiğe tanıklık edeceğiz… Bütün bu projelerin gerçekleşebilmesi için bir çok alana ihtiyaç vardır. Şöyleki;

1:Bu konuda hedef bölgelerin sınırlarıyla kesin tespiti,

2:Bunun için siyasi,hukuki destek,

3:Planın işletilebilmesi için, güvenlik içinde ilişki ve görüşmelerin yürütülmesi,

4:İttifaklar,

5:Askeri operasyonların koordinasyonu,

6:Birlikte hareket edilebilecek kuvvetler,

7:Kürdistan’ın Kürtler adına kimin temsil edeceği,

8:Bunun için gerekli toplumsal muhalefetin kesin örgütlenmesi,

9:Nüfus bileşenleri,

10:Nasıl bir yönetimin olacağı ve ekonomik misyon,

11:Konjonktür,

12:İşbirlikçi revizyonist, reformist ”sol,” bu gelişmeler karşısında Kürt milliyetçisi çizgide ve onun emrine girmiştir, ve dolaylı olarak da emperyalist sistemin kontrolüne girmiştir. ABD, revizyonist işbirlikçi güruhu, İşbirlikçi PKK’yle aynı torbaya koyarak ,torbanın ağzını bağlamıştır.

13:Kürt halk hareketinin ve muhalefetinin kontrol altına alınması,

Mevcut marjinallerin bu projede kullanılacağı yönünde ciddi çalışmaların olduğunu biliyoruz. Sosyalizm adına muazzam bir iki yüzlülük yapılmaktadır ve revizyonizm bu konuda bütün çirkin yüzüyle açığa çıkmıştır.. Ancak, alttan yeni bir devrimci dalga da gelişmektedir. Mevcut revizyoist ve kuşatılmış ”sol” yapılar, bütün yüzleriyle açığa çıkmışlardır ve bunların teşhir edilmesi süreç açısından hayati önemde olup günün en devrimci görevlerindendir. Solun, PKK konusundaki tavrı, devrim teorisinin reddine götürür ve revizyonizmin pragmatist, iki yüzlülüğüdür ve emperyalizme hizmet eder. Programları ve pratikleri, devrimle karşı karşıya gelmiştir, emekçilerle karşı karşıya gelmiştir.

Günümüz devrimlerini anlayamayan ve çağın dışında bir devrimcilikle karşı karşıyayız. Bugün etnik ve mezhepsel bütün sorunlar, belirli emperyalist merkezlerden planlanmaktadır ve hepsi büyük insan kayıplarıyla sonuçlanmıştır. Emperyalizm, Etnik ve mezhepsel sorunları temel çelişme yerine koyarak planlar yapmaktadır. Oysaki dünyanın çelişmeleri, emperyalizm ve proleter devrimler çağının çelişmeleridir. Emek -Sermaye, ezen -ezilen çelişmesi bütün şiddetiyle devam ediyor.

Dünyamız, gelişmiş kapitalist ülkelerinde ve geriye dönmüş ve sosyalizm açmaz içine düşmüş ülkelerde Sosyalist devrimler, diğer işgal altındaki ve yarı bağımlı ülkelerde Demokratik ve Milli Demokratik Devrimler mevziindedir. Emperyalizme, kapitalizme ve bütün Orta-Çağ ilişkilerine ve gericiliğine karşı, farklı milliyetlerden ve uluslardan emekçilerin birliğini pekiştirerek, enternasyonal dayanışma ruhunu yeniden dünya genelinde büyüterek insanlık yeniden devrimlere koşabilir. Fukuyama ve Huntington’un teorilerine kurban edilmiş bir ”sol” ve orta burjuva Kürt Milliyetçiliği devrime değil, karşı devrime götürür. Bütün toplumsal pratik, solun ve orta burjuva, feodal Kürt önderliğin bu yönde olduğudur.

Emperyalizm, Kapitalizm ve bütün Orta-Çağ ilişkilerine ve gericiliğine karşı mücadelede devrimci Marksistler, devrimci programlarla, sınıf tavrıyla öne çıkmalıdır, bütün koşullar bunu dayatıyor bizlere. Bu alanı çok iyi analiz etmek gerekiyor. Tarihten öğreniyoruz: İngiliz, Alman ve Amerikan proletaryası sus payı alarak kendi emperyalist efendilerinin kuyruğuna takılmış ve dünyanın sömürülmesinden pay almışlardır. Afganistan’da, Irak’ta Suriye’de, Sudan’da, Mısır’da Libya’da savaşan gericilere devrimci halklar diyebilir miyiz ? Çözüm ve Öneriler, Her şeyden evvel sol, bütün Türkiye zemininde örgütlenerek, yepyeni bir devrimci program, karalılık ve cesaretle tarihin bu boşluğunu doldurmalıdır, bu gerçeğe niyet etmelidir.

Kürt sorunu, bütün Orta-Doğu coğrafyasının dengelerini alt üst edebilecek potansiyeller taşımaktadır. Kürt sorunu, ABD ve orta-çağ ilişkilerinden kurtularak, feodal bütün ilişki ve kalıntıları tasfiye ederek ( aşiretçiliği, orta-çağ gericiliğini,koruculuğu) Yeni Tipten anti emperyalist, anti faşist bir Demokratik Devrimle tasfiye ederek çözülür. Türkiye Devrimci Hareketi Anadolu topraklarıyla, Anadolu gerçekleriyle, bütün azami ve asgari programıyla,Toplumsal pratiğiyle ve ruhuyla uyumlu hale getirilmeden Hiç bir şey yapılamaz.

Milyonların harekete geçirilmesi çok zor değil, bunun koşulları vardır, geleceğe yürüyebilecek potansiyeller açığa çıkarmak, devrimcilerin sorunudur. Yeniyi kurma iradesi, iktidar hedefine kilitlenmeyi gerektirir. Türkiye’nin bağımsızlık, devrim, sosyalizm ve özgürlük mücadelesi, tarihin çok uzunca süreçlerinde bir arada yaşamış ulus ve azınlıkların, birlikte mücadelesinde şekillenecektir. Devrimci önderlik şekillendikçe bu birlikte pekişerek devrime daha çok yakınlaşacaktır.

Türkiye solu, iktidar olma amacından uzaklaşarak, asli görevinden kopmuş ve geleceğini dinamitlemiştir. Sol, Çağımızın devrimci teori ve pratiğinden kopmuş bir iktidarsızlık doktriniyle, anakronik bir duruma dönüşmüştür. Kürt sorunu, Demokratik bir Devrimle, bütün devrimci iktidar organlarında, aşağıdan merkezi düzeye kadar birlikte mücadele eden programlarla çözülür. Kürt sorunu, ABD, AKP, MİT, KANDİL İMRALI KISKACINDA ÇÖZÜLEMEZ. TÜSİAD ve TESEV, ABD’nin kontrolünde olup, Kürt sorununda yukarıdaki çözümü dayatmaktadırlar, ezerek kontrol etmek. Bu dayatma, Kürtleri ve Kürt halkını Kürt toprak ağalarının,Şehlerinin, Kürt Mafyasının, orta çağ gericiliğinin merhametsizliğine teslim etmektir. Türkiye’de Halkın Devrimci Demokratik iktidarı ve giderek sosyalizm mücadelesi, Türk, Kürt ve çeşitli milliyetlerden azınlıkların birlikte mücadelesiyle zafere ulaşacaktır.

Orta-Çağ gericiliğinin, cematlerin ve emperyalizmin kıskacında çırpınan Türk, Kürt ve bütün azınlıklar ancak birlikte mücadele ederek kurtulacaklardır. Kürt sorunu bölgeseldir, bölgesel bir sorundur, sadece Türkiye’deki Kürtlerin sorunu değildir.

Türkiye’nin şimdilik devrimci programı ,Demokratik Devrim ve giderek Sosyalist Uygarlık programıdır. Bu programın merkezi görevlerinden biri emperyalizme ve her türden gericilikle mücadelede düğümlenmektedir. Bu gerçekler 1: Siyasi düzlemde, işçi köylü temel ittifakı, 2:Kitlesel olarak, Türk, Kürt ve çeşitli milliyetlerden halkların birliği ve ortaklaşa mücadelesi, 3:Programı ise Demokratik Devrim ve Sosyalizm programıdır.

Erdoğan ATEŞİN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.