SEÇİM SARMALINA GİRMİŞ BİR ÜLKENİN ÇIKIŞ YOLU, EMEKÇİLERİN MÜCADELE AZMİYLE AŞILACAKTIR…

Yıllardır seçim sarmalına girmiş bir ülkenin sorunlarını anlamak, ve buna uygun siyasetler geliştirmek yerine, sistemin içine girdiği seçim sarmalına malzeme olmuş ve seçimi bir kurtuluş olarak gören liberal solun, seçim ısrarı bugün de devam etmektedir. Faşizmin karşısına burjuva liberalizmiyle çıkmaya çalışan sol’un, tamamen mafyalaşmış, üretimden kopmuş, üreten değil, satan, peşkeş çeken, talan eden bir imtiyazlılar elitine ve onun seçim maceralarına alet olması burjuva liberal niteliğindendir.

Köklü devrimci geçmişi olan bir ülkenin, köksüz bir liberal sol’la sürecin ihtiyaçlarına cevap vermek, sorun çözmek mümkün değildir. Burjuvazinin toplumsal alanda yarattığı ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel büyük tahribat ve yıkım salt bugüne özgü, yada AKP’yle ifade edilecek bir şey değil, Osmanlıdan günümüze uzanan bir sürecin toplamda sonucudur. Burjuva devletin içine düştüğü yönetim krizine emekçilerin vereceği yanıt çok nettir. Süreç taktik, yada burjuvazinin yarattığı gündem peşinde koşarak aşılacak bir süreç değildir.

Taktiksel olarak seçimlere destek vermek, ”zaten bugün güçlü bir kitle muhalefeti ve önderlik yoktur, o nedenle taktiksel olarak seçimlerde ”millet ittifakı”nı desteklemek, yada CHP ve onun göstereceği adayları desteklemek” söylemi, burjuva liberal bir söylemdir. Oysa ki emekçilerin toplumsal alana yönelik yaptırım gücü bugün her zamankinden daha güçlü talepler içerdiği bir gerçektir. Türkiye’de ve genelde Ortadoğu’da ve Asya’da, gelişen anti emperyalist, anti faşist bilinç, bugün hızla büyümekte ve bölge, anti emperyalist bir bilinçlilik süreci yaşamaktadır, süreç bu yönde gelişmektedir ve daha ileri devrimci süreçler bu sürecin içinden çıkacaktır.

Liberal burjuva sol’un yaşanan sorunlara dramatik yaklaşımı, bölgede ABD, Rusya ve Batı emperyalistlerinin işgal ve sömürgeci emellerini görmezden gelen aymazlığı, toplumsal alana büyük bir zarar vererek, kitlelerde ve emekçi halklarda inançsızlık geliştirmenin psikolojik savaş aracına dönüşmüş ve emekçilerin önderliksiz ve asla önderlik bilincine ulaşamayacağı anlayışı geliştirmektedir.Yıllardır seçim sarmalına girmiş bir ülkenin derdini anlamak, sorunlarını anlamak, ve buna uygun siyasetler geliştirmek yerine, sistemin içine girdiği seçim sarmalına malzeme olmaktır. Seçimi bir kurtuluş olarak gören liberal solun, seçim ısrarı bugünde devam etmektedir.

Faşizmin karşısına burjuva liberalizmiyle çıkmaya çalışan sol’un, tamamen mafyalaşmış, üretimden kopmuş, üreten değil, satan, peşkeş çeken, talan eden bir imtiyazlılar elitine ve onun seçim maceralarına alet olması burjuva liberal niteliğindendir. Köklü bir devrimci geçmişi olan bir ülkenin, köksüz bir liberal sol’la sürecin ihtiyaçlarına cevap vermek, sorun çözmek mümkün değildir. Burjuvazinin toplumsal alanda yarattığı ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel büyük tahribat ve yıkım salt bugüne özgü, yada AKP’yle ifade edilecek bir şey değil, Osmanlı’dan günümüze uzanan bir sürecin toplamda sonucudur.

Burjuva devletin içine düştüğü yönetim krizine emekçilerin vereceği yanıt çok nettir. Süreç taktik, yada burjuvazinin yarattığı gündem peşinde koşarak aşılacak bir süreç değildir. Taktiksel olarak seçimlere destek vermek, ”zaten bugün güçlü bir kitle muhalefeti ve önderlik yoktur, o nedenle taktiksel olarak seçimlerde ”millet ittifakı”nı desteklemek, yada CHP ve onun göstereceği adayları desteklemek” söylemi, burjuva liberal bir söylemdir. Oysa ki emekçilerin toplumsal alana yönelik yaptırım gücü bugün her zamankinden daha güçlü talepler içerdiği bir gerçektir.

Türkiye’de ve genelde Ortadoğu’da ve Asya’da gelişen anti emperyalist, anti faşist bilinç, bugün hızla büyümekte ve bölge, anti emperyalist bir bilinçlilik süreci yaşamaktadır, süreç bu yönde gelişmektedir ve daha ileri devrimci süreçler bu sürecin içinden çıkacaktır. Liberal burjuva sol’un yaşanan sorunlara dramatik yaklaşımı, bölgede ABD, Rusya ve Batı emperyalistle rinin işgal ve sömürgeci emellerini görmezden gelen aymazlığı, toplumsal alana büyük bir zarar vererek, kitlelerde ve emekçi halklarda inançsızlık geliştirmenin psikolojik savaş aracına dönüşmüş ve emekçilerin önderliksiz ve asla önderlik bilincine ulaşamayacağı anlayışı geliştirmektedir.

Devrimci ideolojik tasfiyenin toplumsal ayağını oluşturan burjuva liberalizmi, toplumsal alanla sürekli bir merkezden ideolojik savaş halindedir. Çirkin ve çıkar amaçlı hesaplar peşinde koşmayı devrimcilik zanneden burjuva aymazlığı, Milletvekili olmayı temel amaç olarak önüne koymuş ve bütün stratejisini bu pis emmeleri doğrultusunda programlamış bir asalaklar topluluğu…

Aynı Gemide miyiz?

Asla ! eşyanın tabiatına aykırı bir söylem, ve çelişkinin canına okumak tamda buna derler.

Ortadoğu’da stratejik olarak bütün dümeni emperyalist işgalcilere kaptırmış burjuva liberal sol ve Kürt burjuva ve ortaçağ artıkları, ve onların çevresinde kutuplaşarak devrim arayışına çıkmış, devrim arayan budalalar. Arayan mevlasını, dümeni şaşıran belasını bulur!!!
Bir ayağı milliyetçi cephenin içinde, bir ayağı, uluslararası emperyalist stratejik merkezlerin kontrol ettiği cephe içinde, her iki tarafa da dümen kırmaya çalışan burjuva liberal sol,un çelişkinin hangi tarafında durduğu çok açık değil mi? Samsun’da Türkiye kamuoyuna verilen poz ve o pozun içindekiler, halkın dostları olabilir mi? O poz, emekçilerin zihninde ”Cumhur İttifakı” ve ” Millet İttifakı” nın emekçilere karşı birleşmiş faşist yüzünün bir silueti olarak kaldı..

Çelişki gerçektir, hayatın ürettiği gerçek. Tamda bu noktada sürecin karmaşıklığını anlıyor ve çelişkinin ruhuna uygun strateji ve taktikler geliştiriyoruz. Esas açmaz çelişkiyi doğru kavrama maktır ve hem emek mücadelesinden bahsetmek, hem de karşısında duranların yanında durmak, ikisini bir arada götürmek, bu mümkün mü? Bu sentez devrimci bir sentez değil, burjuva liberal iki yüzlü, emek mücadelesinin karşısında bir kördüğümdür.
Bu kördüğümü çözecek tek doğru, bir doğru vardır, o doğru burjuva programın karşısına devrimci bir programla çıkmaktır. Emekçi sınıflarla egemen burjuva sınıfları uzlaştırarak bir emekçi, devrimci program çıkaramazsınız. Dünya gericiliğinin merkezini işgal eden tekelci burjuvazi ve o merkezin periferi sinde ki işbirlikçi gerici odakları, dünyamızın yeryüzü cennetinden kovmadığımız sürece bu çelişki devam edecektir.

19. yüzyıl burjuvazisinin burjuva devrimci, anti feodal karakterini bugün emperyalist sistemin bir parçası ve onun can simidine dönüşmüş sosyal demokrasi kavramıyla aynılaştırarak, CHP ve benzeri sosyal demokrasi oyunu oynayan merkezlere sırtını dayayarak emekçilerin yanında durmak iki yüzlü bir burjuva söylemdir. Sosyal Demokrasi ve onun temsilcileri gerek Kıta Avrupa’sında, gerekse dünyanın başka topraklarında, bütün teorik ve pratik duruşlarıyla emperyalist tekellerin siyasi ve ekonomik bir kolu durumundadır ve emekçi devrimlerinin hedefindedirler.

Burjuva Liberalizmine karşı, emekçilerde devrimci demokrasi bilinci geliştikçe, emekçi halklar bu gerçeği daha iyi kavrıyorlar ve demokrasi bilinci bu mücadelenin bir sonucudur. Devrimci Demokrasinin özü, tam bağımsızlık ve özgürlüktür.

Emekçiler tamamen mafyalaşmış, emperyalist ideolojik merkezle re sırtını dayamış mafya- tarikat işbirliği bir sitem, ekonominin bütün alanlarını ele geçirmiş, palazlanmış, siyasi olarak uluslararası emperyalist merkezlerle ilişki içinde devletin en tepesini ve bütün kurumlarını ele geçirmiş bir faşist zorbalıkla karı karşıya…
2015’ten bu yana bütün oy sandıklarını ve YSK ‘yı kontrolüne almış bir mafya -tarikatlar sisteminde sandığın meşruiyeti nedir ki? Bunu geri kesimlere yutturabilirsiniz ama emekçilerin orta ve illeri kesimlerine anlatamazsınız. Emekçi olma, yurttaş olma bilinci bu bu sürece direnmeyi gerektiriyor…

Mafya ve tarikatlar koalisyonu sonucu iktidar odağı olmuş ve palazlanmış bu siyasi erk, emekçilerin karşısına sandıkla çıkmıyor artık. Bu mafya- tarikatlar koalisyonu bir ayağı orta-Çağ içinde olan, diğer ayağıyla emperyalist ideolojik merkezlerin işbirlikçisi bir strateji ve zorbalıkla çıkıyor. Bunlar emekçi mücadeleleriyle yönetimden uzaklaştırılmazlarsa, bundan sonra seçim sandığı bu mafya- tarikat koalisyonu için artık hiç bir şey ifade etmeyecek, ve yakın gelecekte, seçimleri tamamen ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapacakları kesin.

Sandıklarda bekçilik yaparak, sayılmış oy çuvalları üzerinde uyuyarak geceleyen sahnelere de artık tanıklık edemezsiniz, çünkü yakın gelecekte o sandıklarda önünüze konulmayacak.

Bırakın bu burjuva liberal söylemleri, emperyalist dünya sistemi çökmüştür, emperyalist programlarla dünyayı artık ileriye taşımanın koşulları kalmamıştır, emperyalizm savaş üreten ölümcül bir makinedir ve tamamen savaşlardan beslenmektedir.

Ezilen dünyanın kurtuluşu emekçi devrimleriyle, mazlumların ayağa kalkmasıyla olacaktır. Bugün yükselmekte olan bu kuvvettir. Devrimler savaşları önleyerek, dünyamızı emperyalist kuşatmadan mutlaka kurtaracaktır..

Erdoğan ATEŞİN
28.05.2019

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.