SOSYALİZM KAPİTALİZMİN ANTİTEZİDİR
Kapitalizmin ekonomipolitiği emeğin ve emek ürünlerinin değişim değeri üstüne kurulmuştur. Kapitalist ekonomipolitikte kullanım değerinin ancak değişim değeri varsa bir anlamı vardır.Aynı zamanda kapitalizmin ekonomipolitiği mutlak bir yasa olan eşitsiz gelişme yasasının üretici güçlerin gelişme diyalektiği üstünde dolaysız egemenliğini tescil eder; burjuva hukukuku ise ekonomipolitiğin bu tescilini yasalaştırır.Dolayısıyla soyut burjuva eşitlik ilkesi somut dolaysız eşitlik üstüne kurulduğu için gerçekte eşitliği değil eşitsizliği tescil eder.Bir başka söylemle burjuva eşitlik ilkesi gerçekte eşit olmayan şeyleri soyut olarak eşitlemektedir.
Kapitalizmin ekonomipolitiği bir niceliği başka bir niceliğe göre böler.Bu, üretim ilşkilerinde insana dair her türlü öznelliğin yadsınması ve insanlar arasındaki ilşkilerin nesneler, metalar arasındaki ilişkiye dönüştürülmesi için kapitalist ekonomipolitiğin zorunlu bir koşuludur.Örneğin kapitalist ekonomipolitik her hangi bir işteki emek yoğunluğunu ya da emek faaliyetindeki insancıl nitelikleri değil emek niceliğini yani emek zamanını ölçer. Böylece kapitalist ekonomipolitikte çalışma eyleminin kendisi her türlüinsancıl niteliğinden soyutlanarak yalnızca pazar için yapılan ruhsuzi mekanik bir faaliyet haline gelir.
Sosyalizmi olanaklı hale getiren tarihsel olgu emeğin toplumsallaşmış olmasıdır. Sosyalizm,örneğin, zanaatçi emeği üstüne inşa edilemez. Çünkü zanaatçi bir emek ürününü bütünyle kendisi üretir. Dolayısı bu ürün üstündeki tasarrufu da tamamen kendisine aittir. Oysa , emeğin toplumsallaşmış biçimi olarak sanayi proleteryası emek ürünlerinin yalnızca bir parçasını üretir. Böylelikle toplam toplumsal üretim içinde her poleterin emeği, emek yoğunluğu ve emeğin öznel insancıl nitelikleri erir. T oplam toplumsal üretim içinde eriyn bu somut emek pzara geldiğinde değişim değerinin işin içine girmesi ile kullanım değerinden soyutlanır ve emekçinin kndisine yabancılaşır.Pazarda ölçülen şey emek ürünleri olarak metaların ve hem de kendisi de bir meta haline gelmiş olan emek faaliyetinin üretimindeki insancıl nitelikler değil değişim değeri olarak belirli niceliklerdir.
Sosyalist inşanın tarihsel zorunluluktan dolayı burjuva hukuku ile sürdürülmene dair Marksist tez Marks tarafından Paris Komününün sınırlı deneyimleinden sentezlenmiştir.Marks’ın da belirttiği gibi hukuk hiç bir zaman mevcut uygarlık derecesinin yani üretici güçlerin gelişmişlik düzeyinin daha üstünde olamaz.Her hangibir toplumsal formasyonda hukuksal biçim ancak üretici güçlerin tarihsel olnakları ölçüsünde geliştirilebilir.Ancak Marks’ın burjuva hukukunun zorunlu olarak sosyalist inşa sürecinde sürdürülmesi tezi üstünsen yaklaşık 170 yıl gibi önemli bir süre geçmiştir. Bu süreç boyunca kapitalizm koşullarında da üretici güçlerde ve emek üretkenliğinde muazzam gelişmeler yaşanmıştır.Ayrıca reel sosyalizm deneyimleri yenilgi ile sonuçlanmalarına rağmen kolektif birinşa süreci için oldukça önemli teorik ve pratik deneyimler yaratmışlardır.
Sosyalist konomipolitik rtici güçlerin mevcut tarihsel düzeyi itibarı ile olsun, sosyalist inşa deneyimlerinin teorik ve pratik birikimlei itibarı ile osun burjuva hukukunu yalnız üretim araçlarının toplumsallaştırılmasında olduğu gibi sınırlı bir biçimde değil ama daha geniş bir biçimde burjuva eşitlik ilkesinin de aşılabileceği nesnel koşullar çağımız itibarı ile mevcuttur.Burjuva soyut eşitlik ilkesi yerine kolektif inşanın niteliği ile uyumlu ve emeğin toplumsal niteliğini yansıtan bir proleter hukuk yaratmak olanaklıdır.Proleter hukukkun ise emeğin toplumsal niteliğinden hareketle emek faalyetinin niceliğini değil, emek faaliyetinde kolektif nitelik olarak ne varsa onu hukuklandırması gerekir. Çünkü proleteryanın iktidarını olanaklı kılan da, sınıfsız topluma doğru ,ilerlemeynin tarihsel nesnel koşullarını yaratan da emek faaliyetinin eşitsiz gelişme yasasına karşıt olarak gelişmiş kolektif nitelikleridir.Dolayısıla sosyalist inşa ilkesinin ‘Herkesten yetteneği kadar herkese emeği kadar’ gibi çalışmaeylemini kapitalist ekonomipolitiğin yaptığı gibi ruhsuz ve mekanik bir süreç haline getiren bir burjuva ücret hukuku yerine, tıpkı st yapıda komünist hukukun rütbe hukukunda yaptığı gibi çalışmanın kollektif niteliklerine göre ölçmesi ve hukuklandırması gerekir Böylelikle ”Hekesten yeteneği kadar herkese emek faaliyetinin kolektif niteliklerine göre’ şeklinde doğrudangözlem ve doğrudan demokrasi ile hukuklaşabilecek bir ilke ile bujuva eşitlik ilkesinin soyut içeriği kolektivizm lehine aşılabilir.
Bu doğrudan demokratik yöntem maaş bodroları hesaplamaktan daha pratik olduğu gibi çalışmayı ruhsuz, mekanik bir işlem olaktan özgürleştirecek ve emek faaliyetini böylelikle eşitsiz gelişme yasasından da özgürleştirerek insancıl niteliklerin gelişme koşullarını yaratablecektir.Bu , örneğin kolektifin bireyinin belirli bir zaman diliminde ne kadar gönüllü kamusal çalışmaya katıldığı ve bu çalışmalardakiperformansıile ölçülebilir ve hukuklandırılabilir.Böylelikle sıradan emek faaliyeti burjuva hukukunun sınırlarını aşarken eşitsiz gelişme yasaından da özgürleşerek kolektif üretici güçleri sınırsız olarak geliştirme olanağı bulurken, aynı zamanda da temsil ettiği kültürel etik genel etik düzeyine geldikçe sönecek bir hukuk niteliğinde olması ile sınıfsız topluma ilerleme önünde özel mülküyeti korumak üzeere şekillenmiş olan ve kendi başına sönme diyalektiği taşımayan burjuva hukuktan daha rasyonel bir hukuksali içerk oluşturulabilecektir.
Bütün toplumsal formasyonlarda alt yapının, yani, üretim ilşkilerinin niteliği, üst yapının, yani, devletin niteliğini belirler. Alt yapnın burjuva hukuku ile geliştiği bir kolektif inşada üst yapı komünist olarak kalamaz.Reel sosyalizm deneyimleri kollektif inşayı öncelikle alt yapıda burjuva hukukundan özgürleştirecek kollektif biçimler geliştirmek yerine üst yapıdan dayatma biçiminde bir sosyalist inşa beliledikleri için sonuçta burjuvaziye değil ama eşitsiz gelişme yasaının üreticigüçlerin gelişme diyalktiği üstündeki dolaysız egemenliğine teslim olmuşlardır.Reel sosyalizmlerdeki rütbe hukuku ise bireyleri üretim sürecinden kopararak bürokrasinin unsurları haline getirerek kolektivizmin niteliği ile çelişen sonuçlar yaratmıştır.Oysa pofosyonel ordu yerine kolektifin herbireyinin tıpkı çalışma zorunluluğu gibi asker olduğu ve komutanların seçimle seçilip seçimle görevden alındığı doğrudan demokratik biçimler geliştirilebilirdi.Kolektif inşada kolektifin breyinin emeği kapitalizmde olduğu gibi bir meta değil kolektifin bireyinin gönüllü eylemidir.Dolaysı ile kollektif inşa öncelikle emek faaliyetini burjuva hukuku ve eşitsiz gelişme yasasından özgürleştirecek ve sosyalizme proleter bir irade verecek olan doğrudan demokratik hukuksal biçimler geliştirmelidir.Burjuva hukuku reel sosyalizm deneyimlerinin bürokratikleşmelerinin ve kapitalist eğilimlerin gelişme koşullarının oluşmasının da yasal zeminini yaratmıştır.
Özgür Bahar

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.