SANATÇIYA VE SANATA DAİR
Toplum ile sanat, toplum ile sanatçı arasındaki ilişki sosyo ekonomik ilişkilerden bağımsız düşünülemez. Her sınıf kendi sanatını, kendi kültürünü, kendi şiirini, kendi tiyatrosunu ve edebiyatını üretir. Devrimci sanatçı, sınıf karakteri ve toplumsal hayattaki yeriyle, ideolojik ve siyasi bir konuma sahiptir. Aydın bir sanatçı kendi sınıfını ve sınıfla olan ilişkisini kendi iradesiyle belirler. Burjuva sınıftan gelen bir sanatçı, proletaryanın sanatını yapıyorsa devrimcidir, devrimci sınıftan biri burjuva sanatı yapıyorsa burjuvadır ve onun hizmetindedir. Sanatçı, icra ettiği sanatla, düşünceleriyle belli bir sınıf karakteri taşır ve bu konum ve statü, sanatçının nerede durduğuyla alakalıdır. Yaşar Kemal, Toroslar’ın Abdi Ağasını yazarak safını belirlemiştir. O bir aydın yazardır ve gericiliğe karşı tavırda taraftır, İnce Mehmet’lerin yanındadır. Yılmaz Güney taraftır, Anadolu kır yoksulunun, işçisinin yanındadır, taraftır ve bu uğurda cezaevlerinde, sürgünde bedeller ödemiş ve sürgünde hayatını kaybetmiştir. Toplumsal pratik, yalnız başına üretimdeki nesnel konuma göre belirlenmez. Aynı sınıftan insanların, farklı siyasal ve pratik tavırlar sergilemesi, onların dünyayı değiştirme mücadelesine bakışlarını da belirler. Burada ayrışma başlıyor, devrimci, aydın ve burjuva sanatçının konumu bu süreçte açığa çıkıyor, belirginleşi yor…Bizim ulaşmaya çalıştığımız toplumda herkes sanatçıdır, çünkü sanat bu aşamada artık kolektif bir bilinçtir ve sınıfı yoktur, sınıfsızdır…
Erdoğan ATEŞİN
20.09.2016

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.