Ulusal Sorun ve Komünistler (8)

(Karl Renner ve Otto Bauer’in Ulus Teorisi)
Karl Renner ve Otto Bauer, Avusturya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi’nin, “Avusturya Marksizmi” olarak bilinen ekolün ve İkinci Enternasyonal’in bölünmesinden sonra oluşturulan Viyana Enternasyonali’nin önde gelenleri arasındaydılar.
Birinci Savaş’ın sonlarında (1918/1919) hem Almanya’da hem Avusturya’da monarşiler son bulmuş, sosyal demokrat hükümetler altında birer cumhuriyet, Weimar ve Avusturya cumhuriyetleri ilan edilmişti.
Proletarya devrimi Almanya’da ve Avusturya’da ihanete uğramış, Sovyet rejimi yalnız kalmıştı.
Bu sıralarda Avusturya’da Karl Renner Başbakan, Otto Bauer ise Dışişleri Bakanı’ydı.
19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında uluslararası sosyalist harekette ulusal sorun konusunda yeni bir tartışma ve ayrışma başlatan isimlerdi bunlar.
Bu ikili “Avusturya Marksizmi” denen okulun da temsilcileriydi.
Onları ünlendiren öncelikle ulus ve ulusçuluk konularındaki teorileri oldu.
Kalkış noktası Habsburg Devleti’nin birliği ve bekası olan teorilerini Marksizm ile uzlaştırma girişiminde bulundular.
Victor Adler (1852-1918), Rudolf Hilferding (1877-1914), Max Adler (1873-1937) ve Friedrich Adler (1879-1960) de bahsini ettiğim Marksizm okulunun temsilcileriydi.
Trotsky, “Kautsky Okulu” olarak tanımlıyor bu ekibi.
Kautsky’i bir baba ve öğretmen gibi gördüklerine işaret ediyor.
Trotsky’e göre Karl Renner (1870-1950), Marksist terminoloji kullanan bir saray memuru, ekonomist Rudolf Hilferding “kavga vermeden teslim olmaya hazır” bir tip, Otto Bauer (1881-1938) ise, politik irade ve cesaretten yoksun ama kitap okuma kapasitesi yüksek, olgu toplayıp pratik politika için sonuçlar çıkartan daha eğitimli ve bilgili biriydi.
(Bkz. Leon Trotsky, Terrorism and Communism: An Answer to Karl Kautsky, 1920).
Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SDAP), Victor Adler’in çeşitli milliyetlerin sosyalist örgütlerini Hainfeld Kongresi’nde (1888) biraraya getirmesi ve tek bir ortak partide (Gesamtpartei) birliğe ikna etmesiyle kurulmuş.
Viyana veya Wimberg Kongresi’nde (1897), ayrılmaları önlemek için, Alman, İtalyan, Polonyalı, Ruthen (Ukranyalı), Çek ve Güney Slav sosyalist partilerinin federal birliğine dönüşmüş.
Brünn Kongresi’nde (1899), birleşik partinin ulusal sorun programı, demokratik bir federal devlet içinde ulusal otonomi olarak formüle edilmiş.
Bu sırada “ulusal otonomi”den anlaşılan hep olduğu gibi toprağa dayalı bir özerklik, yani bölgesel özerkliktir.
Fakat kongre sırasında farklı fikirler de dolaşımdadır.
Özellikle iki isim, Karl Renner ve Otto Bauer, bu kongrede konunun otoriteleri olarak öne çıkarlar.
Çok geçmeden Rudolf Springer kalem adını kullanan Karl Renner’in ilkin “Staat und Nation” (Devlet ve Ulus, 1899), birkaç yıl sonra ise “Der Kampf der österreichischen Nationen um den Staat” (Avusturya Uluslarının Devlet İçin Mücadelesi, 1902) ve “Das Nationale Problem” (Ulusal Sorun, 1902) başlıklı çalışmaları yayınlanır.
Böylece Avusturya’da ulusal sorunlara ilk teorik çözüm önerileri Renner’den gelir.
Renner, toprak ilkesine, yani toprağa dayalı otonomi (bölgesel özerklik) talebine karşı çıkar; ulusal sorunun meşru olduğu tek alanla, kültür (ve iletişim) alanıyla sınırlandırılmasını savunur.
Bu çözüm önerisini “Bireysel Özerklik” (Personal Autonomy) olarak adlandırır ve “Bir modern devlet içinde çeşitli dini cemaatlerin birlikte varolma tecrübesi”ne dayandırır.
Bu önerinin açılımı kısaca şöyledir:
Çok uluslu bir devlet içinde, bu devletin her vatandaşı, ikamet ettiği yerden tamamen bağımsız olarak (nerede oturursa otursun), kendi milliyeti veya ulusundan bireylerle birlikte otonom bir birlik/kuruluş şeklinde örgütlenecek, hangi azınlığın/birliğin üyesi olacağını gönüllü olarak bizzat kendisi kararlaştıracak, ulusal işlerden devlet değil, yasal olarak tanınan güvencelere dayanarak bu ulusal birimler sorumlu olcaktır.
Renner’in bu formülü daha çok “Ulusal Kültürel Özerklik” diye bilinir oldu.
Ulusu bir “Bireyler Topluluğu” olarak tanımlayan, toprakla ve devletle bağını koparan bir yaklaşımdı bu.
Ulusları dinlere benzetiyor, kiliselerin (dini cemaatlerin) örgütlenme modelinden esinleniyordu.
Renner, bu görüşünü 1908’de şöyle ifade etmiştir:
Devletin faaliyetlerini ikiye bölelim. Ulusal ve politik konuları ayıralım. Nüfusu hem vatandaşlar olarak (devletle ilişkisine göre), hem de milliyetler çizgisinde örgütleyelim.”
(Karl Renner’den aktaran Arthur G. Kogan, The Social Democrats in the Habsburg Monarchy, 1949).
Bu görüşlerin kısmen revize edilmiş bir versiyonunun asıl kaynağı gizlenerek Türkiye’de de piyasaya sürüldüğünü biliyoruz.
Renner’in bu görüşlerini benimseyen Otto Bauer, 1905 Rus Devrimi’nin bütün hızıyla devam ettiği koşullarda, bu devrimin Avusturya’da ve başka yerlerde başta Slavlar olmak üzere “tarihsel-olmayan ulusları” da harekete geçirdiği bir vasatta, 1906 yılında, “Milliyetler Sorunu ve Sosyal Demokrasi” (The Question of Nationalities and Social Democracy) adında hayli kapsamlı bir kitap kaleme almaya başladı.
1907’de yayımlanan bu kitapta Renner’in tezlerini geliştirip bir ulus teorisine dönüştürdü.
Bauer, bu kitabının son bölümünde Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nin Brünn ulusal programını eksik ve muğlak bulduğunu, bunun yerine Renner’in çözüm önerisinin ikame edilmesini savundu.
(Bkz. Otto Bauer, The Question of Nationalities and Social Democracy, 1907).
(Devam edecek)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.