TEORİYİ, TEORİYLE AŞMAK DOGMATİZMDİR…
Sovyetlerde ve Doğu Avrupa’da gelişen halka hareketleri, tutucu bürokrat burjuva yönetimleri yıktı, ama onun yerine yeniden sosyalizmi koyma bilincine sahip değildi. Uluslararası kapitalist sistemin bu alanda büyük bir baskısı vardı. Şimdi Doğu Avrupa halkları yeni bir kapitalist krizle karşı karşıyadırlar ve geleceklerini mutlaka sosyalizmde, kolektif mülkiyette arayacaklardır. Emperyalizme karşı mücadele, yeni tipten revizyonist Brejnev ve Gorbaçov reformculuğuyla birleşiyor. Doğu Avrupa halkları, bu konuda daha ileri olup, önümüzdeki süreçte kapitalist sistemin bütün yıkıcı faaliyetlerine karşı ayağa kalkacaklardır. Devrimci Marksizm, modern revizyonizme karşı mücadelede, pratik içinde kendisini aşarak başarıya ulaşacaktır. Bu konuda önemli bir deneyim ve tarihsel tecrübe mevcut. Sovyet ve Çin emekçileri ve proletaryası bu konuda engin deneyim ve tecrübeye sahiptir .
Bu ve benzeri ülkelerde sosyalizm, ulusal değerlerin bir parçası olarak maddi bir güç haline gelmiş, ve o halkların kültürüne dönüşmüştür. Geriye dönüşler sosyalist kültürü ortadan kaldırmaz, onu yeni atılımlarla, yeni devrimlerle daha da derinleştirir. Geçmişte geriye dönüş yaşamış ülkelerde, önümüzdeki süreçte teoride olağanüstü bir atılım olacağını bugünden görmek mümkün ve bu dinamizm bu ülkelerde var. Özellikle Sovyet ve Çin emekçileri ve proletaryası derin bir krizden geçti ve hala da geçiyor. Yeni devrimci atılımın ve teorik yeniden atılımın bütün unsurları bu krizin içindedir, orada gelişiyor, krizin rahminde.Teorinin açmazlarını insanlık tarihinde, insanların, emekçilerin pratik içindeki çabası aşacaktır. İnsanlığın işçi sınıfı önderliğinde, devrimlerle geleceğini yaratmak dışında bir seçeneği kalmamıştır.
Teoriyi tekrar teoriyle aşmaya çalışan dogmatik anlayış iflas etmiştir. Marks’ı-Lenin’i Mao’yu tekrar etmekle, yani teoriyi teoriyle aşmak idealizminden kurtulamayanlar, felsefi idealizmin bataklığında, nesnel dünyadan kopuk, nesnel dünyanın üstünde, dışında cennet aramaya daha çok devam ederler. Kafaları bir komplo makinasına döner bu tür unsurların, yada örgütsel yapıların.Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi pratiğinde bunun yığınlarca örneğine rastlamaktayız. Bu acı gerçekler Türkiye ve dünya devrimci kamuoyuna doğru bir şekilde, bir tecrübe olarak aktarılmadıkça, bu berbat, karşı devrimci süreci aşmanın koşulları yoktur. Ceza evlerinde ve dışarıda bu süreci başlatan komplocu zihniyet objektif olarak örgütsel tasfiye ve oradan da devrimci süreci ileriye taşımak isteyen dinamikleri tasfiye etmiştir. Savaşan bütün dinamikleri…
Sınıfın öncüsü konumunda olanlar, devrim öncesi azınlıkta olan ve çoğunluk üzerinde faşist bir baskı aracı olan devlet tarafından baskı altında tutuldukları için, çoğunluğun temsilcisi pozisyonundadırlar. Çoğunluğu karşı devrim karşısında temsil eden emekçi sınıfın öncüsü, devrim sonrası, bu defa kendisi çoğunluk karşısında azınlık duruma düşer ve bu azınlığın, bir komplo makinasına dönüşme ihtimali her zaman vardır. Çünkü komünist partisi dediğimiz aygıt, devrim sonrası artık sınıfın içinde bir azınlıktır. Bu azınlık, sınıf ve emekçi hareketi içinde erimedikçe, her an kendisini olumsuz anlamda inkar edecek tehlikeler taşıyabilir. Zaten devrimci bütün felaketlerde bu aygıt içinde yaşanmaktadır. Parti, devrim sonrası bütün kötülüklerin kuluçkasıdır, oradan kötülük kendisini üretir. Komünist partiler homojen değil, heterojendirler. Bu tür partilerde zafer, çoğu zaman silahsız iradeyle bile kazanılır…
Teoriyi savaşanlar üretir, pratiğin içinden çıkararak üretir. Pratik yaşamın kendisinden çıkanları, kendi gerçek zeminlerinde üretirler. Parlamento batı kapitalizminin siyasal çözümüdür ve kapitalist topluma aittir, kitlelere karşı kurulmuş bir aldatma tuzağıdır. Soysuz, ahlaksız ve düzenbaz bir sistemdir. Kapitalist toplumun kusmuğudur .İşçi sınıfının çözümü devrimdedir, yöntemi de devrimcidir. Sosyalizm açmazlarını devrimci yöntemlerle pratik içinde aşacaktır. İşçi sınıfının ve dünya emekçilerinin bilincini hiç bir güç, çürümüş asalak kapitalist sistemin içine hapsedemez. Kitlelerin değiştirme kuvvetini, artık ulusal çitler-ulusal sınırlar içine hapsetmenin koşulları kalmamıştır ve devrimin çelişmeleri uluslararasılaşmıştır. Devrimci enternasyonalizm buna çok iyi bir örnektir. Dünya buna mecburidir, Enternasyonalizmle kurtulacak insanlık!!!
Boşuna heveslenmesinler burjuva baylar. İnsanlığın, emekçilerin ayaklandığı bir dünyada, burjuvazi tarihin çöplüğünde yer beğenecektir. Emekçiler mücadele alanlarında, burjuvazi ise, paralı kolluk kuvvetleriyle ve onların karşı devrimci terörüyle alanları kontrol altında tutmak çabasındadır. Sömürge, yarı sömürge halkalarının ezici çoğunluğu alanlarda. Avrupa işçi sınıfı ve genç kuşaklar, emekçiler alanlarda. Burjuvazi kaç adam kaldı? 2,5 eşkıya bozuntusu zorba, dünyadaki emeği hırsızlayan, hırsız bozuntuları.
Dünyanın çelişmeleri uluslararasılaşmıştır ve bu çelişmeler bugün daha da derinleşerek, yeniyi yaratmak üzeredir. İnsanlık büyük bir değişimin eşiğine gelmiştir ve bu değişimin sancılarını çekiyor. Bugünün dünyasının çelişmeler, Lenin ve Mao dünyasının ve döneminin çelişmelerinden daha da derindir. Tanrısı devlet olanlar, kendilerini mezara gömmeden evvel, en lüks şampuanlarla ve en lüks losyonlarla yıkanıp süslenerek kendilerini son bir kez kutsuyorlar. Onlar ne kadar da kutsasalar kendilerini, ne kadar da yumuşatsalar lüks şampuanlarla üstüne kan sıçramış pis bedenlerini, yine de onların yüzleri acayip ve buz gibidir. Kendilerini şiddet ve silahla koruyanlar, şiddet ve silahla yıkılacaklardır. Mao’nun deyişiyle ”emperyalizm kağıttan kaplandır”.Lenin Emperyalizmi ”çamur ayaklı dev”olarak tarif eder. Emperyalizm kardan dev adamdır…Güneşi zapt edenler, kardan dev adamı zapt edecekleri güneşin sıcaklığında eritip yok edeceklerdir.
Emperyalizm, dünya halkalarıyla kavga ediyor, dünya halklarıyla savaşıyor. Sömürdüklerinin çok az bir kısmını kendi ülkelerindeki emekçilere vererek susturmaya çalışıyor. Sömürü alanları daraldıkça sömürülen, ezilen, baskı altında tutulan halklar ve uluslar, bağımsızlıklarını ilan ettikçe, kapitalist emperyalist sistem de kendi içinde derin krizler yaşayacaktır. Emperyalizm bu sürece girmiştir. Bu değişimin temel dinamikleri devrimin fırtına merkezleridir. Bu merkezlerde kapitalist sisteme özgü sınıfsal farklılıklar, bölünmeler ve sınıf çelişmeleri dahada derinleşerek devam ediyor. Bu değişim, toplumları değiştirecek dinamikleri ortaya çıkarıyor.
Türkiye-Kuzey Kürdistan’da Demokratik Devrim mücadelesi ve Ulusal Hareketin geldiği nokta, siyasi mücadeleyi ekonomik mücadelenin önüne çıkarmıştır ve siyasi mücadele öne geçmiştir. Dünyanın bütün bağımlı, kapitalizmi nispeten gelişmiş ülkelerinde devrimci pratikler gelişiyor. Asya, Afrika Latin Amerika’da devrimci pratik atılımlarda gözle görülür gelişmeler yaşanıyor. Nepal, Peru, Filipinler, Hindistan, Brezilya, Sansalvador, Paraguay, Bolivya, Guatemala, Küba, Nikaragua, Kambuçya, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır, Filistin,Yunanistan, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci ve ulusal dinamikleri aracılığıyla yürütülen halk gerilla savaşları, büyüyerek devam ediyor.
Teorinin yeni atılımları bu pratikler içinden çıkacaktır.Teorinin malzemesi bu mevzilerde yoğruluyor, çünkü buralarda değiştirme iradesi vardır ve irade varsa teorik yenilenmede vardır. Kapitalizmin insanlığa sunacağı hiç bir şey kalmamıştır. Kapitalizm artık insanlığın geleceğini temsil etmiyor ve sorunları çözme yeteneğini kaybetmiştir. Doğayı yok ederek insanı doğadan kopardı, insanı insandan kopararak çatıştırdı. Kirli savaşlarla ayakta kalmaya çalışan bir sistem, ve en yıkıcı, en tahripkar dönemini yaşıyor, çünkü can çekişiyor. Son hamleleri, can havliyle saldırıyor, ölen bir insanın geridekilere bırakacağı son vasiyet gibi. Bütün bu yıkımlar, insanlığın büyük toplumsal kolektif projeleriyle, devrimlerle aşılacaktır. İnsanlığın yeniden daha ileri devrimlere ihtiyacı var. İndirgemeci değil, eskiyi aşan, açmazlarını aşan yeni bir partiye, yeni bir sosyalizme, sistemden köklü kopuşlarla, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya…
Erdoğan ATEŞİN

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.