SOSYALİZM İNDİRGENEMEZ !!!
Bilimsel sosyalizm toplumsal pratik içinde gelişerek zenginleşir ve sosyalizmin sürdürülebilirliği pratiğe ve hayata uygunluğu içinde anlam kazanarak ve birikerek gelişen bilimsel yanıyla toplumsal ekonomiye geçişin bütün koşullarını oluşturarak, adım adım herkesin yeteneğine ve herkesin ihtiyacına yanıt verecek aşamaya evrilecektir.
Bilimsel sosyalizm hayat ve toplumsal mücadeleye ilişkin çelişkilerini, kendi doğasına ilişkin çelişkilerini bu süreçte biriken toplumsal ihtiyaçlar çerçevesinde aşarak ve sürekli kendisini yenileyerek aşacaktır. Yeni dünyanın, kapitalizm sonrası dünyanın toplumsal pratiği birikerek kendisini yaratmak üzeredir.

Devrimci süreci kuşatmış olan üçüncü revizyonist saldırı büyük bir panik içinde ideolojik olarak karşı devrimin bütün argümanlarıyla silahlanmış ve dünya genelinde toptan saldırıyor emekçilerin doğmakta olan dünyasına…Batı merkezli ve 1980’dan sonra doğuyu da içine alan büyük revizyonist ideolojik saldırılar sosyalizmin yenilgisini fırsat bilerek toptan bir saldırıyla bu sürecin bütün birikimlerini yok sayarak kendilerince yeni bir model, bütün yolları kapitalizme çıkan bir model yaratmak istiyorlardı.

Tanrıya yakarışları da bundandı ve hepsi batının tanrısına teslim olmuşlardı. Şehitlik nağmeleriyle uyutulan ortaçağın kahramanlığını sosyalizm mücadelesi olarak dayatan bu zihniyetin pamuk ipliğinden daha zayıf bir kişiliğin, nasılda emperyalist merkezlere can havliyle sığındığını devrimciler çok iyi bilir…

Toplumsal pratik ve bilimsel gelişmeler, sosyalizmin bunalımlarını tekrar toplumsal alana ilişkin pratiğe yönelerek teoriyi pratikten çıkararak aşacağını, devrimin geri çekildiği bu süreçte biriktirerek yeniden sosyalizme evrileceğini en genel anlamda ispatlamıştır.
Sovyet ve Çin deneyimlerinin yaşadığı sorunların ağırlığı altında yolunu kaybeden sahte solcuların panik ataklar, kapitalist şizofreniye dönüşmüş ve kapitalizmin şarabı döneklerin kafasını bir hoş etmiştir. Revizyonizmin Brenstein’den kök alan yıllanmış ve kokuşmuş teorisi yeniden revizyonist döneklerin vücudunda bir virüs olarak hayat buluyor ve gerçeklere saldırıyordu…

Somutun dünyasını reddeden dönekler, kendi korkak dünyalarını revizyonizmin kağıttan zırhına bürünerek yeniden kurmaya çalışıyorlardı. Gerçeği olgularda değil, kokuşmuş ve tarihin dışına atılmış revizyonist teoride arıyorlardı ve onu bütün zamanlara giydirmeye çalışıyorlardı.

İnsanlık kendi tarihi boyunca, bu güne kadar bütün zamanlara uygulanacak bir teori geliştirmemiştir.

İnsanlık sürece ilişkin doğrularını toplumsal süreçlerin olgularından çıkarmış ve biriktirerek bugünü yaratmıştır…Bugün gelinen aşamada bilimsel sosyalizmin bütün birikimleri, yine toplumsal pratikten çıkmış ve gerçeğin tek sınanacağı alan toplumsal pratik olmuştur.
Bilim tarihsel ilişkileri içinde birikerek sistemli bilgiye dönüşen toplumsal pratiğin kendisidir…
Türkiye Sol ve geçmişin devrimci örgütleri kendi tarihinde olay ve olgulardan uzak, geçmişin teorik mirasını bütün süreçlere uyarlamaya çalışan ve bunu çok kötü bir biçimde kullanan bir dogmatizmin dışına çıkamamış ve süreç içinde kendisini de tasfiye ederek, devrimin toptan reddine işi vardırmıştır..

Bu dönüşüm bir çok örgütsel yapıda muazzam kırılmalara yol açarak karşı devrimci sürece kadar evrilmiştir. Türkiye’nin yarı feodal köylü kültürü söz konusu örgütleri kuşatmış, şablonculuk ve doğmatizmin tutucu feda ruhu oartaçağın kahramanlığıyla birleşerek bilimsel sosyalizmle, bilimle alakası olmayan insan tipi yaratmıştır.
Ölmeyi ve canını feda etmeyi devrimcilik olarak zanneden anti bilimsel orta çağ kahramanlığı dönemin devrimciliği olarak savunulmuştur. Devrimciliği üç beş insanın kahramanlığına indirgeyen dogmatik bir sürecin ürettiği berbat pratik, zaman zaman kendi içinde karşı devrimci yöntemlere kayarak, adeta kendi içine dönük bir savaşa dönüşmüş ve büyük insan kayıplarına yol açmıştır.

Bu çalışmanın konusu bu örgütleri isimleriyle sıralamak değil, bu çalışmanın konusu bu berbat pratiğin ürettiği yanlışları tarihe not düşmektir. Kendi gerçek zeminlerinden koparılmış, kitlelerden soyutlanmış, üç beş kahraman silahşörün namlusuna endekslenmiş ve bundan sonsuz haz duyan bir köylü devrimciliği…
Erdoğan ATEŞİN
07.11.2018

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.