SOSYALİZM DENEYİMLERİNİN YENİLGİLERİNE DAİR

Marks’ın sosyalist toplumda inşa ilkesi olarak önerdiği ” Herkesten yeteneği kadar, herkese emeği kadar” ilkesi değer yasasının bir uygulaması değildir. Marks, burada, sosyalist toplumda yeniden üretim ve toplumsal harcamalar için gerekli fonlar ayrıldıktan sonra emekçilere emekleri oranında bir pay verilmesini ve sosyalist devletin memurlarının da aldıkları payın emekçilerin payı kadar olması gerektiği üstünde durur. Ancak sosyalizm deneyimleri göstermiştir ki bu formülasyondaki ” Hekese emeği kadar’ a karşılık gelen miktar pratikte küçük meta üretiminin varlığı koşullarında meta değerlerine göre belirlenmek zorunda kalınmış ve bu aşamada küçük meta üretimi ile emek etkinliğinin meta olmaktan özgürleşme süreci bir paradoks oluşturmuştur. Bu çelişki Kruşçev modern revizyonizmi döneminde üretim sürecinin de değer yasasına uyarlanması ile meta üretimi ile kolektivizm arasında bir uzlaşmaz karşıtlık biçimini almış ve nihayetinde kapitalist restorasyonla sonuçlanmıştır.
Stalin, meta üretimi ile sosyalist inşa arasında üretim araçlarının toplumsal mülküyeti koşullarında bir uzlaşmaz karşıtlık olmadığını söylerken üst yapının bürokratikleşmesi ve yeni bürokrat burjuvazi oluşması ihtimalini göz önünde bulundurmamıştır. Stalin, kafa emeği ile kol emeği arasında da üretim araçlarının toplumsal mülküyeti koşullarında bir antagonizma olmadığı yanılgısından hareket etmektedir. Oysa, bürokrasi , sınflı toplumun üst yapısının bir biçimidir. Kafa emeği ile kol emeği arasındaki bölünme iş bölümünü derinleştirecek bir biçimde mesleki bir bölünme biçimini aldığında buradaki çelişkinin bir antagonizma (uzlaşmaz karşıtlık) biçimini alması sosyalizm deneyimleri ile de sabittir.
Sovyet sosyalizmi, özellikle ikinci emperyalist paylaşım savaşı döneminde emperyalist abluka ile mücadele sürecinde sosyalist üst yapının bir bileşeni olan orduyu ve siyaseti profosyonallerştirmeye zorlanmış ve bunun sonucu olarak askerlik ve siyaset gibi argümanlar profosyonel meslekler haline gelmiştir. Askerlik ve siyasetin birer meslek olarak profosyonelleşmesi sovyet deneyiminde bürokratizm eğiliminin başlangıcı olurken, sonrasında, Kruşçev revizyonizmi dönemi ile birlikte bürokratizm eğilimi sistemleşmiş ve oluşan bürokrastik tabakadan yeni bürokratik burjuvazi meydana gelerek sosyalist inşanın üst yapısını ele geçirmiştir.
Modern revizyonizmle birlikte değer yasasının sosyalist inşanın üretim sürecinin de planlı ekonomiyi değer yasasına uyarlaması ile kapitalist restorasyon sürecine girilmiştir. Sosyalizm deneyimlerinden bürokratizm tehlikesine karşı bir ders çıkarılacaksa, bu dersin kafa emeği ile kol emeği arasındaki iş bölümünü derinleştirecek biçimde birer üst yapı argümanı olan ve sosyalist toplumda toplumun tümünün bir işlevi olması gereken askerlik ve siyasetin meslek olarak örgütlnmemesi ve profosyonelleştirilmesmesi üstünden çıkarılabilir. Yine ”Herkese emeği kadar” paylaşım ilkesinin küçük meta üretiminin varlığı koşullarında zorunlu olarak değer yasasının işlemesi ile emek etkinliğini meta formunda tutmasına karşı da sosyalist inşanın paylaşım dinamiğinde değer yasasını sınırlandırmak için kolektivizmin niteliğine uygun bir ortak ölçütle değer yasasının bloke edilmesi gerekmektedir. Bu ortak ölçüt proleter fiili hukukun sosyalizm mücadelesi aşamasında aldığı biçim olarak komünist hukuk olabilir. Nasıl ki Komünist Parti hukukunda rütbeler bireylerin emek etkinliklerinin kolektif niteliklerine göre veriliyorsa, zorunlu tüketim maddelerinin eşit dağılımı gerçekleştirildikten sonra sosyal kullanım nesneleri bireylerin emek etkinliklerinin kolektif niteliklerine göre paylaştırılarak değer yasası sosyalist inşanın paylaşım sürecinde de sınırlandırılmalı ve böylelikle küçük meta üretiminin kolektif üretime doğru değişmesi için de bir toplumsal dinamik yaratılmalıdır.
Sosyalist toplumda, özellkle tarımda küçük meta üretimin sürdüğü koşullarda, köylülüğe karşı zor kullanarak küçük toprağını toplumsallaştırma siyaseti köylülükle işçi sınıfı arasındaki ittifakı bozacağı için uygulanabilir değildir. Bunun yerine tarımın kolektifleştirilmesi ve küçük meta üretiminin tasiyesinde özendirme yöntemi kullanılmalı ve köylülük sosyal kullanım nesnelerinin ( tatil, sosyal etkinlik, ek eğitim, vb.) emek etkinliğinin kolektif niteliklerine göre dağıtımı ile kolektif inşaya kazanılmalıdır.
Emek etkinliğinin kolektif nitelikleri her işyeri birer toplumsal mahkemeye dönüştürülerek doğrudan gözlem yolu ile demokratik bir biçimde değerlendirilebilir. Bu yöntem, maaş bodroları hesplamaktan daha az bürokratik ve çok daha demokratik bir yöntem olduğu gibi proleteryanın sınıf hukukunu kolektif üretim ilşkilerinin alt yapısı için de işleterek üst yapı ile alt yapı arasındaki hukuksal ikilemi de ortadan kaldıracaktır.Buradai bireylerin, örneğin belirli bir zaman süreci içinde ne kadar gönüllü çalışmaya katıldıkları gibi kriteler emek etkinliğinin kolektif niteliklerini ölçülendirmede kullanılabilir.
Bir ekonomik-sosyal formasyona tutarlığını veren yasa , üretim ilşkileri ile üretici güçler arasındaki uygunluk yasasıdır. Kapitalizmi yıkıma götüren çelişki emeğin toplumsal niteliğine karşılık mülk edinmenin özel biçimidir. Sosyalist inşanın tutarlı bir süreç olabilmesi ve sınıfsız topluma doğru gelişebilmesi için üretim ilşkilerinin üretim araçlarının toplumsal mülküyetine uygun olması gerekir. Üretim araçlarının toplumsal mülküyeti koşullarında küçük meta üretimi kapitalizme dönüşemez. Çünkü toplumsal mülküyet üretim araçlarının özel mülk edinilmesine engeldir. Böyle olmasına rağmen küçük meta üretiminin doğasında her zaman kapitalizme doğru gelişme eğilimi vardır. Planlı ekonomi , değer yasasının işleyişini üretim süreçlerini toplumsal mülküyetin çıkarlarına göre planlayarak küçük meta üretiminin ve değer yasasının üretimn planlanması yoluyla sınırlanması ile kapitalizm yönünde gelişmeyi engeller. Ancak, kolektif inşanın üst yapısının bürokratikleşmesiyle birlikte değer yasasının kapitalist restorasyona varacak biçimde işleyişinin serbest bırakılması toplumsallaştırılma biçimi altında üretim araçları üstünde bürokratik br tasarruf yaratarak bir devlet kapitalizminin ortaya çıkmasına yol açabilir. Sovyet ve Çin deneyimlerinde yaşanan süreç böyledir.
Üretim araçlarının toplumsal mülküyeti ve üretimin toplumsal mülküyet esasında sosyalist planlanması kooşullarında değer yasasının üretimin düzenleyicisi olmasının sınrlanmasıyla toplumsal mülküyet ilşkileri ile küçük meta üretimi arasında bir denge durumu vardır. Bu şartlarda ne toplumsal mülküyet küçük meta üretimini ortadan kaldırabilir, ne de küçük meta üretimi kapitalist bir formasyona kazanabilir. Kolektif inşanın istikrarının sağlanabilmesi ve küçük meta üretiminin geriletilerek kolektif üretim ilşkilerinin emeğin toplumsal niteliğine uygun olarak geliştirilebilmesi için bu denge durumuna iradi siyasal müdahale gereklidir. Peki, böyle bir iradi siyasal müdahalenin nesnel koşulları var mıdır? Evet, vardır. Bu nesnel koşul kitlelerin sosyalizm mücadelesi aşamasında Komünist Parti şahsında kimlikleşmiş olan ve emek etkinliğinin kolektif niteliklerini temsil eden komünist hukuktur.
Zorunlu tüketim maddelerinin emek etkinliğinin niceliğine göre paylaştırılmasından sonra sosyal ihiyaç ve kullanım nesnelerinin emek etkinliğinin kolektif niteliklerine göre paylaştırılması ile hem kolektif üretim ilşkileri etik bir niteliğe büründürülerek ve hem de emek etkinliğinin toplumsal niteliğiyle uyumlu bir paylaşım ilkesi benimsenerek kolektif inşanın istikrarı sağlanırken , komünist hukukun genelleştikçe kendiliğinden sönme diyalektiği taşıyan etik niteliği aracılığıyla Marks’ın öngördüğü gibi sınıfsız topluma ilerlemenin nesnel zemini oluşturulabilir.
Marks’ın sosyalist inşa için bir komünist hukuk önermemiş olması onun sosyalist toplum için öngörülerinin Paris Komününün deneyimleriyle sınırlı olmasından dolayıdır. Marks, yazılı bir komünist hukuku, yani, bir sosyalist anayasayı sosyalist inşa için önermemişse , bu, onun böyle bir siyasal misyonu kitlelerin insiyatifine bırakmasından dolayıdır. Kaldı ki, eski toplumdan devralınan üretici güçlerle sosyalist inşaya başlanma zorunluluğunun bir sonucu olarak burjuva hukuku ve iktisatının kalıntılarının sosyalist toplumda da bir süre devam edeceği gerçeği bu kalıntılara karşı emeğin toplumsal niteliğini temsil eden iradi siyasal müdahaleler yapılamayacağı anlamına gelmez. Tersine, burjuva hukuku ve iktisatı ne kadar geriletilirse sosyalist inşa ve kolektivizm o kadar gelişebilir ve komünist toplum yolunda o kadar mesafe alınabilir.
Marks, sosyalist inşanın istikrarı için üretim araçlarının toplumsallaştırılması şartını yeterli görmüştür. Ancak, eğer sosyal pratikten öğreneceksek, sosyalizm deneyimleri göstermiştir ki kafa emeği ile kol emeği arasındaki işbölümünden gelişen bürokrasi eğer önlem alınmazsa bürokratik ayrıcalıklı yeni bir sınıfa dönüşmekte ve küçük meta üretiminin kapitalist eğilimleri ile uzlaşarak sosyalist inşayı kapitalist restorasyona kadar geriye götürebilmektedir.
Burada, belirtmek gerekir ki kapitalizmden sosyalizme geçiş nesnel bir yasa değil toplumsal öncülleriyle birlikte sürdürülmesi gereken iradi bir siyasal mücadele ve inşa sürecidir.Evet, emeğin toplumsal niteliğiyle mülk edinmenin özel biçimi arasındaki çelişki kapitalizmi an ve an yıkıma sürükler; ancak, sosyalist inşa için bu objektif şartlarla birlikte subjektif unsurlar, yani tutarlı bir ögütlenme ve ideolojik önderlik ve bilimsel rehberlik gibi şartların yetersizliğinde kapitalizm varolan toplumsal çelişkilerden yeniden restore edilebilir. Toplumsal siyasal deneyimin kanıtladığı da bu gerçekliktir.Kapitalizmden sosyalizme geçişin ve komünist topluma doğru ilerlemenin nesnel bir yasa olduğu ideası kendiğindenciliğe karşılık gelir. Siyasal iradenin önemini hiçleştiren bu yaklaşım Marksizmi pozitivizme indirgeme anlayışının bir devamıdır. Çünkü, üretim araçları toplumsallaştırılarak bir sosyalist inşaya başlandığında sosyalist toplumun bağrında kapitalist toplumu yeniden üretebilecek olan, alt yapıda küçük meta üretimi ve üst yapıda bürokratizm gibi faktörler halen mevcuttur. Tutarlı bir sosyalist inşa girişiminin bu kapitalist öncüllere karşı tutarlı ve bilimsel bir sosyalist inşa siyaseti üretmesi gerekir. Sosyalist inşa deneyimlerinin tarihsel tecrübesizliği ile birlikte emperyalist ablukanın yarattığı olumsuz şartlar yenilgiye götüren süreçleri yaratmıştır. Ancak tarihsel deneyimlerden öğrenmeyi bilen yeni bir sosyalist inşa girişiminin kapitalizme karşı zafer kazanamayacağı anlamına gelmez ,bu. Kapitalizm, feodal topluma geri dönemez. Çünkü kapitalist toplumun üretici güçleri ile feodal toplumun üretici güçleri farklıdır. Feodal toplum tarım toplumu iken ve temel üretici gücü torpak ve tarım emeği iken kapitalist toplum sanayi toplumudur ve temel üretici gücü sanayi emeğidir. Ancak, sosyalist toplumla kapitalist toplumun üretici güçleri farklı değildir. Bunlar, kapitalizmin bağrından çıktığı biçimiyle sanayi proleteryası ve sanayi emeğidir. Sosyalist inşayı kapitalizme karşı muzaffer yapacak yegane güç sosyalizm mücadelesinin objektif şartlarında değil subjektif şartlarında yani örgütlülük ve bilimsel ideolojik rehberliğin rölündedir. Sosyalizm için bütün objektif şartlar uygun olsa da , yani, emeğin toplumsal niteliği ile mülk edinmenin özel biçimi arasındaki çelişki kapitalizmi yıkıma sürüklese de subjektif unsur, örgütlülük ve bilimsel ideolojik önderlik yetersiz olduğu koşullarda ne proleterya iktidarı ele geçirebilir ne ne iktidarı ele geçirse bile sosyalist inşayı komünist topluma doğru geliştirebilir.Bir sosyalist inşa süreci paylaşım ilkesi olarak yalnızca emek etkinliğinin niceliğini esas alamaz. Çünkü, üretim araçlarının toplumsallaştırılması ile birlikte ve çalışma saatleri de herkes için eşit olduğuna göre, artı-emek, gerekli -emek, ücret, fiyat, kar gibi kapitalist ekonomipolitiğe ait kavramlar sosyalist inşa için anlamsızlaşacağı gibi bunlarla birlikte emek-zamanı kavramı da ekonomipolitik değerini nesnel varlığına rağmen yitirir. Emek-zamanı, emek etkinliğini insanal niteliklerden soyutlanmış bir niceliğe indirger.Bu niteliği ile emek-zamanı kavramıda emek etkinliğini meta olduğu kapitalist ekonomipolitiğin bir ölçütüdür. Sosyalist inşa ise yalnızca kullanım nesneleri üreten bir ekonomik formasyon değil emeğin toplumsal niteliğini temsil eden aynı zamanda kültürel, etik ve siyasal bir süreçtir. Dolayısıyla sosyalist inşanın paylaşım hukukunun emek etkinliğinin kolektif niteliklerini de hukuklandırması gerekir ki proleteryayı iktidara taşıyan ve onun iktidarının garantörü olan nitelikler de bu niteliklerdir.
Maoizm, sosyalist ekonomipolitikteki bu boşluğu sezmiş, Kızıl Siyasi İktidar deneyimlerini siyasallaştırarak emek etkinliğinin kolektif nitelikleri üstünden Proleter Kültür Devrimini başlatmış olmasına rağmen, yapılan hamlenin yapılan hamlenin yalnızca üst yapıda bürokratizmi hedef alan siyasal bir hamle olarak kalması, alt yapıda ekonomipolitiğin alanına doğru genişletilememesi sonucu hukuklaşamamış ve provakosyonlar sonucu yenilgiyle sonuçlanmıştır. Proleter Kültür Devriminin yenilgisi dünya çapında etkili olmuş ve tarihin mecrasını değiştirmiştir. Proleter Kültür Devriminin yenilgisi ile çağ, emperyalizmin dünya çapında toptan çöküşe, proleter devrimlerin zafere ilerlediği çağdan, empeyalizm, proleter devrimler ve karşı devrimler çağına doğru değişmiştir.

Fikret Karavaiz

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.