-3- 1953′ de revizyonist Kuruşçev klığinin Sovyetler Birliğinde iktidara gelmesiyle birlikte, gerek ekonomik altyapıda, gerekse siyasi üst yapıda ekonomik, siyasal ve sosyal sistemin bütün alanlarında derin değişikliklere yol açarak yeni bir dönemin başladığı işaretlerini veriyordu. Sosyalizmin ve proletarya diktatörlüğünün ve genelde sistemin önemli organları olarak Sovyet Sendikaları da bu değişimden doğrudan etkilenmiş ve bu süreçle birlikte genel bir çözülme ve yozlaşma içine girmişlerdir. Revizyonist Kuruşçev kliği, yönetime gelir gelmez ilk işleri, proletarya diktatör lüğünün sürdürülmesinde önemli mevziler olan sendikal örgütlerin kurulma sında ve işlemesinde, baş vurulan ilkeleri ve diğer bütün normları revize ederek, Marksizm-Lenin’izmin sendikalara ilişkin bütün öğretilerini ve işçi sınıfının önder rolünü ve tüm Leninist öğretileri ve ilkeleri reddettiler. Başta Sovyetler Birliği olmak üzere ve revizyonizmin iktidarda olduğu diğer bütün ülkelerde tedricen yeni revizyonist bir çizgi hakim hale gelir gelmez şunlar yapılmıştır, 1.İşçi sınıfının önder rolü inkar edilmiştir, 2.Sosyalizmden vazgeçilerek,kapitalist yeniden restorasyon şiddetlenmiştir, 3.İşçi aristokrasisi ve sendikal bürokrasinin yaratılması sağlanmıştır, 4.Bürakrasi ve sendikalar hızla yozlaştırılmıştır. Bu süreçle birlikte artık bütün reformcu ve trade -union’cu sendikal örgütler kapitalist tekellerin alet ve oyuncağı haline gelirler. Geleneksel reformcu sendikal örgütlerin faaliyetlerinin ana teması, ilişki içinde oldukları burjuvaziyle ve onun kapitalist devletiyle sınıf işbirliği içine girmek olmuştur. Örneğin; ABD’de sendikaların işlevi var olan mevcut düzeni savunmak ve korumak, geliştirmek ve mükemmelleştirmek olmuştur. İngiliz Trade Union’cu sendikaların programında, devletle sendikalar arasındaki iş birliği şöyle ifade edilmiştir. ”Sendika temsilcileri ile hükümet bakanlıkları arasında,bazen bakanlar düzeyinde, işçi yaşantısının bütün yönleri ve diğer milli veya uluslararası sorunlar üzerine her gün danışma toplantıları yapılmaktadır” Dönemin İngiltere’sinde sendika başkanları ve temsilcileri bir nevi bakanlar kurulu gibi çalışmış ve adeta kapitalist sistemin temel organları olarak görev yapmışlardır. Almanya’da işçilerin ve patronların temsil edildiği ”Betriebstrat” bir nevi iç komisyon faaliyeti yapmaktadır. Söz konusu komisyon, patronla-işverenle, işçi arasında yapılan kontratların uygulanmasını sağlamak ve üretime ilişkin sorunları tartışmakla görevlidir ve bu amaçla çalışmaktadır. İsviçre’de 1937′ den sonra reformcu sendika liderleri ile işverenler arasında anlaşma vardır. Sendikalar burjuvaziye karşı her türlü dolayısız mücadeleyi kesmeyi ve artık hiç bir grev yapmamayı taahhüt ederler. Aksi durumda işverene tazminat ödemek zorunda bırakılmışlardır. Kısacası kapitalist ve kapitalizmi kısmen gelişmiş ülkelerdeki reformcu sendika örgütlerinin faaliyetinin özelliği, bunların kendilerini burjuva düzenine tamamen uyarladıkları, ve onun birer parçası,çoğu kez yardım aldıkları kapitalist devletin ve büyük tekellerin sözcüsü haline gelmiş olmalarıdır. Kapitalist-emperyalist ülkelerde sendika liderleri” Partner ve iş ortağı”olarak kabul edilmiş ve bunlara önemli görev ve misyonlar yüklenmiştir. ABD diplomatik misyonları da, bulundukları bütün ülkelerde bütün önemli sendikalar içine girerek bir nevi sendikaları yönetmişler ve buraları, işçi sınıfını kontrol eden kontrol kuleleri olarak kullanmışlardır. ABD’ li diplomatik misyonlar, bulundukları ülkelerde sendikal hareketleri izlemek, denetim altına almak ve kendisine bağlamak için finanse etmekle de görevlendirilmişlerdir ve bunlar ”sosyal işler ateşeleri” olarak faaliyet yapmaktadırlar. ABD, sanayisi gelişmiş, kısmen gelişmiş ve sendikaların aktif olduğu bütün ülkelerde, yüzlerce sosyal işler ataşesi ile sendikal dayanışma adı altında milyarlarca dolar para harcamaktadır. ABD, dış ilişkilerde genellikle şu dört cephe üzerinden operasyon ve ilişki yürütür. 1.Hükumet 2.Patronlar 3.Sendikalar ve Sivil Demokratik Kitle Örgütleri 4.İstihbarat Örgütleri Dünya sendikacılığı düzeyinde, reformcu ve revizyonist akımlar şu üç uluslararsı sendikal örgütte genellikle kendilerini ifade etmektedirler. 1.Dünya Sendikalar Federasyonu 2.Uluslararası Hür Sendikalar Federasyonu 3. Dünya Emek Konfederasyonu ve Sovyet revizyonizminin etkisinde olan oportünist revizyonist sendikal akımlar. Aristokrasi: Burjuvazi üretimin ve gelirlerin artmasına paralel olarak, kalifiye işlerin ve iş katagorilerinin sayısını snni olarak arttırarak, sıradan işçilerle, uzmanlaşmış işçiler arasında büyük ücret farklılıkları yaratarak,uzman işçilere üretim sektöründe ve diğer yerlerde sorumluluk vererek aristokrasinin saflarını sürekli büyütmeye çalışır. Bu akım işçi sınıfı içinde en tehlikeli bir akımdır ve burjuvaziyle uzlaşmış, sınıf işbirlikçi, bir imtiyazlı tabakadır. Sendika Bürokrasisi: Sendika görevlileri, merkez ve taban sendika aygıtının memurları, basın işçileri, sendikaya bağlı eğitim ve kültür kurumlarının çalışanlarından meydana gelen sendika bürokrasisi,burjuvazinin güçlü bir dayanağı ve başka bir kaldıracıdır. Sendikaların bütün iç ve dış faaliyetini bu bürokrasi yönlendirmekte ve yönetmektedir. İşçi sınıfı içinde çıkan bu tabaka süreç içinde işçilerden koparak imtiyazlı bir tabaka haline gelir. Menfaatlerini ve konumlarını kapitalist burjuvazinin arzularına ve ihtiyaçlarına karşı çıkmadığı takdirde koruyabileceğini bildiği için, onun kapitalist sistemi savunmada kapitalist kadar çıkarı vardır. Erdoğan ATEŞİN

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.