Ulusal Sorun ve Komünistler (10)
(Kautsky–Bauer Polemiği)
Karl Kautsky (1854-1938), Avusturya’nın “milliyetler sorunu” üzerine çok sayıda makale yazmış biri.
Editörü olduğu haftalık Neue Zeit gazetesinde Bauer’in kitabı çıktıktan hemen sonra bu kitapta öne sürülen görüşler üzerine de bir yazı yayımlamıştır.
(Bkz. Karl Kautsky, Nationalität und Internationalität/Milliyet ve Enternasyonalizm, Neue Zeit, 18 Ocak 1908)
Bahsini ettiğim Kautsky-Bauer polemiği işte bu sırada ve Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin yayınlarından Neue Zeit’ta yaşanıyor.
Kautsky, bu polemikte kendi ekibinden biri olan Bauer’in ulus teorisine katılmaz.
Bauer, ulusu bir “kültür (ve karakter) cemaati” olarak tarif ediyordu.
Bu tanımın kültürü çok fazla öne çıkardığını ve dile yeterince önem vermediğini düşünen Karl Kautsky ise, örnekler vererek uzun uzun dilin önemini anlatır ve ulusu bir “dil birliği” veya “dil topluluğu” (language community) olarak tarif eder.
Ama ekler:
The nation cannot exist without a territory.”
Yani:
“Ulus bir toprak olmadan varolamaz.”
(Bkz. Karl Kautsky, Nationality and İnternationality, s. 154, translatıon by Ben Lewis).
Kautsky’e göre bir ulusun ne kadar üyesinin diğer milliyetler arasında yaşadığının bir önemi yoktur; ama bir koşulla:
Bu ulusun çekirdeği (veya gövdesi) sınırları belli bir toprak üzerinde tutunmak zorundadır.
Çünkü “dilsel kültürün” (linguistic culture) hayatı bu belli toprak üzerinde yoğunlaşır.
Bu eksikse, yani dilsel kültür devamlılık gösteren bir toprak üssünden dışarıya doğru yayılışını ve etkisini sürdüremezse, o ulusun dağılmış üyeleri çok geçmeden dillerini ve kimliklerini/milliyetlerini yitirirler.
Kautsky, ek olarak, belli bir toprağı/coğrafyayı tek birim halinde sürekli birbirine bağlamakta ticaretin (yani iktisadın) önemine değinir.
Bauer’in “çokuluslu devlet” sempatisine ve bunun tamamen Avusturya’daki çokuluslu devletin geleceğiyle ilişkisine işaret eden Kautsky, ulus devlet ve çokuluslu devlet konularındaki görüşünü şöyle ifade eder:
Ulus devlet modern ilişkilere tekabül eden devlet biçimidir.
(…)
Çokuluslu devletler, iç şekillenmeleri şu ya da bu nedenle geri veya anormal kalan devletlerdir.
Bu açık şekilde ancak Türkiye ve Rusya örneklerinde görülebilir…”
(Bkz. Karl Kautsky, Nationality and İnternationality, translatıon by Ben Lewis).
Kautsky, Bauer’in ulus teorisinde ulus devlet kurma veya ayrılma eğilimlerinin ardındaki iticilerin (dil dahil) de küçümsendiğini düşünür.
Birinci Savaş’ın sonlarına doğru kaleme aldığı “Die Befreiung der Nationen” (Ulusların Kurtuluşu, 1917) başlıklı bir yazısında, Kautsky, bir kere daha Bauer’in ulus teorisine döner.
Burda, özetle:
Bauer, bizim en önemli Marksistlerimizden biridir. Onun kitabı yazdığı her şey gibi mükemmeldir. Ulusal sorunda kendini eğitmek isteyen hiç kimse onu atlayamaz. Ama ben onun başlangış noktasını paylaşmıyorum. Bauer’in çıkış noktası benimkinden tamamen farklıdır” diyor ve kendi fikrini tekrarlıyor:
Bana göre milliyet bir dil topluluğudur.”
(Bkz. Die Befreiung der Nationen, Bölüm 6, Otto Bauers Theorie der Nationalität)
Daha sonra Bauer’in teorisini birkaç noktada daha eleştirir.
Örneğin, Bauer’in sosyalist gelecekte ulus ve ulusal kültür hakkında dedikleri, ulusların zamanla kendilerini birbirlerinden daha kalın çizgilerle ayrıştıracakları şeklindeki fikirleri deşilecek olursa, burdan Bauer’in kendisinin de katılamayacağı çok sonuç çıkabileceğini belirtir.
Bauer’de ulus ile toplumun aynılaştığına dikkat çeker.
Bauer’in “karakter cemaati” dediği şeyin ancak içinde yaşanılan koşulların bütün topluluk (veya ulus) için aynı olması durumunda olanaklı olabileceğine, karakter benzerliklerinin sadece koşulların benzerliğinden doğabileceğine işaret eder.
Kautsky’e göre kültüre ulaşmanın köprüsü dildir, yani kültürle ilişkide de ulus/milliyet bir “dil cemaatine” denk düşer.
Bauer’in kültür ve karaktere düştüğü vurguya karşı, Kautsky, bir devlet içinde uluslar ya da milliyetler arasındaki anlaşmazlıkların ulusal karakterler ya da ulusal kültürler arasındaki çatışmadan değil, fakat pazar için ve devlet iktidarı için (belli bir dilin iktidarını da beraberinde getirecek olan) mücadelelerden ileri geldiğinin ve bu mücadelelere ancak sosyalizmin son verebileceğinin altını çizer
(Bkz. Karl Kautsky, Die Befreiung der Nationen, Bölüm 8, Der Kampf der Nationalitäten und der Sozialismus/Milliyetlerin Kavgası ve Sosyalizm)
Bu eleştiriler Bauer’in ulus teorisinde kayda değer bir değişikliğe yol açmış değil.
Bunu Bauer’in kendi kitabının ikinci basımına 1924 yılında yazdığı “önsöz”den biliyoruz.
(devam edecek)

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.